Keşf-iKeyif

7 Şub
2010

oturmuş internette dolaşırken, kris’in taze stumbleupon avatar’ıyla kendimizden geçtik çok şükür. şeyda bi de baktı ki kris güzel bi site bulmuş, cümle cemaatle paylaşmış bize hiç göndermemiş. (yazdım bunu bi kenara-tam da bu kenara)

site bi güzel çıktı kardeşim, ooo, harbiden adıyla müsemma: aurgasm.

aurgasm.us, daha bugün haberimiz olmasına rağmen, bayağı ciddi takipçisi olan, caz, elektro, soul vesayire gibi tarzda müzik yapan ama çok da bilinmeyen grupların tanıtıldığı, paylaşıldığı bir blog. kazdıkça neler çıkıyor bir bilsen. türkiye’den de bayağı takipçisi varmış üstelik. öyle de bir playlist aparatı var ki sitenin, mesaiyi erit gitsin.

hemen bi de parça bağlayalım arkasına; valla şahane klip. (nerden biliyorum lan ben bu vj havalarını)

swing-jazz/balkan/swedish hiphop tarzlarında müzik yapan grubun sayfası da şurda:
http://aurgasm.us/2009/04/movits/

bunu beğenenlere yanında bir de tribal Sporto Kantes veriyoruz.
artık gerisi seç, beğen, şenlen.
hadi, yarasın.

1 kişi dımdıklamış.

•School Dilemma: Charlotte, N.C. (1957)Son zamanlarda o kadar kendi içimdeyim ki, dışarıda ne olup bitiyor haberim yok. İşe giderken, işten dönerken, hatta iş yerindeyken de etrafta olan biten hiçbir şeyi görmüyorum desem yeridir. Üstelik benim kadar detay kovalayan, watcher etiketli bir insan böyle kapatsın herşeye gözünü; olacak şey değil… Bu içte kalmanın sebebi aslında biraz kafa dinlemekti. Malumunuz, kozmopolit insanı kafa dinlemeye pek zaman bulamıyor. Her taraftan paldır yardır bilgiler, kaynak bağımsız günde 50 kere değişen gündem (birkaç farklı kaynağı takip ediyorsan daha beter), dev ekranlar, monitörler; yaptığınız sohbeti, deneyimlediğiniz anı yok etmek istercesine dışarıdan gelen gürültüler; herbiri bambaşka şeylerden bahseden, farklı hassasiyetlere, ideolojilere, ideal kurgulara sahip, farklı dertlerini ya da mutluluklarını paylaşmak isteyen insanlar falan… e herkes de anlatmak istiyor tabii, hangi birini dinleyeceksin, yoruyor bir yerden sonra. Bu curcunaya kapılıp gitmektense, biraz kendimi dinleyesim, acaba o ne yapıyor, ne arıyor diye seyre dalasım vardı…

Devamını okurken dinlen »

5 kişi dımdıklamış

Sinematik Cumalar

2 Oca
2010

Cuma günü sinema lezizdir;
bir de üstüne, güzel bir playlist bağlarsan,
üç beş çerez atıştırdıysan,
sevgilin varsa yanıbaşında,
her ne kadar osuruktan olsa da bu hayat,
izlemeye doyamacağın bir romantik komedi gibidir.
böyle hissetmeye başlayınca da, müzik, daha bir keyifli dinlenir.

(biraz yavaş yükleneyor)

2 kişi dımdıklamış

Dünyanın gidişatının pek de huzur verici olmadığı bu günlerde, pırıl pırıl bir gelecek tarifesi sunmaktansa insan doğasının karanlık yönünü de hesaba katarak, geleceğe dair umutsuzluğu betimleyen ve bazen de kaçınılmaz şekilde yine de bir umut olduğunu söyleyerek öyküsünü sonlandıran distopik filmlerin en akılda kalıcılarını, en önemlilerini ve en unutulmazlarını mainstream sinemanın benim bildiğim kısmı içerisinden seçerek listelemek isterim.

İnsanlığın gereklerini unutmuş kitleler, totaliter hükümetler, engellenemeyen hastalıklar, post-apokaliptik mekânlar, sibernetik teknolojiler, toplumsal kaos, kent içinde yaygın şiddet… bunlar geleceğin meşum gölgesini, geleceğe dair karamsar bir bakışı masaya yatıran distopik filmlerde kullanılan ortak temalardan bazıları.

Ütopya, bizlere kusursuz bir sosyal, politik ve teknolojik enfrastrüktür sunar. Kaosun, kavgaların ve açlığın olmadığı, kişisel özgürlük kavramının gerçekten yaşanabildiği ve tatmin edilebildiği refah dolu bir dünya…  Bu derece umutvar portreler dünyanın şu andaki halini bilen herkes için tozpembe bir hayalin çok ötesinde olduklarından, gerçek algımızla buluşmaz ve geride bir tutam “olsa ne güzel olurdu” hissi bırakarak unutulur giderler. Zira hepimiz, bizi ele geçiren tüm ütopik düşlerin hemen ardından gerçeğin tam da ortasında olduğumuzu hissettiren bir şeylerle karşılaşırız. Bir korna sesi, bir bardağın kırılması, konuşmak istemediğiniz birinin tam o anda cep telefonunuzdan sizi araması veya ikiz kulelere bir uçağın çarpması; niyet ne olursa olsun ütopik düşlere inanmak için fazla iyimser ya da çok romantik olduğumuzu hatırlatırlar. Yani aslında gerçeğimiz; içinde savrolduğumuz hayat, bilimsel olarak bir kaosun ortasında dönüp durduğunu bildiğimiz dünya, hali hazırda distopik bir varoluşta yaşadığımızı kabul etmektir zaten.
Devamını okurken dinlen »

7 kişi dımdıklamış

LPIC1159Tarihin gizemli sayfalarında, çamaşır selelerinden mutfağa, evden eve renkten renge bir kahraman dolaşırdı. Persil Adam derler bu yiğidi televizyonda ne zaman görsem ışıl ışıl ve hepten zıpır görünüşüne tilt olur, “aman üstüme başıma yemek dökmeyeyim, kıçımdaki sivilceleri kaşıyıp patlatmayayım da  donum kan olmasın; maazallah güçlü bir lekeye sebebiyet vermeyeyim; bu herif de taytını giyip apartmanda dolaşmasın, üst kattaki alamancı sevgilimi ürkütmesin yakışıksız tavırlarıyla” diyerekten işkillenirdim.  17 yaşında mıydım, kızın umrunda mıydım, sf2 çıkmış mıydı hatırlamıyorum. muhtemelen çıkmamıştı zira o çıkmış olsa bunlara kafa yormaz, direkt M. Bison’u nasıl alt edeceğimi düşünüyor olurdum.
Devamını okurken dinlen »

4 kişi dımdıklamış

nunc

9 Ara
2009

beni en son gördükleri yer,
bir başkasının hatırasıymış.

kendimin peşinden giderken rastladığım
iki eski dost anlattı.
Devamını okurken dinlen »

5 kişi dımdıklamış
  • Katagüre: şiyar
  • int: Cyrettin Yüreklikatır
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonragör
başagel
dirx.org Web Directory Dmegs Web Directory