﻿﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZAR TIKANMASI &#187; güldüM</title>
	<atom:link href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/category/guldum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazartikanmasi.com</link>
	<description>tam da başladım, yazıyorum derken...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2010 14:11:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yollardan Geçerken Duyulan Bir Zenci Müziği</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 02:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[alıştıM]]></category>
		<category><![CDATA[anladıM]]></category>
		<category><![CDATA[denediM]]></category>
		<category><![CDATA[dinlediM]]></category>
		<category><![CDATA[duyduM]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüM]]></category>
		<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[hatırladıM]]></category>
		<category><![CDATA[oyalandıM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[süzdüM]]></category>
		<category><![CDATA[tiksindiM]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendiM]]></category>
		<category><![CDATA[şaştıM]]></category>
		<category><![CDATA[b]]></category>
		<category><![CDATA[beğendim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döndüm]]></category>
		<category><![CDATA[evime]]></category>
		<category><![CDATA[giderken]]></category>
		<category><![CDATA[ir]]></category>
		<category><![CDATA[kafayı]]></category>
		<category><![CDATA[keşfe]]></category>
		<category><![CDATA[kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[minibüste]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklaştım]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[yakınlaştım]]></category>
		<category><![CDATA[yazıp]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda o kadar kendi içimdeyim ki, dışarıda ne olup bitiyor haberim yok. İşe giderken, işten dönerken, hatta iş yerindeyken de etrafta olan biten hiçbir şeyi görmüyorum desem yeridir. Üstelik benim kadar detay kovalayan, watcher etiketli bir insan böyle kapatsın herşeye gözünü; olacak şey değil&#8230; Bu içte kalmanın sebebi aslında biraz kafa dinlemekti. Malumunuz, kozmopolit insanı [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm">Yollardan Geçerken Duyulan Bir Zenci Müziği</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/br0125bs.jpg"  rel="lightbox-476"><img class="alignright size-full wp-image-619" style="margin: 3px 4px; border: black 3px solid;" title="•School Dilemma: Charlotte, N.C. (1957)" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/br0125bs.jpg" alt="•School Dilemma: Charlotte, N.C. (1957)" width="253" height="299" /></a>Son zamanlarda o kadar kendi içimdeyim ki, dışarıda ne olup bitiyor haberim yok. İşe giderken, işten dönerken, hatta iş yerindeyken de etrafta olan biten hiçbir şeyi görmüyorum desem yeridir. Üstelik benim kadar detay kovalayan, watcher etiketli bir insan böyle kapatsın herşeye gözünü; olacak şey değil&#8230; Bu içte kalmanın sebebi aslında biraz kafa dinlemekti. Malumunuz, kozmopolit insanı kafa dinlemeye pek zaman bulamıyor. Her taraftan paldır yardır bilgiler, kaynak bağımsız günde 50 kere değişen gündem (birkaç farklı kaynağı takip ediyorsan daha beter), dev ekranlar, monitörler; yaptığınız sohbeti, deneyimlediğiniz anı yok etmek istercesine dışarıdan gelen gürültüler; herbiri bambaşka şeylerden bahseden, farklı hassasiyetlere, ideolojilere, ideal kurgulara sahip, farklı dertlerini ya da mutluluklarını paylaşmak isteyen insanlar falan&#8230; e herkes de anlatmak istiyor tabii, hangi birini dinleyeceksin, yoruyor bir yerden sonra. Bu curcunaya kapılıp gitmektense, biraz kendimi dinleyesim, acaba o ne yapıyor, ne arıyor diye seyre dalasım vardı&#8230;</p>
<p><span id="more-476"></span></p>
<p>Tüm bu hengame içinde, ben, psikolog karşısında kendimi dinlemeye başlamadan evvel son çare olarak kendimi dinlemeye nasıl vakit bulacağımı ararken, telefonuma bir güzel kulaklık aldım, başladım yolda serde, iş yerinde vesaire müzik dinlemeye. Sonra dedim ki, &#8220;<em>öyle saldın gidiyon emme memlekette neler oluyor acaba bro?</em>&#8220;. Bıraktım MP3&#8242;leri sardım radyolara. Herbiri başka dertte&#8230; Açık Radyo &#8220;dünya yokoluyor&#8221;u anlatırken, insanları bilinçlendirici ama daimi aynı yerden muhaliflik yapan yayınlarına devam ediyor, bir şekilde beni de etkiliyordu. Başka bir radyo açıyorum, tek dertleri &#8220;<em>maçlar n&#8217;olacak&#8230;</em>&#8221; herkes maaşallah simon kuper havasında, yorumculara bakıyorsun, sanırsın futbol kritiği yapan bir kendileri var dünyada&#8230; Başka bi kanalda kendilerini acayip komik sanan bir grup insan, kendi aralarında eğleniyorlar, beni güldürmese de, &#8220;<em>haa</em>&#8221; dedim &#8220;<em>bunlar da ayrı bi bkm mutfak kafası.&#8221; </em>Bir süre sonra baktım ki amaç kendimi dinlemekken, belli amaçlarla, belli belirsiz bir şeyleri anlatmak için &#8220;yayın&#8221; yapan vericiler arasında dolaşıp duruyorum. Benim gibi birileri var, o an o radyoyu dinleyen, arayıp konuşan, &#8220;<em>seviyorum anlar mısınız, istiyorum çalar mısınız?</em>&#8221; falan diyenler mesela, acayip. Elbette dinleyip işine gücüne devam eden de var aynı şekilde, tabii onlar da radyoda dinledikleri şeyleri anlatmak gereği duyuyorlar.</p>
<p>O sıralarda <strong>Lost</strong>&#8216;taki French Chick&#8217;in yaptığı radyo yayınını yakalayan kadro aklıma geldi. Bazıları çok takıldı bu yayına, peşinden koştu, bazısı sklemedi kendi &#8216;dalga&#8217;sına baktı. Ben hangilerindendim acaba?</p>
<p>Yapım gereği duyduğu, gördüğü, izlediği herşey üzerinde ister istemez düşünen bir insanım. Dolayısıyla kendimi hepsi üzerinde düşünüyor buldum&#8230; Açık Radyo&#8217;nun &#8220;<em>dengesiz bu ülke, bu millet ayarsız</em>&#8221; söylemlerini dert edinip, neyin nasıl olması gerektiğine dair fikirler yürütürken, futbol konuşan radyocuları dinledikten sonra etraftaki kimi insanlarla &#8220;<em>Dinledin di mi hoca, öyle diyor ama aslında Elano&#8217;yu yanlış pozisyonda oynatıyor, o yüzden&#8230;</em>&#8221; diye ahkâm kesme turlarında dolanıyordum. Bir süre sonra anladım ki, dinlemek üzerine bir seçim yapmış olsam bile, onların benim için seçtiklerini dinliyorum. Kendimi değil. İşin kötüsü, bir de edepsizce, onlardan dinlediğimi, bunlara anlatıyorum aynen şimdi olduğu gibi.</p>
<p>Uzun zaman kendini dışarıdan soyutlayınca ve radyo olsun, televizyon ya da sinema olsun, seçtiğin &#8220;yayın&#8221;larla sınırlandırınca dünyanı, dışarıdaki hayat, koşuşturma, belli belirsiz dertler, sıradan olaylar hep birden anlamsız gelmeye başlıyor. Sen başka bir ilgiler/bilgiler dünyasında geziniyorsun, başkaları daha başka mevzuların defterini tutuyor&#8230; Bu yüzden de senin ilgin dışındaki mecraları seyreden herşeye karşı duyarlılığını sıfır noktasına yaklaştırarak kendini yalıtıp, koruyorsun. İlgini çekmeyen bir şey varsa konuşulan &#8220;<em>Haaa. evet, yine şahit oldukları bir yayından (internet, tv, radyo, gazete, twitır, sözlük, vs&#8230;) bahsediyorlar. sigiym, boşver&#8230;</em>&#8221; deyip kendi yolunu tutuyorsun.</p>
<p>Herneyse, o dinleme aralıklarında fark ettim ki, işten eve dönerken radyoda o an kulak kesilmemi gerektiren bir sohbet varsa etrafta gördüğüm üstü başı yırtılmış bir insana &#8220;<em>yazık ula</em>&#8220;, sahibinin gezdirdiği hiperaktif bir köpeğe &#8220;<em>bak şunun şirinliğine hahaha</em>&#8220;, ayak üstü alışveriş yaptığım bakkala &#8220;<em>bunun işi de akşama kadar gelene sarma, gidene dolma, kuru muhabbet</em>&#8221; deyip devam ediyorum. Yani hissettiğim hiçbir şeyde 1 dakikadan fazla durmuyor, etraftaki hiçbir şeyi, o anda asıl olarak hayatla bağım olarak tanımladığım yayının kendisinden fazla önemsemiyor ve tekrar yayının kendisine dönüyordum. Çalan müziğe göre kimi zaman yürürken geçtiğim yollar &#8220;<em>evet ya, dünya böyle akıp giden bi yer, bak ben de aradan süzülüyorum</em>&#8221; dercesine keyifli, kimi zaman &#8220;<em>şu hayata bak, kirlilik, zehir, insanlar anlamsız anlamsız dolaşıyorlar, hepsi zombi, ben de soundtrack&#8217;ımı koymuş keyifle evime gidiyorum, ne mutlu bana</em>&#8221; diyecek kadar memnun edici, kimi zaman da canımı acıtacak kadar karamsar gelebiliyordu. Bir şeyler hissettiğim doğruydu ama hangi hissi ne kadar? Acaba &#8220;<em>yazık</em>&#8221; deyip geçtiğim bir insanı görünce yapmam gereken bu muydu? Sevimli köpeği eğilip sevsem olur muydu? Bakkalın yerine kendimi koymaktansa gülümsemesine karşılık versem, <em>&#8220;nassın amıca?&#8221;</em> diye sorsam daha iyi değil miydi? Şimdi öyle gibi geliyor. İçerisinde insan etkeni olan davranışların tepkileri her zaman planlandıkları gibi olmazlar. &#8220;Yazık&#8221; diye üzüldüğüm insana yemek ısmarlamaya kalksam dolandırıcı çıkabilir, eğilip köpeği sevsem sahibi emekli teyze &#8220;<em>gelirken gördüm taşşaklarını düzelttin, o pis ellerini çek köpeğimden</em>&#8221; diye çıngar çıkarabilir, bakkala nasılsın diye sorsam can sıkıntısından anlatmaya başlayıp kâr marjlarına girebilir ve beni programı dinlemekten alıkoyabilir. Daha birçok şey olabilir, zira bilindiği gibi insanda herşey mümkündür.</p>
<p>Çok şükür tam da o sıralarda kulaklığım bozuldu. Gürültünün tam ortasına tekrardan düştüm. Bu kadar uzun süre ya da en azından yukarıdaki paragraflar kadar kendi içinde yaşarsan, gerçekte varolan, görmediğin, duymadığın, umursamadığın dolayısıyla doğru düzgün hissedemediğin herşey seni dengeni bozacak kadar sarsabiliyormuş. Kulaklıkla ses sonda dolaşırken hiç sallamadığım araba kornaları, motor sesleri, duymadığım, görmezden geldiğim, insanlar, insanlar arası anlaşmazlıklar, yüzler, mimikler, ifadeler o kadar net ve dibimdeydi ki, benim dışımda hayatta-her gün gidip geldiğim yolda bunların yaşandığına alışmam acayip zor oldu.</p>
<p>O sıralarda bünyedeki hissiyatın üstüne Tim Robbins&#8217;in oynadığı <a href="http://www.apple.com/trailers/thinkfilm/noise/" target="_blank">Noise</a> filmini de keşfedince, gürültü tahammülsüzlüğümü ve bizzat kendimde de hissettiğim &#8220;ben! umursamazlığı&#8221;nı şiddet ile dışarıya vursam mı vurmasam mı diye kendimi cıncıklamaya başladım. Bir minibüs şoförüne &#8220;<em>doğru kullan lan arabayı artislik yapma</em>&#8221; diyerek ayar çekmeye kalkışmam da o zamana rastlar. Allahtan adam mantıklı çıktı, alttan aldı, konu uzamadı. Bir süre sonra fark ettim ki etrafa, &#8220;<em>adaletsiz, haysiyetsiz, cins bir hadise vuku bulsa da, direkt dalsam birine ense kökünden</em>&#8221; niyetiyle bakıyorum&#8230; Yani düpedüz kaşınıyorum&#8230;</p>
<p>Evet, ben belki kaşınıyordum, belki dayanamaz; fazladan hisseder olmuştum ama diğer taraftan onlar da hiçbir şeyi umursamıyorlardı ki kardeşim. Okuduğum ve dinlediğim ve izlediğim kadarıyla dünya yok olurken, devir değişirken, dünyada her gün birbirinden acayip olaylar yaşanırken, Türkiye&#8217;deki kaos, diktatorlük, sorunlar, empatisizlik, adaletsizlik, eşitsizlik, dayatmacılık bu kadar rahatsız ediciyken, dünyada ekonomi yeniden şekillenirken, insanlar delicesine intihar ederken, lise çağındaki çocuklar kafa keserken, pompalı silahla okula dalıp arkadaşlarını öldürürken, kıtalar yeniden şekillenirken, bir sürü canlı türü yok olurken ve en kötüsü herbirimiz layık görüldüğümüz; yetinmekle sevinmeye alıştırıldığımız, hakkımız olan şeylerin göstermelik, taviz gibi sunulmasıyla neredeyse mutlu olmaya çalıştığımız halde etraftaki tüm bu insanların neden halen hiçbir şey garip değilmiş gibi davrandıklarını anlayamıyordum. herkes yüzünde/ifadesizliğinde, bir günde ve etrafında insanlarla yaşıyor olmanın yorgunlukla karışık nefretini  taşırken tüm bunları değiştirmek adına bir ekstradan bir mimik bile kullanmayacak kadar hımbıl, duyarsız, ve tahammülsüz görünüyordu gözüme. kimilerinin &#8220;<em>ya bu hummer&#8217;ın yenisi var ya yola sığmıyor</em>&#8221; çimdiklemesi üzerine bir minibüs yolculuğu boyunca konuşmaları, halen &#8220;<em>omo&#8217;nun yeni reklamı güzel olmuş</em>&#8221; üzerinden sohbet işletebilmeleri de bir süre bana kabul edilebilir gelmedi. benim sırf şahsi seçimlerle biçimlendirip içine saklandığım dünyaya yabancı olan tüm bu gündelik sıradan olaylar, yüzler, tavırlar, haller ve insanlar bana yabancıydı. ben, moebius halkasının altyüzünde takılmış, asıl günün gördüğü üst yüzeyde ne olup bittiğinden habersiz ve durduk yere, kendimi tekrar içerisinde bulduğum dışarıya tahammülsüz; kanıksadığım şeylere yabancı herşeyden işkillenen bir yabancı korkusuyla moebius döngüsüne devam edip edemeyeceğim konusunda hiçbir fikrim olmadığı halde dımdızlak ortada kalmıştım.</p>
<p>Bunun üzerine gidip bir kulaklık almaktansa, insanların içinde yine observer moduna dönmeye karar verdim. İzleyecektim. Neler konuşuyorlar, neleri dert ediyorlar, nelerden medet umuyorlar, neyi takip ediyor, ne dinliyorlar&#8230;  Böylece ben de herkes gibi olabilecek, herkes gibi dertleri olan bir insana dönüşebilecek, dolayısıyla herkesin içinde yaşarken rahat bir hayat sürebilecektim. çünkü herkes, o kadar zattirizot mevzulara takılıyordu ki, etrafta bunca dert, keder, acı, gariplik vs. varken bu derece umursamaz ve hımbıl olmayı özler olmuştum. bir ulvi rahatlık gibi geliyordu bana, halen bir reklamı, bir klibi, bir maçı konuşabilen insanların boşvermişliği.. Bir süre bu tiyatroyu oynadım. Ama bildiğim gerçekleri unutamıyor olmamdan dolayı, herkes gibi davranmaya çalıştığım anlar pek de keyifli geçmiyordu. Zira en dutturikten mevzuda, dalgasına sarmak varken bile ben konuyu &#8220;<em>dünyada aslında neler oluyor?&#8221;</em>a bağlayabiliyordum. Hatta aslında şu cümleye kadar da bunu göstermeye çalıştım&#8230;</p>
<p>Şimdi. Elbette ki şu an değil, bir süredir. Burada, şimdide, bu ülkede, etrafımda bunlar oluyor ve bunlar yaşanıyorken yaşadığımı idrak etmiş durumdayım. Biliyorum ki çok keyif alsam da <em>Californication</em>&#8216;ı ya da <em>The Riches</em>&#8216;ı izlemek sonrası edindiğim bilgi, keyif, mutluluk, eğlence, herkes <em>Kapalı Çarşı</em>, <em>Kurtlar Vadisi</em> izlediği için kimselere bir anlam ifade etmiyor. Ben Ezel ve Canım Ailem izlesem berikiler <em>Ihlamurlar Altında Yaprak Dökümünden Aşk-ı Mevzu</em> havasında. konu, ben yabancı dizi izliyorum konusu değil. Ben <em>Californication</em> izliyorsam öbürü <em>Sopranos</em> izliyor, Ben <em>G.I. Joe</em> izlediysem beriki <em>The Hangover</em>&#8216;a takılmış, bir diğeri önden gidip filmleri sinemaya gelmeden, dayanamamış nasıl ettiyse dizileri televizyonda yayımlanmadan önce izlemiş, kimi daha o bölüme gelmemiş, kimi kendini belgesele vermiş. Kimi hürriyet&#8217;ten takip etmiş haberi, öbürü sözlükten çok daha önce öğrenmişmiş, berikisi ise zaten şu an işi yoğun olduğu için onlara ancak gelecek hafta sonu bakabilecekmişmiş. Lan&#8230; Ben ne kadar şimdide olursam olayım, benim zamanım, zamanı kurgulayışım, yaşayışım, bir başkasının zamanıyla eşlenik değil.</p>
<p>Artık eskisi gibi herkes <strong>He-Man</strong> izleyip sokağa koşup He-Man&#8217;den bahsetmiyor; <strong>Kara Şimşek</strong> ya da <strong>Çalıkuşu</strong> izlemiyor, aynı gazeteyi takip etmiyor, haberi aynı kaynaklardan, aynı haliyle (bir haberin metni gün içinde birkaç kez değişebiliyor) okumuyor, aynı filmleri izlemiyor, benzer müzikleri dinlemiyor, bir şeylerden benzer zaman aralıklarında haberdar olmuyor. Her biri kendi zaman evreninde yaşayan bir sürü insan etrafta, bir yerlerden bir yerlere gidiyor, arada olursa arabanın balatasını yaptırmak, lavabonun sızdıran borurusunu değiştirmek, akan çatıyı onartmak gibi şeyler yapmak için şimdiki zamana dönüyorlar. Ha, bir de herkes evine dönüyor. Evinde, aynı zaman algısıyla yaşayabildiği insanın/ların yanına. Birlikte evde, aynı şeyleri takip edip aynı şeylere kafa yorup, aynı şeylerden bahsedebiliyor, aynı şeylere üzülüp/sevinebiliyorlar. Tabii bir de yalnızlar var; sadece kendilerine dönebilenler&#8230; ki, ara sıra rahatlatıcı, çok zaman hüzünlü olabiliyor onların hali.</p>
<p>Neticede zamanın göreceliliği, herkesin &#8220;önce ben&#8221; olmak üzere maksimumda iki kişilik bir zaman kurgusu yaratması sebebiyle neredeyse bir kaosa dönüşüyor ve aynı anda, aynı ilgi/bilgilerle yaşamayan insanlar artık kendi zaman aralıklarına bölünüyorlar. buna artık miyoz ve mayozdan sonra, nasıl bir bölünme adını koyalar bilmem ama gerçek şu ki, hepimiz ayrı bir zaman algısına bölünüyoruz bir süredir. </p>
<p>Dediğim gibi tüm bunları kulaklarım tıkalıyken düşünüyordum. Oysa şimdi, şimdideyim&#8230; Memlekette demokratik açılım yapmışlar, duysam da üzerinde 5 dakika düşünmedim. Her taksici gibi benim de sorulsa söyleyecek fikrim vardı ama ne takip ettim, ne peşine düştüm.</p>
<p>Fakat bu sabah işe gelirken Türkiye&#8217;de yaşayan kürtlerin Türkiye&#8217;nin zencileri olduğunu bizzat gördüm. Türkiye&#8217;nin kurak yerde yaşayan, dışlanan, hor görülen, ikinci sınıf insan olarak sınıflandırılan, sevilirken acıma hissiyle, gelişmemiş bir çocuğu sever gibi sevilen, üstüne conti cila çekmeyi bilmeyen, dünyayı takip etmeyen, tarlalarda boğuşan, beyaz türk toplumbilimcilerimize göre bilinçsizce üreyip duran, batı kültürü, medeniyet görmemiş güzel konuşma ve yazma, toplum içinde nezakêt gibi kavramları idrak etmemiş oldukları düşünüldüğünden ikinci sınıf insan muamelesi yapılan bu vatandaşları Türkiye&#8217;nin zencileriydi.</p>
<p>Kendi dilleri, kendi müzikleri, kendi kültürleri, el işleri, ilişki kurma biçimleri, dertleri, arayışları vardı bu insanların. Ama bu insanların gelip de aramıza katılacağı, dağdan inip soframıza oturacakları, bizimle aynı iş yerinde, aynı haklarla (bunlara hak denirse) çalışacakları gerçeği henüz kimsenin aklında ucundan bile geçmiyordu. Onlar askerlimizi vuran katillerdi, elleri kanlıydı, her kürt pkk&#8217;lı, her kürt gelişmemiş canlı, her kürt açgözlü, içi düşmanlık hissiyle dolu bir yabancıydı. üstelik biz kendimizi &#8220;modern insan&#8221; olarak tanımlarken, onları tüm kibirimizle sanki bambaşka bir zamandan gelen, aramıza karışmalarından korktuğumuz, az gelişmiş insanlar olarak görmekten de imtina etmiyorduk.</p>
<p>demokratik açılım&#8230; yani, kutuplaştırma. Şimdi etrafta görüyorumki insanlar kürt kökenli vatandaşların kendi aralarına karışmaları olasılığından korkuyorlar. Yabancıdan, onun cesaretinden, onun sürüp giden bu saçmasapan düzende bir şeyleri değiştireceğinden, alışık oldukları kim kime dum duma hayatlarına müdahale edilmesinden, medeniyet diye sarıldıkları sosyal kodların onlar tarafından kavranamayacağından, adını saygı koyup benimsetmeye çalıştıkları o yalan ve bencil hoşgörü taklidini dağdan gelen, doğulu insanların anlayamayacak olmalarından ve aç olmaları, görmemiş olmaları vesaireden dolayı kendilerine saygı duymayacaklarından falan&#8230; Dün Devlet Bahçeli -ki onun konuşmasını neye benzeteceğimi siz daha iyi bilirsiniz- hatta Deniz Baykal bile &#8220;<em>Terörizmle mücadele terörizmle müzakereye dönüşmüştür</em>&#8221; diye konuşurlarken hiç utanmadan <em>uzlaşmama</em>yı bir çözüm onarak önerdiler. İnsanların laflarını dinlediği bu liderler topluma doğulu düşmanlığı aşıladıklarının bilincinde olarak ve daha kötüsü bunu hiç mi hiç umursamadan saçma sapan yargılarda bulundular. Sonuçta işte bu insanların kurduğu, anlattığı, varsaydığı düzene alışmış insanlar da dağdan inecek insanlardan, kürtçe&#8217;den, doğulu bir insanın görünüşünden korkacak, onları yabancılayacak ve paraları varsa aşağılayacaklar.</p>
<p>Şimdide bu ülkede bunu gördüm. Canım sıkıldı. Yine de artık silahsız, toprak kavgası yapmadan müzakereyi zorlamalarını umduğum Türkiye&#8217;nin zencilerinden umutluyum. Tüm Türkiye evvela insan olduklarını, hangi şartlarda yaşadıklarını, yaşamaya zorlandıklarını, nasıl bir kültürleri olduğunu, neleri dert ettiklerini gösterebileceklerini umuyorum. Fakat Amerika&#8217;daki zencilerin mücadelesini bilen biri bunun da zor olmayacağını bilir. Amerika&#8217;da kimi beyazlar, sarılar, morlar, düşünenler, üretenler, söyleyenler, toplum önünde konuşabilenler, insanları etkileme gücü olanlar destek olmasa, bütün zenciler insan olduklarını söylemeye çalışan diğer insanlarla bir hareket etmese, artık yapılan o saçmalıkların, deri renginden, doğum yerinden dolayı insan asmanın, yargılamanın, horlamanın artık &#8220;bu zaman&#8221;a ait olmadığını bas bas bağırmasalar, bugün Amerika&#8217;da barıştan bahseden bir siyahi başkan görmemiz mümkün değildi. (<em>tırışkadan tümevarım</em>)</p>
<p>İşin bir de arabesk tarafı var elbette. O da Amerika&#8217;daki fakir zencilerin halen beyaz olan diğerlerine &#8220;<em>sizin yüzünüzden, ne bakıyon pis beyaz, zenciyiz diye aşağılıyon di mi?</em>&#8221; edebiyatı yapmaları. Türkiye&#8217;nin zencileri bu kozu, &#8220;<em>bize bunları yaptınız, bizi böyle yargıladınız, böyle işkence ettiniz</em>&#8221; söylemleri üzerinden uzun süre devam ettireceklerdir. Ettirmeliler de. Herşey, yapılanlar, adaletsizlikler herkes tarafından bilinmeli. Ama yeni nesiller artık ayrımcılık dürtüsüyle, &#8220;<em>biz ve onlar</em>&#8221; diye, &#8220;<em>sen kürtsün o türk, siz başkasınız</em>&#8221; öğütleriyle yetiştirilmemeli. Maalesef kendini medeni sanan İstanbul&#8217;da yaşayan türk&#8217;ler her ne kadar metropol olduğu söylense de, Türkiye&#8217;nin medeni yaşayışının aynası gibi görünse de, türk insanının aristokratlığa düşkünlüğü nedeniyle son derece ırkçı, kendini beğenmiş, ukala bir topluluk. Herkes daha zengin, daha cicili bicili, daha elit olmak istiyor ya da kendini öyle sanıyor. cadde sarışını gibi yapay duran bu elitist tavırlar, bu pragmatik yalakalık yüzünden de, dış görünümünde kibarlık, zenginlik, nezâket bulamadıkları insanları dışlıyor, onlarla dalga geçiyor, insan yerine koymuyorlar.</p>
<p>İsterseniz Tahtakale&#8217;deki kürt esnaflara, oradan alışveriş yapan ve beyaz türk olma hayaliyle yaşayan diğerlerinin  nasıl davrandıklarını bir inceleyin. &#8220;insan nedir?&#8221; diye şaşar kalırsınız. Biliyorum ki bu bir günde çözülecek bir sorun değil. Bir zamanlar kendisini kardeşliğin, sosyalizmin, net ifadesiyle olmasa da tarzıyla sol görüşün temsilcisi olarak lanse etmiş, akıllara ilerici, cesur, ezilenlerin sözcüsü,  olarak yerleşmiş Leman dergisini hatırlamanızı öneririm. 80&#8242;li yıllarda, İstanbul&#8217;un çok göç aldığı zamanlarda dilimize kro, zonta gibi kelimeleri sokan, doğulu insanları yaratık gibi karikatürize eden, onları aşağılayan ve onların hep küfürlü konuştuğu algısını yaratan Leman dergisiydi işte. onlar hep tecavüz ederlerdi falan. Bir yel eserdi savunurlardı bir şeyi ama neyi, neden ve nereye kadar savunacaklarını bilemeyecek kadar duyarsız, ayarsız bir kültürün mimarıydı Leman ki zaten o kültür de, düşmanlıktır.</p>
<p>Şahsen arada bir kafamdan, kendimizi varsaymak için kurduğumuz rafine, korunaklı hücreden, son derece kişiye öz an algısından çıkıp, şimdi&#8217;den uzaklaşıp geçmişe bakmayı seviyorum. Arada topladığım herşeyle, her bilgiyle, geçmişi yeniden anlamak, o andan sonrasını farklı algılamayabilmem ya da en azından saatleri ayarlama enstitüsü&#8217;nün artık yapamadığını yapabilmem açısından faydalı oluyor. fakat biliyorum ki, sen, barda&#8217;daki gençler misali <em>TGG</em> derdine düşmüşken birden bir dış etken gelir, her şeyi darmadağın eder, çük gibi kalırsın hayatın karşısında; olur, hayat oldurmuştur, vazgeçmeye sebep değil.</p>
<p>Herneyse, adet olduğu üzere her yazının giriş gelişme ve sonuç bölümleri olmalı. Yukarıdaki tüm metin için giriş/gelişme/sonuç kaygısı taşımadım. Kimsenin de yazarken bu formel disiplin kaygısını taşımasını istemem.</p>
<p>Son derece kişisel blog deneyinde, önceden de olduğu gibi, şu akıntıyı &#8220;t<em>üm bu yazdıklarımdan ne anladım, şimdi ne yapacağım?</em>&#8221; sorusunu kendime sorarak bitirmek isterim.</p>
<p>Bir süre kulaklık almayacağım. <span style="color: #000080;">(2 hafta sonra edit: <em>Kris&#8217;cim aldığın efsane kulaklık için çok çok teşekkür ederim, evet, planladığın gibi olmaz hiçbir şey :</em></span>)</p>
<p>Çünkü bu sabah minibüse bindiğimde şahane bir Kürtçe şarkı çalıyordu. Minibüsteki tek yolcu bendim, ses rahatsız edici olabilecek düzeyde açıktı, ama 15 saniye sabrederek dinledim ve şarkıyı çok sevdim. Şarkıyı dinlerken &#8220;<em>Acaba şimdi bir emekli subay ya da daha beteri emekli subay eşi minibüse binse ne olur?</em>&#8221; diye düşündüm. Muhtemelen gerginlik olurdu. Birileri binmeden şarkıyı kimin söylediğini öğrenmeliydim. Ama şarkı da güzeldi ve dinleyesim vardı. Şarkının ara solosu girince şoföre sordum:</p>
<p>- Kim bu çalan?<br />
- Rorşahn<br />
- Kim usta?<br />
- Roşayn&#8230;<br />
- Rojarn mı?<br />
- Rojaeyan&#8230;<br />
- Haa. Tamam. Çok güzel şarkı ha!<br />
- Valla yeni albüm çok güzel abi.<br />
- Gitarlar süper olmuş.</p>
<p>Sesi açtı. &#8220;<em>Eyvallah</em>&#8221; dedim. Arkama yaslanıp boş minibüste yola devam edip şarkıyı dinliyordum. Şoför de sanırım şarkıyı dinlemek istiyordu ki, birkaç durakta durmadan geçti. o ara gördüm ki, bir zamanlar minibüslerin içini dolduran orhan/ferdi/müslüm arabeski yerini kürtçe şarkılara bırakmıştı. o zamanlar isteseniz de istemeseniz de, şoför hangi moddaysa, ona uygun bir dj&#8217;lik yapar, en neşeli halinizde, en cabbar arabeskle bayıltırdı yol boyu. seven de, sevmeyen de bunu dinlemeye mecbur kalırdı. şimdi o hükümdarlık ve o müzikler bitti. artık kimseye hitap etmiyor orhan, ferdi vesaire. belki biraz nostaljik tat niyetine arada bir atılıyorlar mideye o kadar. fakat artık, kendi dinlediği müziği duyurmak isteyen, kendi duygusunu, bağıran şarkıcılara eşlik ederek göstermek isteyen ve güne bu şarkılarla katlanmak isteyen hakir görebileceğimiz yeni &#8220;alt-insan&#8221;larımız var. türkiye&#8217;nin zencilerini kürtçe şarkılar dinlerken gördükçe, &#8220;<em>oh be onlar gibi değilim linkin park dinliyorum</em>&#8220;,&#8221;<em>kızım çok şükür yabancı müzik seviyor</em>&#8221; gibi düşüncelerle mastürbasyon yapabiliriz. kendi bomboş suratlarımızı aynada hasetle seyredip, onların yaban duruşlarını, para verdikçe onlara hükmetme gücünü kendimizde buluşumuza aşık olarak horlayabiliriz hem de&#8230;</p>
<p>Şoför ikinci şarkıda durdu ve bir yolcu aldı. Bir teyze&#8230; Daha kıçını koyar koymaz -ki zaten bilirsiniz teyzeler minibüse önce ayaklarıyla değil kıçlarıyla binip, kıçlarını su aramaya yarayan ağaç dalları gibi kullanarak sığdırabilecekleri uygun bir yer aranırlar- &#8220;<em>müziği biraz kısar mısınız?</em>&#8221; dedi. Şoför bana baktı, &#8220;<em>Eee, işte&#8230;&#8221;</em> dercesine bir mimik yaptı ve &#8220;<em>Tabii hanımefendi</em>&#8221; deyip kıstı sesi. İkinci şarkı ilki kadar güzel olmasa da nakaratı acayip sempatik geldi bana. &#8220;<em>MıymıyDıydıyFıydıy Zindane&#8230;</em>&#8221; Şarkıyı söylenin ne dediğini bilmiyordum, o sesleri çıkarmam da bir hayli zordu ama içimden nakarat geldikçe tekrarlamayı denedim. Bir sonraki durakta birkaç kişi birden bindi. Binenlerden biri &#8220;<em>Kıssana şunun sesini biraz&#8230;</em>&#8221; dedi. Şoför biraz daha kıstı. Sonra şoför kırmızı ışıkta durdu ve yandaki minibüse kürtçe seslenerek bir şeyler anlattı. Anladığım kadarıyla şoförün yanında oturan adamın kendi arabasına geçmesini istiyordu. Anlayamadığım birkaç kelimeden sonra diğer minibüsteki adam indi ve bizim minibüste şoförün yanına oturdu. Kürtçe bir şeyler konuştular. Arada &#8220;<em>yolci&#8230;</em>&#8221; ve müzik benzeri bir kelime seçebildim. Sonra şoför sesi biraz açtı. Yanındaki arkadaşı kıstı, o açtı, diğeri kıstı. Şoför olan sesini yükselterek kürtçe bir şeyler söyledi. &#8220;açarım kardeşim sesi kimse karışamaz&#8221; der gibi, yeni binen arkadaş, müziği kıstıran adama sert bir bakış attı, ardından kürtçe bir şeyler söyledi ve sesi kıstı. İnerken &#8220;<em>Köşede ineyim</em>&#8221; dedim her zaman ki gibi, &#8220;<em>Tabii abi</em>&#8221; dedi şoför. &#8220;<em>Haydi kolay gelsin</em>&#8221; diye seslendim, &#8220;<em>Sağol abi iyi günler</em>&#8221; dedi şoför. işe gidene kadar, duyduğum o kürtçe şarkı çaldı kafamda tekrar tekrar. keşke söyleyenin kim olduğunu anlayabilseydim.</p>
<p>Şarkı bu değildi ama saatlerce aradıktan sonra ses ve müzik olarak benzeyen bir tek bunu bulabildim:<br />
<a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/_mp3/Rojda-Le_Buke.mp3">Rojda &#8211; Le Burke</a></p>
<p>tüm bunlardan sonra, bir kısa dalga internet yayınında (blog) bunlardan bahsediyor olmanın ironik açmazında sürüklenirken, beni memnun eden ve aslında şu anda tutan şey ne bu blog&#8217;u yazıyor olmak, ne de herhangi bir teselli. sadece, o gün, o minibüste olmak ve o şarkıyı tam da duymam gereken yerde, çok şükür kulağımda kulaklık yokken dinlemiş olmak. &#8220;oradaydım&#8221; der ve bir rahatlık ya da bir üzüntü hisseder ya insanlar, işte öyle bir şey&#8230;</p>
<p>21.11.09</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm">Yollardan Geçerken Duyulan Bir Zenci Müziği</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
<enclosure url="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/_mp3/Rojda-Le_Buke.mp3" length="3780824" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Persil Adamın Yıldıran Elleri</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/persil-adamin-yildiran-elleri.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/persil-adamin-yildiran-elleri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 00:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[anladıM]]></category>
		<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[şaştıM]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[ara]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[hi]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[ka]]></category>
		<category><![CDATA[larca]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[n]]></category>
		<category><![CDATA[nuz]]></category>
		<category><![CDATA[okudu]]></category>
		<category><![CDATA[persil]]></category>
		<category><![CDATA[persil adam]]></category>
		<category><![CDATA[sı]]></category>
		<category><![CDATA[sini]]></category>
		<category><![CDATA[ye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=547</guid>
		<description><![CDATA[Tarihin gizemli sayfalarında, çamaşır selelerinden mutfağa, evden eve renkten renge bir kahraman dolaşırdı. Persil Adam derler bu yiğidi televizyonda ne zaman görsem ışıl ışıl ve hepten zıpır görünüşüne tilt olur, &#8220;aman üstüme başıma yemek dökmeyeyim, kıçımdaki sivilceleri kaşıyıp patlatmayayım da  donum kan olmasın; maazallah güçlü bir lekeye sebebiyet vermeyeyim; bu herif de taytını giyip apartmanda [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/persil-adamin-yildiran-elleri.htm">Persil Adamın Yıldıran Elleri</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/12/LPIC1159.jpg"  rel="lightbox-547"><img class="alignright size-full wp-image-548" style="margin: 4px; border: black 4px solid;" title="LPIC1159" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/12/LPIC1159.jpg" alt="LPIC1159" width="247" height="289" /></a>Tarihin gizemli sayfalarında, çamaşır selelerinden mutfağa, evden eve renkten renge bir kahraman dolaşırdı. <strong>Persil Adam</strong> derler bu yiğidi televizyonda ne zaman görsem ışıl ışıl ve hepten zıpır görünüşüne tilt olur, &#8220;aman üstüme başıma yemek dökmeyeyim, kıçımdaki sivilceleri kaşıyıp patlatmayayım da  donum kan olmasın; maazallah güçlü bir lekeye sebebiyet vermeyeyim; bu herif de taytını giyip apartmanda dolaşmasın, üst kattaki alamancı sevgilimi ürkütmesin yakışıksız tavırlarıyla&#8221; diyerekten işkillenirdim.  17 yaşında mıydım, kızın umrunda mıydım, sf2 çıkmış mıydı hatırlamıyorum. muhtemelen çıkmamıştı zira o çıkmış olsa bunlara kafa yormaz, direkt M. Bison&#8217;u nasıl alt edeceğimi düşünüyor olurdum.<br />
<span id="more-547"></span></p>
<p>yıllarca persil adamın o yeşil elbisesinden, sorgusuz sualsiz bardak çanak, atlet sütyen demeden herşeye soktuğu ellerinden nefret ettim. &#8220;birader dışarıdan gelmişsin, elin temiz mi, temizlik simgesisin ama tuvaletten mi çıktın nerden bileceğiz? belki az sonra o aileyle sofraya oturacaksın, elini yıkamaz mısın sen hiç?&#8221; diye heyheylenip &#8221;<em>bi elime geçirirsem direkt o persilin içine sokacam bunun ellerini</em>&#8221; diye az yemin etmedim.</p>
<p>zamanla persil adam unuttuldu. persil&#8217;i de raflarda göremez oldum. bir zamanlar evimizin her bir yerini, -<em>nedendir bilinmez ama belki anne baba persil adamı pek sempatik bulduklarından alıyorlardı persil&#8217;i</em>- başarısız bir kimya deneyi sonrasının ortamına çeviren o bayıltıcı kokusu da ortalıkta yoktu.  persil adam&#8217;ı tamamen unutmuş ve rahatlamıştım; taa ki bu öğlene kadar.</p>
<p>artık isyanın dozunu ne kadar kaçırmışsam, yapısı gereği rövaşata yapmamı imkânsız kılan bedenime bile isyan ederek yaptığım (<em>bakın, yeltendiğim demiyorum, yaptım</em>) çok klas bir hareket (<em>bakın, rövaşata demiyorum</em>) sonrası ön çapraz bağı elime almıştım. ağrılar artınca bu öğlen doktordan randevu aldım. hunca asosyallik varken bünyede tabii hastane ortamındaki o yavan kumkuma beni daha randevuyu almadan evvel huylandırıyordu. böyle huylandım mıydı mutlaka başıma bir iş gelir. ben de bu yüzden fena huylanırım; aynen döngü devam eder&#8230; neyse aldım randevuyu.</p>
<p>sabahtan beri ağrıya kafam takılmasın da çifter çifter bağladığım sigara ellerimi kokutmuştur diye de gittim tuvalete, maksat ellerimi yıkayacağım koku kaybolacak. su buz gibi, bastım sıvı sabuna, yıkıyorum ama bir türlü elimin kayganlığı gitmiyor. &#8220;<em>n&#8217;oluyor lan acaba?</em>&#8221; derken bi daha sıktım sabunu, bir güzel ova ova, haşır haşır yıkadım elleri kayganlıktan kurtuldum. istemesem de adetim olduğu üzere, randevuya geç kala kala bindim bir taksiye gidiyorum.</p>
<p>5-10 metre gittik taksinin içini bir koku sardı. &#8220;<em>lan</em>&#8221; diyorum, &#8220;<em>bu koku, bu yeşil güç hissi</em>&#8220;, hasktir &#8220;<em>persil adam lan bu.</em>&#8221; tam taksiciden &#8220;<em>sonunda seni buldum persil adam</em>&#8221; deyip imza isteyecektim ki, ellerimi kokladım gayri ihtiyari. evet, persil adam bendim.</p>
<p>taksinin içi leş gibi persil kokuyordu. adam dışarısı kış kıyamet olmasına rağmen burnunu penceren çıkarmış, dışarıyı soluyordu. ve ben, giderek artan bu baskın persil kokusunun içinde boğuluyordum. ilk başta kokunun kaynağını <em>&#8220;bir yere dokundum herhalde, benden önceki yolcu bi yere dökmüş olabilir</em>&#8221; gibi saftorik olasılıklara yorsam da, indiğim anda bizim leyla ablanın sıvı sabun bitince yerine bu tarihi kokuyu yeniden doğuran çamaşır sulu bir şey doldurmuş olduğunu zor bela idrak ettim.</p>
<p>randevuya geç kalmıştım. mis gibi, çepeçevre persil kokuyordum ve hastaneye girmek zorundaydım. asansörde ellerimi neden hep cebimde tuttuğumu düşünürken, burnumun ucundan sinsice geçen persil kokusuyla yeniden ayıldım. &#8220;<em>madem persil kokuyorum&#8230;</em>&#8220; aydınlanmasıyla  muayenehaneyi de ığıl ığıl kokuturken, temizlik işçisi rolüyle doktordan üç günlük raporu koparmam zor olmadı. dizlerim harbiden tutmuyordu, ağrıya dayanamıyordum üstelik ellerimin kokusundan zehirlenmiştim, başım ağrıyordu.</p>
<p>raporu imzalatırken bekleme salonunu da bir güzel persil esintisiyle donattıktan sonra zor bela bir taksi buldum. eve kaçmak istiyordum ama şoför bir türlü yola bakmıyordu. ellerim, bir taksiciyi daha ürkütmüştü. bilmiyorum, belki benden sonra taksiye binen bir teyze, &#8220;<em>oğlum bu ne temiz taksi</em>&#8221; diye muhabbet açacaktı, ama ben dayanamıyordum.</p>
<p>bir persil adam olarak, eve daha 500 metre varken hışımla kendimi taksiden indirttim. dia&#8217;dan okyanus kokulu bir oda spreyi alıp süratle eve geldim. okyanus&#8217;ta boğdum persil adam&#8217;ı bir güzel. sonra kekikli sabun vasıtasıyla ellerimi dağ kokusuyla buluşturup okyanusu anca rahatladım. gittim anten&#8217;in yanına. ben onu severken gözlerini kapatıp çayırda çimende kelebek kovaladığı hayaliyle uyudu.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/persil-adamin-yildiran-elleri.htm">Persil Adamın Yıldıran Elleri</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/persil-adamin-yildiran-elleri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dönüm Noktamsın&#8230;&#8221;</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/donum-noktamsin.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/donum-noktamsin.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 12:52:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[cen eren şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[cenk eren]]></category>
		<category><![CDATA[dönüm noktamsın]]></category>
		<category><![CDATA[sadıka sabancı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[cenk eren &#8211; sadıka sabancı aşkı harbiden de &#8220;aşk magazini&#8221; tarihimizin en ilginç görüntüleri ve en acayip aşkları arasında yer almaya muktedir. sadıka sabancı&#8217;nın dekolteleri, cenk eren&#8217;in garip sevgi gösterileri boy boy fotoğraflar. paralı kadının, artık piyasası tükenmiş ama eh, benzerlerindense en azından erkek olduğu kesin bir adamın tadına bakması. belki de ona aşık olması. [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/donum-noktamsin.htm">&#8220;Dönüm Noktamsın&#8230;&#8221;</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/04/fft17_mf161115.Jpeg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-337" style="border: 3px solid black; margin: 4px;" title="fft17_mf161115" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/04/fft17_mf161115.jpg" alt="fft17_mf161115" width="120" height="120" /></a>cenk eren &#8211; sadıka sabancı aşkı harbiden de &#8220;<strong>aşk magazini</strong>&#8221; tarihimizin en ilginç görüntüleri ve en acayip aşkları arasında yer almaya muktedir. sadıka sabancı&#8217;nın dekolteleri, cenk eren&#8217;in garip sevgi gösterileri boy boy fotoğraflar. paralı kadının, artık piyasası tükenmiş ama eh, benzerlerindense en azından erkek olduğu kesin bir adamın tadına bakması. belki de ona aşık olması. sonra kadının belki sıkılması, belki de &#8220;yeter ya&#8221; diyerek cenk eren&#8217;i postalaması.</p>
<p>bunun üzerine bir albüm, bir şarkı, bir şiir, bir bomba geleceği belliydi. ve olan oldu, gelen geldi, gönül aktı: cenk eren &#8220;dönüm noktamsın&#8221; isimli karşısıyla duygularını sadıka sabancı&#8217;ya ve tüm türkiye&#8217;ye haykırdı.</p>
<p><span id="more-215"></span>lakin şarkı sözleri, şarkının içeriği çok enteresan. bomboş diyeceğim, değil. duygu yok diyeceğim, adam duygulanıp <a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/06/cenk-eren-romantizm.jpg"  rel="lightbox-215"><img class="size-medium wp-image-217 alignright" title="cenk-eren-romantizm" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/06/cenk-eren-romantizm.jpg" alt="cenk-eren-romantizm" width="300" height="224" /></a>hissettiğini yazmış işte. sadıka sabancı&#8217;ya yapılmış diyeceğim, sanki starbucks&#8217;ta kahve alırken yanında duran ve sana merhaba diyen bir kadına yazmışsın gibi. yani hayatındaki herkese uygun bir şarkı.</p>
<p>peki bu şarkıda hangi duygu var? şarkı, zengin bir kadına aşık olmuş ama zengin kadın tarafından terk edilmiş, tam da mali durumu kötüye gitmekte olan bir erkeğin (jigolo da denebilir belki), kadının kendisini terk etmesine haykırışı. ama bu haykırış &#8220;sabancı&#8221;ya&#8230; yani para bok gibi olacakken birden kadın seni bırakıyor, sap gibi kalıyor, direkten dönüyorsun.</p>
<p>bu duygu bana çok yabancı olsa da, muhtemelen türkiye&#8217;de -çok fazla olmasa da- benzer aşklar, zengin kadına aşık olup tam yırtacakken mevzuu bozulan ya da halen aşık olmakta olan erkekler vardır. ve bu şarkı onları &#8220;of ulan of&#8221; demeye sevk edebilir.</p>
<p>şarkı sözlerine gelelim:</p>
<blockquote><p><em>iyi ki sana rastladım iyi ki seni tanıdım</em> (aşık oldum falan değil, seviştik falan da yok. rastladım, tanıdım)<br />
<em>şimdi hayatımdasın iyi ki sen varsın.</em> (halen seni önemsiyorum, iyi ki varsın [herkese söylenebilir])</p>
<p><em>yenilendim yenilendim ben seninle yenilendim</em> (yenilendim diye isyan; yeni elbise aldım mont aldım, boxer aldım)<br />
<em>sanki arındı yüreğim acılardan temizlendim </em>(o ara bayağı derdim vardı onları unuttum, eh fena değildi)</p>
<p><em>direkten döndüm aşk diye öldüm</em> (direkten döndüm? tam oluyordu olmadı. aşk falan olalım dedim sen istemedin)<br />
<em>dönüm noktamsın iyi ki sen varsın</em> (benim için dönüm noktası olacaktın, üst sınıf insanlar arasına girecektim, bu ihtimal halen var, sen iyi ki varsın)<br />
<em>sen varsın</em></p>
<p><em>ahhhh ahhhhhhhhhhhh ahhhhhhaaaahhhhh ahhh</em> (of ulan of gibi, tüh gibi)</p>
<p><em>iyi ki sana rasladım iyi ki seni tanıdım</em><br />
<em>şimdi hayatımdasın iyi ki sen varsın</em>. (evet, tamam)</p>
<p><em>yenilendim yenilendim ben seninle yenilendim</em><br />
<em>sanki arındı yüreğim acılardan temizlendim</em> (sıradan hissiyatlar)</p>
<p><em>direkten döndüm aşk diye öldüm</em><br />
<em>dönüm noktamsın iyiki sen varsın</em><br />
<em>sen varsın…</em></p>
<p><em>aha aha aha aha aha aha<br />
aha aha aha aha aha aha<br />
aha aha aha aha aha aha </em>(acı çekiyorum bakar mısın aaaaaaaaaaaaaaaa)</p>
<p><em>direkten döndüm aşk diye öldüm<br />
dönüm noktamsın iyiki sen varsın<br />
sen varsın…</em></p>
<p><em>direkten döndümmmmmmmmmmm</em> (şarkı böyle bitiyor. bağırarak söylüyor bunu. yani son sözünde cenk eren mevzuun bittiğini biliyor ama kendi haline kahrediyor &#8220;<strong>direkten döndüm</strong>&#8221; diyerek. insan topla empati kurar mı kardeşim? ilginç değil mi bir insanın direkten dönmesi. &#8220;tam gol olacaktım&#8221; diye düşünür mü mesela bir insan. seni çok sevmiştim, aşkımız olamadı çok üzüldüm falan değil, &#8220;<em>olan bana oldu, tam kefeni yırtacaktım, o dakka maç bitti</em>&#8220;.)</p></blockquote>
<p>cenk eren bu şarkıyı dinlediğinde sadıka sabancı&#8217;nın düşüncelere dalacağını, hisleneceğini, üzüleceğini sanıyor mu bilmiyorum. yani &#8220;bak ya adamı terk ettik direkten dönmüş yazık olmuş&#8221; diye üzülür mü mesela?</p>
<p>insan yüzeysel olabilir, yüzeysel konuşabilir ama yani verdiği en doruktaki eserinde, terk edilme acısıyla yaptığı şarkıda bile hissiyatı yüzeyselse ve bunu tüm türkiye&#8217;ye övgüyle dinletmeye karar verecek, bağıracak, haykıracak kadar yüzeyselse, birilerinin halen &#8220;cenk şarkı çok hoş, yani halen onu unutmadın öyle mi&#8221; dememesi lâzım. &#8220;<em>n&#8217;apıyon kardeşim, hiç mi müzik dinlemedin, kadına karşı hiç mi bir şey hissetmedin, hiç mi kitap okumadın, bir insanın bu kadar yüzeysel olmaması lazım</em>&#8221; demesi şart artık arkadaşı dostu varsa.</p>
<p>ama adam keyif insanıdır, der ki, &#8220;<em>ya kardeşim niye anlamıyorsunuz, zengin olacaktım, ömrü bedavaya getirecektim, skecektim kitabını yata binip dolaşacak, kahvaltıda trüf mantarı yiyecektim, sen benim ne kaybettiğimin farkında mısın?</em>&#8221; o zaman cenk eren&#8217;i anlarım. onun duygusunu hissemediğim için üzülür, oturur sadıka sabancı onu affetsin diye bir şiir de ben yazar, bir şiir de ben bestelerim. neticede haybeye cyrano olmadık, alışığız olmayacak aşkları oldurmaya. alışığız dubaranın arkasındaki anlam, manasızlıktaki mana olmaya, güzele aşk, çirkine gurur katmaya.</p>
<div class='wp_likes' id='wp_likes_post-215'><a class='like' href="javascript:wp_likes.like(215);" title='' ><img src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/plugins/wp-likes/images/like.png" alt='' border='0'/>Okşa</a><span class='text'></span>
<div class='unlike'><a href="javascript:wp_likes.unlike(215);">Kakşa</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/donum-noktamsin.htm">&#8220;Dönüm Noktamsın&#8230;&#8221;</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/donum-noktamsin.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ahmet maranki -&gt; şifacı akepik sürüm</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/ahmet-maranki-sifaci-akepik-surum.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/ahmet-maranki-sifaci-akepik-surum.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 11:12:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[tiksindiM]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet maranki]]></category>
		<category><![CDATA[ajitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[aragonit]]></category>
		<category><![CDATA[aragonit faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[aytaşı]]></category>
		<category><![CDATA[aytaşı faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[mucize taş aragonit]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>
		<category><![CDATA[taş şifası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=380</guid>
		<description><![CDATA[hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim.
ahmet maranki bana göre &#8220;patates çuvalı&#8221; ile birebir benzerlik göstermektedir. patates çuvalı nedir? patates çuvalına tarladan patates toplarken eline gelen herşeyi de doldurursun. içinden soğan da çıkar, tere de çıkar, yer elması da, toprak da&#8230; çıkar da çıkar. çuval patates çuvalıdır ama içinde herşeyden bir parça vardır. sanırım kendisi de [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/ahmet-maranki-sifaci-akepik-surum.htm">ahmet maranki -> şifacı akepik sürüm</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/09/maranki.gif"  rel="lightbox-380"><img class="alignright size-full wp-image-381" style="border: 4px solid black; margin: 4px;" title="maranki" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/09/maranki.gif" alt="maranki" width="213" height="144" /></a>hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim.</p>
<p>ahmet maranki bana göre &#8220;patates çuvalı&#8221; ile birebir benzerlik göstermektedir. patates çuvalı nedir? patates çuvalına tarladan patates toplarken eline gelen herşeyi de doldurursun. içinden soğan da çıkar, tere de çıkar, yer elması da, toprak da&#8230; çıkar da çıkar. çuval patates çuvalıdır ama içinde herşeyden bir parça vardır. sanırım kendisi de bunun farkında ki bu yüzden &#8220;ahmet maranki aslında herşey&#8221;dir&#8230;</p>
<p><span id="more-380"></span>ahmet maranki&#8217;yi çözmek veya reddetmek imkânsız. zira adam herkese ve herşeye hitap ediyor. yani taşların sağlığa faydasından bahsederken, kozmik bilince ışınlanıyor, fotonların dalga boyutundan peynir yapımına geçiyor, &#8220;yaratıcı ben&#8221; diye bir şey söylerken allah-u teala sözcüğünü telaffuz ediyor. tabii &#8220;şakra&#8221; diye telaffuz ettiği şeyi açmaktan da, vücudun su olduğundan da bahsediyor.</p>
<p>kozmik varoluşa inanıyor ama allah diyor, enerjiye reikiye falan inanıyor ama bunda faydayı insanın kendisinde değil taşta arıyor, muhafazakârken sol görüşlü ama bilgisayar kullanırken doğaya dönmeyi anlatıyor. yani ahmet maranki&#8217;de insanın kendinden bir şeyler bulmaması imkânsız.</p>
<p>yukarıda arkadaşların bahsettiği gibi asıl işi pazarlamak. ama herkese pazarlamak. ot satıyor, taş satıyor. adam taş satıyor. taş. ama bunu öyle bir pazarlıyor ki tam da vapurdaki satıcılar gibi.</p>
<p>biliyorsunuz bu ara taşçılar çoğaldı. <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=aragonit">aragonit</a> diye kimsenin yüzyıllardır sklemediği bir taş yükselişte. <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ayta%c5%9f%c4%b1">aytaşı</a> revaçta. bu arada zenginler için yakut, kimi islamikler için kehribar çıkışta. ahmet maranki bir yüzük yaptırmış ve bunu şöyle tanıtıyor: &#8220;bu yüzükte bütün taşlar var. hepsi, bütün enerjiler var bunda&#8221;. yav kardeşim &#8220;hepsi var&#8221; diye enerji taşı satılır mı? karpuzcu musun? &#8220;hepsi var. hepsi&#8230;&#8221; diyor. yüzükte aragonit de var, kehribar da, yakut da&#8230; yani herkes bu yüzükte kendi inancına uyan taşı bulabilyor. ama tabii hiçbir tinsel inanışı olmayan kozmikçiler için özel bir yüzük de var, o da foton yüzüğü. dalga boyu yayıyormuş.</p>
<p>lan&#8230;</p>
<p>yüzükteki şuncacık taşın yaydığı dalgadan medet umar mı insan? yapmayın lan.</p>
<p>maranki&#8217;nin ünvanı &#8216;profesör doktor&#8217;. söz konusu doktorluğu nasıl aldığına gelelim. yukarıda bir arkadaş &#8220;babamın arkadaşı ahmet amca, doktor değil o&#8221; demiş zaten ama maranki&#8217;nin kendisi de farkında olmadan bunu itiraf etti. canlı yayında, &#8220;ben almanya&#8217;da şu hastanede konferans verdim, bu hastanede seminer verdim&#8221; diye anlatıyordu. lakin hastaneler boşmuş. bunu &#8220;yurt dışında insanlar hastalanmıyor&#8221; diye anlatırken, hastane yöneticilerine fırça atışıyla gururlanırken kaçırdı. diyor ki: &#8220;ya hastaneye konferansa gittim 6 kişi var. &#8216;niye böyle boş hastane&#8217; diye sordum. &#8216;öyle biz n&#8217;apalım&#8217; dediler. yaniii kimse hastalanmıyor bakın!&#8221;. yani kimse amcayı dinlemeye gelmemiş ama neticesinde parasını ödediği konferans salonunda 6-7 kişiye bir saat konuşarak 10 konferans, 50 seminer vermiş bir profesör olmuş ahmet maranki. profesör ünvanı azerbeycan paralı üniversitelerinden.</p>
<p>pazarlama ve manipülasyon ustası maranki tüm tarikatlara, tüm inançlara inanıyor. yani 2012, 2015, 2050 marduk, sarduk hepsine&#8230; eğer onun kitaplarını okur, taşlarını kullanırsak şunun olacağını söylüyor: &#8220;2015&#8242;te birden büyük bir enerjiyle insanlıkta büyük bir değişiklik olacak bazıları iyi insan olacak bazıları da kötü insan olacaklar. iyi insan olmak için bu taşları, otları kullanmanız lazım. yoksa hırsız, haydut, dolandırıcı, ahlaksız olacaksınız. tabii birden bire deyince bu bir günde olmayacak.&#8221; anlaşılan ahmet maranki&#8217;ye inanmanın tek nedeni şu olmalı: 2015&#8242;te iyi insan olmak. gayet sade bir hedef, herkese uygun. bu mu lan yani? ben itliğin götlüğün profesörü olmak istiyorum desen kötü taraftasın. o kadar.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/09/ahmet-maranki.jpg"  rel="lightbox-380"><img class="alignright size-full wp-image-382" style="border: 4px solid black; margin: 4px;" title="ahmet-maranki" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/09/ahmet-maranki.jpg" alt="ahmet-maranki" width="240" height="187" /></a>maranki mevzuyu en neticesinde doğaya bağlamış. yeşillik tüketimine vardırmış. bu konuda o kadar derine gitmiş ki mesela hayvan ürünleri yerine bitkisel ürünler kullanmayı tavsiye ediyor. bu da muhtemelen çok ciddi bir kitleye hitap ediyordur. hatta bu noktada &#8220;insanlığa yeni bir icat sunacağım bitkisel ayran&#8221; bile diyebiliyor. bitkisel ayran nedir kardeşim? ayran mıdır? onu öyle satarsan ve insanlar ayran yerine bunu içerlerse de helal olsun demek işten değil.</p>
<p>adama ne sorsan konuyu taşa, bitkiye bağlıyor. sırt ağrısı diyorsun anında uyduruyor. hatta sen bile uydurabilirsin; üç bardak kekik, beş dal maydanoz, iki tane tere (bundan sonra bulması zor bir bitki), 50 gram güzel avrat otu, (ve tatlandırıcı) bir çay kaşığı bal. dilim ağrıyor diyorsun sallıyor: &#8220;3 yeşil soğan, bir diş sarmısak, 3 sap artemisa, bir kayısı, iki küp şeker, 3 tane tuz.&#8221; şifa bu kadar, yersen.</p>
<p>amcam taştan bahsederken kuyumcu, bitkiden bahsederken çiftçi, hastalıktan bahsederken doktor, dinden bahsederken imam gibi konuşuyor. selametçi bıyığı var ama kozmik enerjiden bahsediyor. bıyığı kesse, islama inanan insanları inandırma oranı düşecek. bu yüzden kozmik bıyığı özenli bir biçimde duruyor.</p>
<p>kendi reklamını yaparken de son derece taşkın. abartmak ve beklenmeyeni söylemek adamın sinopsisinde varolduğundan &#8220;ben/biz takvim de yazmaya başladı(k)m takvim&#8217;in trajı yüzde 50 arttı&#8221; diye acayip bir biçimde abartabiliyor mevzuu. eğer harbiden yüzde 50 arttıysa tiraj vay halimize&#8230; internet&#8217;te bin tane site açmış, her yerden haldır haldır yardırıyor. insanların kendisine inancını gelen mail sayısıyla ölçerken &#8220;aslında daha çok mail gelirdi ama bizim yükselişimizi görenler sistemimize saldırı yaptı&#8221; demeyi ihmal etmiyor. düşmanını yaratmış, buna inanıyor, inandırıyor. ve halk ta doğruyu söylediği için düşmanı olduğuna kanıyor tabii ki&#8230; bir gün lahanalı bir formül vermiş mesela (tam olarak böyle söyleyemiyor, bizi uyardılar deyip geçiyor) ama çekmişler bunu &#8220;lahana olayı bizim, ondan hap yapıp zayıflama ilacı diye küskülüyoruz, lahana&#8217;ya girme başını ezeriz&#8221; demişler. tabii haddini biliyor hiç de zorlamıyor. yeni formüllerinde lahana kullanmıyor mesela. ne gerek var gerginlik yaratmaya, lahana yerine &#8220;yaban turpu&#8221; dersin olur biter.</p>
<p>biraz araştırdım ve gördüm ki acayip inanıyorlar ahmet maranki&#8217;ye. bu inanma boşluğu, bu yol gösteren açlığı, insanlardaki bu ilkel şifa, &#8216;yaradanın yarattığı herşeyin faydası vardır&#8217; inancı ne menem bir şeydir&#8230; üzerine laf söylemek istemem. ama yani gör ki <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=patates+%c3%a7uval%c4%b1">patates çuvalı</a>&#8216;nı gör artık. tıp diye bir şey var kardeşim. belin ağrıyorsa git çektir mr&#8217;ını bilmemneni görünsün, ona göre ilacını al. ilaç da zaten bitkiden yapılıyor ama daha bilimsel öyle uydurma ölçek değil.</p>
<p>doktorluğun bir kuralı vardır: önce telkin sonra tedavi. yani önce hastayı telkin eder, bir şeye inandırırsın&#8230; eski doktorlar hastaya hapı verdi miydi yanına da &#8220;git bir çam ağacının kovuğuna üç kere kaka yap&#8221; derlermiş, ya da &#8220;git bir mezar taşını ısır<sup><a title="(bkz: batıl inançlar)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bat%c4%b1l+inan%c3%a7lar">*</a></sup>. böylece doktor her iki şekilde de hastayı tedaviye yönlendirirmiş. yani ilaca inanmayan hasta batıl olarak mezar taşı ısırmaya inanacağından hastalığının geçtiğini sanacak. zira şifa kendi içinde, hastalık insanın kendisi, kafası! maranki de bunun bilincinde. ver reçeteyi ama yeşil ver, ottan doğadan ver olsun bitsin. işte bu adamlar yanlış reçeteleriyle kimbilir kaç kişiyi zehirliyor, öldürüyorlar, onlar hiç incelenmez nedense. modern tıp senin bu ottan reçete yapan insanların gelişmişi kardeşim. doğrusu, düzgünü. hastalığın nedenini gösteren cihazlar varken insan gidip ağaç kabuğu kemirir mi lan?</p>
<p>maranki&#8217;nin asıl özünde <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=tenzih+etmek">tenzih etmek</a> yatıyor. böylelikle de suya sabuna dokunmamış oluyor. yani hayvani gıda zararlıdır derken, kendi arkadaşı olan (elinde olsa marka verecek) süt ve süt ürünü üreticilerini tenzih ediyor. hatta mümkünse onlardan alınmasını öğütlüyor (çok aceleci, bayağı pazarlama. bu tür mevzulara biraz daha geç girmesi lazımdı. stratejik hata yapıyor ama neyse&#8230;.) bazı şarlatanlar derken bazı şarlatanları tenzih ediyor. bunu &#8220;tenzih ederim&#8221; diyerek yapmıyor ama &#8220;sözün ona değil, tabii kastettiğim onlar değil&#8221; gibi ifadelerle kuyuya bir taş atıyor. artık kim çıkarırsa.</p>
<p>bir de kozmik enerjiyi gösterişi var ki bu da adamın insanlarla dalga geçme taktiği sanırım. yani yaptığı şeyin numaracılık olduğunun farkında. zira &#8220;kozmik bilinç&#8221;i gösterirken hani çükün bızıra girişini simgelediğimiz sol elin işaret parmağını yumruk yapılmış sağ elin ortasına sokma hareketi var ya, öyle ifade ediyor kozmik bilinci (hareketi yap). böyle kozmik bilinç mi olur lan?</p>
<p>yani lafın özü kardeşim; çok acayip bir adam. böyle bir deneyim; böyle kolpa bir deneyim yaşamadım. yani reikici gördüm, mantracı gördüm, nurcu, ac(i)zmendi ortamına girdim, şifacıların kitabını okudum, biyoenerjicinin suratına &#8220;şlak&#8221; hareketi yaptım ama yani böyle kapsayıcı, böyle herkese ve herşeye hitap eden ama bu kadar kolpa, böyle mantar, bu kadar temelsiz, bu kadar anında reçeteci ve hazırcevap bir &#8216;profesör doktor&#8217; görmedim.</p>
<p>hani kitle edinmiş, insanları inandırmış, bu entry&#8217;i sildirir, gider dava açar; o da olur ne yapalım mukadderat. ses çıkarırsan bunu da göze alacaksın.<br />
ama sayesinde ben &#8220;patates çuvalı nedir?&#8221; çok iyi anladım.<br />
etrafımdaki aklı başında veya neye inandığını, neyi söylediğini bilen insanları daha çok sevdim.<br />
evde kendi başıma lağman yapmaya kalkışmam örneğin (maranki&#8217;nin kozmik bağırsak temizleme tavsiyelerini okuyunuz)<br />
maydanozu maydonoz diye yerim, hıyarı yüzüme sürmem hart diye ısırırım.<br />
bi de böyle adamlara, şu insanoğluna bakıp gülüyorum işte. daha ne olsun?</p>
<p>ama yani; yürü be hoca.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/ahmet-maranki-sifaci-akepik-surum.htm">ahmet maranki -> şifacı akepik sürüm</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/ahmet-maranki-sifaci-akepik-surum.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>dünyayı çözümseyen anket sonuçlandı</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/dunyayi-cozumseyen-anket-sonuclandi.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/dunyayi-cozumseyen-anket-sonuclandi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Feb 2008 13:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[keyif]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[ubudiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/index.php/genel/dunyayi-cozumseyen-anket-sonuclandi.htm</guid>
		<description><![CDATA[Noter eşliğinde yaptığımız devasa çaplı minik anket sonuçlandı. İçinde bulunduğumuz dönemde insanların dünyayı algılama biçimine odaklanmış olan anketten elde edeceğimiz sonuç bizi hiçbir yere götürmeyecekti. Zaten öyle de oldu. Fakat neticede bir anket daha sonuçlandı ve belli belirsiz bir tatmin yaşandı.
44.000 kişinin katıldığı (yazıyla 44) anketimizde katılımcılara şunu sorduk: &#8220;Şu ara dünyayı nasıl buluyorsunuz?&#8221; Anket [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/dunyayi-cozumseyen-anket-sonuclandi.htm">dünyayı çözümseyen anket sonuçlandı</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Noter eşliğinde yaptığımız devasa çaplı minik anket sonuçlandı. İçinde bulunduğumuz dönemde insanların dünyayı algılama biçimine odaklanmış olan anketten elde edeceğimiz sonuç bizi hiçbir yere götürmeyecekti. Zaten öyle de oldu. Fakat neticede bir anket daha sonuçlandı ve belli belirsiz bir tatmin yaşandı.</p>
<p>44.000 kişinin katıldığı (yazıyla 44) anketimizde katılımcılara şunu sorduk: &#8220;Şu ara dünyayı nasıl buluyorsunuz?&#8221; Anket bittiğinde elimizdeki sonuçlar gerçekten şoşaltıcı bir tablo önümüze koydu.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2008/02/world_atlas_rubik_s_cube-400-400.jpg"  rel="lightbox-141"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-339" title="world_atlas_rubik_s_cube-400-400" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2008/02/world_atlas_rubik_s_cube-400-400.jpg" alt="world_atlas_rubik_s_cube-400-400" width="150" height="150" /></a>Sıkıcı (4%)<br />
Yetersiz (4%)<br />
İdrak edemiyorum (27%)<br />
Neşe veriyor (0%)<br />
Bıraktığım yerde duruyor (13%)<br />
Bi terslik var gibi&#8230; (22%)<br />
Cinnetim yakındır! (22%)<br />
Her şey çok güzel bence (4%)<br />
<span id="more-141"></span></p>
<p>&#8220;Cinnetim yakındır!&#8221; ve &#8220;Bi terslik var gibi&#8230;&#8221; seçenekleri anketimizde ikinciliği paylaştı. Sonuçlara bakıldığında gidişatta bir gariplik olduğunu henüz fark edenler -ki bunlar bir sorunun var olduğunu kendi başlarına idrak etmiş fakat bir başına olmanın çaresizliğiyle birilerini ve bizzat kendilerini uyandırmak için bir çağrı yapıyormuş gibi duran &#8220;bir terslik var gibi&#8230;&#8221; seçeneğini işaretleyenler- genelde 24-27 yaşları arasında. Tahammülsüzlük için güzel bir yaş aralığı.</p>
<p>&#8220;cinnetim yakındır&#8221; seçeneğini işaretleyen katılımcılar ise idrak, itiraf aşamalarını geçmiş olsa da toplu gayretlerden ümidini kesmiş bireysel olarak bir patlama yapabileceğini, hani duruma göre insan kellesi bile uçurabileceğini ve bundan sorumlu olmayacağını ifade ederek birilerini korkutup hareketlendirmek isteyenlerden ve olayların kendisini delirtmesinden endişe eden yetkililerden oluşuyor.</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_rhRhTAdR-2Y/R8QX6q7Wn3I/AAAAAAAAAFg/oz6aF70Eq2g/s1600-h/captain-kirk-wtf.jpg"  rel="lightbox-141"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5171284568851259250" class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px 10px 10px 0px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhRhTAdR-2Y/R8QX6q7Wn3I/AAAAAAAAAFg/oz6aF70Eq2g/s320/captain-kirk-wtf.jpg" border="0" alt="" width="320" height="256" /></a>Dünyanın şu anki halinin neşe verdiği insan sayısı anketimize göre sıfır. Yani 7,5 milyarda 0. Kısaca dünya mutsuz. Dünyayı sıkıcı bulanların ve yetersiz bulan James Bond&#8217;ların oranı da yüzde dört. Anlaşılan o ki dünya hiç kimseye istediğini vermiyor. Buna rağmen hali hazırda taze bir aşk yaşayanlar da yüzde dörtlük bir orana sahip zira onlar &#8220;her şey çok güzel bence&#8221; seçeneğini işaretlemişler. Bir insanın bu kadar kör olabilmesinin nedeni sadece henüz aşık olmuş ve aşık olduğu insanla o dakikalarda birlikte olmasıdır muhtemelen.</p>
<p>Anket neticesinde görüldüğü üzere 70 trilyonluk Türkiye&#8217;nin ciddi bir sorunu var: Dünyayı idrak edememek. Dünyanın hal ve gidişatı insanların duyarlılık eşiğini aşmış durumda ve dolayısıyla olaylar, insanlar ve dünya düşünülüp tartılmadan belleğin ardiyelerine gömülüyor. Sanılsandığı kadarıyla her ne kadar idrak yolları tıkanmış olsa da kişiler en azından dünyayı idrak edemediklerini idrak etmiş gibi görülüyorlar. Bir başlangıç&#8230; Bu aşamada dünyanın anlaşılamaz hale gelmesinin var ettiği taşınamaz yükün yarattığı patlama oy vermek biçiminde tezahür ediyor. İdraktan sonraki çözüm yolunun ilk adımı olan itiraf sözle, yazıyla, eylemlerle, toplu halde veya küresel ekonominin dinamiklerini dinamitleyerek yapılmıyor. Aksine son derece kolay bir şekilde açığa vuruluyor. Anket tıklamak. İşte bunu yaptık. Ama en azından bir haşlangaç demiştim. O iyi.</p>
<p>Neticeye gelecek olursak miyadını doldurmak üzere olan dünyanın gelecek endişesi olan her insanı bunalımlara sürüklediğini artık biliyoruz. Sadece aşık olan ve anda olan insanlar dünya ile mutlu olabiliyorlar. Bu noktada tek gerçek aşk diyebiliriz ya da şöyle yorumlayabiliriz. Bilmek kahrolmaktır.</p>
<p>Öyleyse anketimize katılan tüm katılımcılara şu parçayla edâ edelim:</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Zaman akıp gider durulmadan<br />
Ne sual ne cevap bulunmadan<br />
Biz onun içinde bitip kahroluruz<br />
Bize yaşamak yok yorulmadan</em></p>
<p>Bilirim hayatın güzelliğini<br />
Bilirim sevenin ne çektiğini<br />
Dertler bizim için, sevmek bizim için<br />
İşte gel de yaşa kahrolmadan&#8230;&#8221;</p></blockquote>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="355" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/3ia-L2NL16k&amp;rel=" /><param name="wmode" value="transparent" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="355" src="http://www.youtube.com/v/3ia-L2NL16k&amp;rel=" wmode="transparent"></embed></object></p>
<div class='wp_likes' id='wp_likes_post-141'><a class='like' href="javascript:wp_likes.like(141);" title='' ><img src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/plugins/wp-likes/images/like.png" alt='' border='0'/>Okşa</a><span class='text'></span>
<div class='unlike'><a href="javascript:wp_likes.unlike(141);">Kakşa</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/dunyayi-cozumseyen-anket-sonuclandi.htm">dünyayı çözümseyen anket sonuçlandı</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/guldum/dunyayi-cozumseyen-anket-sonuclandi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kurban derisi toplayan sünnetsiz kundakçı</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/tiksindim/kurban-derisi-toplayan-sunnetsiz-kundakci.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/tiksindim/kurban-derisi-toplayan-sunnetsiz-kundakci.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2008 16:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[tiksindiM]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[beyin yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[fanatizm]]></category>
		<category><![CDATA[provokasyon]]></category>
		<category><![CDATA[zaman gazetesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/index.php/genel/kurban-derisi-toplayan-sunnetsiz-kundakci.htm</guid>
		<description><![CDATA[Zaman Gazetesi&#8216;nin bu haberi harbiden de zanlı hakkında en detaylı ipuçlarını bile bizlere ulaştırıyor. Hani adamın çükünün detaylarını bile öğreniyoruz.
Bu noktada bir kundakçının sünnetli veya sünnetsiz olması ile kundakçılık marifeti arasındaki ilişkiyi ben çözemedim. Mesela &#8220;sünnetsiz kundakçı&#8220;, &#8220;azılı katil&#8221; katil gibi bir şey midir? Gerçi &#8220;azılı katil&#8221;i de pek idrak edemiyorum ama hiç değilse bir [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/tiksindim/kurban-derisi-toplayan-sunnetsiz-kundakci.htm">kurban derisi toplayan sünnetsiz kundakçı</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Zaman Gazetesi</strong>&#8216;nin bu haberi harbiden de zanlı hakkında en detaylı ipuçlarını bile bizlere ulaştırıyor. Hani adamın çükünün detaylarını bile öğreniyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu noktada bir kundakçının sünnetli veya sünnetsiz olması ile kundakçılık marifeti arasındaki ilişkiyi ben çözemedim. Mesela &#8220;<strong>sünnetsiz kundakçı</strong>&#8220;, &#8220;<strong>azılı katil</strong>&#8221; katil gibi bir şey midir? Gerçi &#8220;azılı katil&#8221;i de pek idrak edemiyorum ama hiç değilse bir kulak dolgunluğu var, &#8220;<em>kurban sayısı 3&#8242;ten 5&#8242;ten fazladır</em>&#8221; diye bir düşünce oluşuyor kafamda otomatik. Lakin bu haberi okuyunca kafamda &#8220;sünnetsiz çük&#8221; düşüncesi oluşuyor ki bu beni biraz etkiledi tabii. Üstelik islami zümreye haber ulaştıran bir gazetenin, okuyucusunun kafasında sünnetsiz çük slideshow&#8217;u yaratma çabasını da neye yorayım bilemedim.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2008/01/sunnetsiz1.jpg"  rel="lightbox-137"><img class="size-full wp-image-154 aligncenter" title="sunnetsiz1" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2008/01/sunnetsiz1.jpg" alt="sunnetsiz1" width="473" height="334" /></a><span id="more-137"></span>Toplumu fanatikleştirme adına adeta nokta atışı yapan bu haber sünnetsizliğin toplum tarafından kabul edilmemesi gereken bir durum olduğunu öne çıkarıp provakasyon görevini layıkıyla yerine getirirken sünnetsiz insanı da güvenilmemesi gereken, suç işlemeye meyilli deyim yerindeyse tam bir holosko çocuğu olarak tanımlıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">DTP adına kurban derisi toplama meselesi ise apayrı. DTP karşıtı haberlere yüklenme mevzusunu bir derece anlıyorum. Her suçun başına DTP ekle gitsin. Ama bunu bari çocukça, amatörce, bu derece ciddiyetsiz yapma be kardeşim. Öyle bir şey söyle ki ben de düşüneyim, &#8220;<em>ha DTP bu yüzden kötü, sahtekâr falan olabilir</em>&#8221; diyeyim. Bana ne adamın çükünden. Üstelik sen inanıyor musun yazdığın haberin gerçekçiliğine? Bugün sen çıksan dışarı DTP adına bağış toplamaya kalksan seni ağzını burnunu dağıtırlar lan. Üstelik gidip kurban derisi toplamış adam, kurban kesen kesim de DTP&#8217;ye vermiş derileri öyle mi? La git&#8230; manyak mısın nesin? Manşetine çıkanı gözlerin okusun bir ya.</p>
<p style="text-align: justify;">Mesela Zaman Gazetesi şu haberi yapar mı? &#8220;<em>Hacı sakallı adam kursa gelen çocukları taciz etti&#8230;</em>&#8220;, &#8220;<em>başörtülü genç kız akp için kuyumcu soymuş</em>&#8220;, &#8220;<em>sünnetsiz nurcu dua ederken aslında sadece ağzını oynatıyormuş&#8230;</em>&#8221; Yapmaz. Zira işine gelmez. O yönlendirmenin ucu kendisine dokunur.</p>
<p style="text-align: justify;">O zaman bunu da yapmamak lâzım değil mi? Ayrıca polisin neden adamın çükünü kontrol ettiğini de çözebilmiş değilim. Cinsel organın kişinin kimlik kartı mıdır? Oradan ne gibi bilgilere ulaşılır? Ya o çük 40 santimse? Buna hazır mısın?</p>
<p style="text-align: justify;">Zaman Gazetesi&#8217;ni bu derece basitleştirilmiş ve açık bir provakasyonu manşet olarak verdiği için kınamak lâzım ama işte herkes kendi kesimine hitap eden yerden bağlıyor mevzuyu. Şimdi Cumhuriyet&#8217;e baksan fötr şapkasız kravatsız kundakçı falan der, akit&#8217;e bakmak bile istemezsin adamın koltuk altındaki kesilmemiş kıllarının sayısını ve kokusunun neye benzediğini bile yazmış olabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">PS: sünnetliyim.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/tiksindim/kurban-derisi-toplayan-sunnetsiz-kundakci.htm">kurban derisi toplayan sünnetsiz kundakçı</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/tiksindim/kurban-derisi-toplayan-sunnetsiz-kundakci.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
