﻿﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZAR TIKANMASI &#187; sevdiM</title>
	<atom:link href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/category/sevdim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazartikanmasi.com</link>
	<description>tam da başladım, yazıyorum derken...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2010 14:11:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Keşf-iKeyif</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 23:16:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[dinlediM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendiM]]></category>
		<category><![CDATA[anltamam]]></category>
		<category><![CDATA[aurgasm]]></category>
		<category><![CDATA[be]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[oh]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[vakti]]></category>
		<category><![CDATA[valla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=632</guid>
		<description><![CDATA[oturmuş internette dolaşırken, kris&#8217;in taze stumbleupon avatar&#8217;ıyla kendimizden geçtik çok şükür. şeyda bi de baktı ki kris güzel bi site bulmuş, cümle cemaatle paylaşmış bize hiç göndermemiş. (yazdım bunu bi kenara-tam da bu kenara)
site bi güzel çıktı kardeşim, ooo, harbiden adıyla müsemma: aurgasm.
aurgasm.us, daha bugün haberimiz olmasına rağmen, bayağı ciddi takipçisi olan, caz, elektro, soul [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm">Keşf-iKeyif</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>oturmuş internette dolaşırken, kris&#8217;in taze stumbleupon avatar&#8217;ıyla kendimizden geçtik çok şükür. şeyda bi de baktı ki kris güzel bi site bulmuş, cümle cemaatle paylaşmış bize hiç göndermemiş. (yazdım bunu bi kenara-tam da bu kenara)</p>
<p>site bi güzel çıktı kardeşim, ooo, harbiden adıyla müsemma: aurgasm.</p>
<p>aurgasm.us, daha bugün haberimiz olmasına rağmen, bayağı ciddi takipçisi olan, caz, elektro, soul vesayire gibi tarzda müzik yapan ama çok da bilinmeyen grupların tanıtıldığı, paylaşıldığı bir blog. kazdıkça neler çıkıyor bir bilsen. türkiye&#8217;den de bayağı takipçisi varmış üstelik. öyle de bir playlist aparatı var ki sitenin, mesaiyi erit gitsin.</p>
<p>hemen bi de parça bağlayalım arkasına; valla şahane klip. (nerden biliyorum lan ben bu vj havalarını)</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="600" height="338" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2926432&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="600" height="338" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2926432&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>swing-jazz/balkan/swedish hiphop tarzlarında müzik yapan grubun sayfası da şurda:<br />
<a href="swing-jazz // balkan // swedish hiphop" target="_blank">http://aurgasm.us/2009/04/movits/</a></p>
<p>bunu beğenenlere yanında bir de tribal <a href="http://aurgasm.us/2008/06/sporto-kantes/" target="_blank">Sporto Kantes</a> veriyoruz.<br />
artık gerisi seç, beğen, şenlen.<br />
hadi, yarasın.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm">Keşf-iKeyif</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yollardan Geçerken Duyulan Bir Zenci Müziği</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 02:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[alıştıM]]></category>
		<category><![CDATA[anladıM]]></category>
		<category><![CDATA[denediM]]></category>
		<category><![CDATA[dinlediM]]></category>
		<category><![CDATA[duyduM]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüM]]></category>
		<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[güldüM]]></category>
		<category><![CDATA[hatırladıM]]></category>
		<category><![CDATA[oyalandıM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[süzdüM]]></category>
		<category><![CDATA[tiksindiM]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendiM]]></category>
		<category><![CDATA[şaştıM]]></category>
		<category><![CDATA[b]]></category>
		<category><![CDATA[beğendim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[döndüm]]></category>
		<category><![CDATA[evime]]></category>
		<category><![CDATA[giderken]]></category>
		<category><![CDATA[ir]]></category>
		<category><![CDATA[kafayı]]></category>
		<category><![CDATA[keşfe]]></category>
		<category><![CDATA[kürtçe]]></category>
		<category><![CDATA[minibüste]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklaştım]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[yakınlaştım]]></category>
		<category><![CDATA[yazıp]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda o kadar kendi içimdeyim ki, dışarıda ne olup bitiyor haberim yok. İşe giderken, işten dönerken, hatta iş yerindeyken de etrafta olan biten hiçbir şeyi görmüyorum desem yeridir. Üstelik benim kadar detay kovalayan, watcher etiketli bir insan böyle kapatsın herşeye gözünü; olacak şey değil&#8230; Bu içte kalmanın sebebi aslında biraz kafa dinlemekti. Malumunuz, kozmopolit insanı [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm">Yollardan Geçerken Duyulan Bir Zenci Müziği</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/br0125bs.jpg"  rel="lightbox-476"><img class="alignright size-full wp-image-619" style="margin: 3px 4px; border: black 3px solid;" title="•School Dilemma: Charlotte, N.C. (1957)" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/br0125bs.jpg" alt="•School Dilemma: Charlotte, N.C. (1957)" width="253" height="299" /></a>Son zamanlarda o kadar kendi içimdeyim ki, dışarıda ne olup bitiyor haberim yok. İşe giderken, işten dönerken, hatta iş yerindeyken de etrafta olan biten hiçbir şeyi görmüyorum desem yeridir. Üstelik benim kadar detay kovalayan, watcher etiketli bir insan böyle kapatsın herşeye gözünü; olacak şey değil&#8230; Bu içte kalmanın sebebi aslında biraz kafa dinlemekti. Malumunuz, kozmopolit insanı kafa dinlemeye pek zaman bulamıyor. Her taraftan paldır yardır bilgiler, kaynak bağımsız günde 50 kere değişen gündem (birkaç farklı kaynağı takip ediyorsan daha beter), dev ekranlar, monitörler; yaptığınız sohbeti, deneyimlediğiniz anı yok etmek istercesine dışarıdan gelen gürültüler; herbiri bambaşka şeylerden bahseden, farklı hassasiyetlere, ideolojilere, ideal kurgulara sahip, farklı dertlerini ya da mutluluklarını paylaşmak isteyen insanlar falan&#8230; e herkes de anlatmak istiyor tabii, hangi birini dinleyeceksin, yoruyor bir yerden sonra. Bu curcunaya kapılıp gitmektense, biraz kendimi dinleyesim, acaba o ne yapıyor, ne arıyor diye seyre dalasım vardı&#8230;</p>
<p><span id="more-476"></span></p>
<p>Tüm bu hengame içinde, ben, psikolog karşısında kendimi dinlemeye başlamadan evvel son çare olarak kendimi dinlemeye nasıl vakit bulacağımı ararken, telefonuma bir güzel kulaklık aldım, başladım yolda serde, iş yerinde vesaire müzik dinlemeye. Sonra dedim ki, &#8220;<em>öyle saldın gidiyon emme memlekette neler oluyor acaba bro?</em>&#8220;. Bıraktım MP3&#8242;leri sardım radyolara. Herbiri başka dertte&#8230; Açık Radyo &#8220;dünya yokoluyor&#8221;u anlatırken, insanları bilinçlendirici ama daimi aynı yerden muhaliflik yapan yayınlarına devam ediyor, bir şekilde beni de etkiliyordu. Başka bir radyo açıyorum, tek dertleri &#8220;<em>maçlar n&#8217;olacak&#8230;</em>&#8221; herkes maaşallah simon kuper havasında, yorumculara bakıyorsun, sanırsın futbol kritiği yapan bir kendileri var dünyada&#8230; Başka bi kanalda kendilerini acayip komik sanan bir grup insan, kendi aralarında eğleniyorlar, beni güldürmese de, &#8220;<em>haa</em>&#8221; dedim &#8220;<em>bunlar da ayrı bi bkm mutfak kafası.&#8221; </em>Bir süre sonra baktım ki amaç kendimi dinlemekken, belli amaçlarla, belli belirsiz bir şeyleri anlatmak için &#8220;yayın&#8221; yapan vericiler arasında dolaşıp duruyorum. Benim gibi birileri var, o an o radyoyu dinleyen, arayıp konuşan, &#8220;<em>seviyorum anlar mısınız, istiyorum çalar mısınız?</em>&#8221; falan diyenler mesela, acayip. Elbette dinleyip işine gücüne devam eden de var aynı şekilde, tabii onlar da radyoda dinledikleri şeyleri anlatmak gereği duyuyorlar.</p>
<p>O sıralarda <strong>Lost</strong>&#8216;taki French Chick&#8217;in yaptığı radyo yayınını yakalayan kadro aklıma geldi. Bazıları çok takıldı bu yayına, peşinden koştu, bazısı sklemedi kendi &#8216;dalga&#8217;sına baktı. Ben hangilerindendim acaba?</p>
<p>Yapım gereği duyduğu, gördüğü, izlediği herşey üzerinde ister istemez düşünen bir insanım. Dolayısıyla kendimi hepsi üzerinde düşünüyor buldum&#8230; Açık Radyo&#8217;nun &#8220;<em>dengesiz bu ülke, bu millet ayarsız</em>&#8221; söylemlerini dert edinip, neyin nasıl olması gerektiğine dair fikirler yürütürken, futbol konuşan radyocuları dinledikten sonra etraftaki kimi insanlarla &#8220;<em>Dinledin di mi hoca, öyle diyor ama aslında Elano&#8217;yu yanlış pozisyonda oynatıyor, o yüzden&#8230;</em>&#8221; diye ahkâm kesme turlarında dolanıyordum. Bir süre sonra anladım ki, dinlemek üzerine bir seçim yapmış olsam bile, onların benim için seçtiklerini dinliyorum. Kendimi değil. İşin kötüsü, bir de edepsizce, onlardan dinlediğimi, bunlara anlatıyorum aynen şimdi olduğu gibi.</p>
<p>Uzun zaman kendini dışarıdan soyutlayınca ve radyo olsun, televizyon ya da sinema olsun, seçtiğin &#8220;yayın&#8221;larla sınırlandırınca dünyanı, dışarıdaki hayat, koşuşturma, belli belirsiz dertler, sıradan olaylar hep birden anlamsız gelmeye başlıyor. Sen başka bir ilgiler/bilgiler dünyasında geziniyorsun, başkaları daha başka mevzuların defterini tutuyor&#8230; Bu yüzden de senin ilgin dışındaki mecraları seyreden herşeye karşı duyarlılığını sıfır noktasına yaklaştırarak kendini yalıtıp, koruyorsun. İlgini çekmeyen bir şey varsa konuşulan &#8220;<em>Haaa. evet, yine şahit oldukları bir yayından (internet, tv, radyo, gazete, twitır, sözlük, vs&#8230;) bahsediyorlar. sigiym, boşver&#8230;</em>&#8221; deyip kendi yolunu tutuyorsun.</p>
<p>Herneyse, o dinleme aralıklarında fark ettim ki, işten eve dönerken radyoda o an kulak kesilmemi gerektiren bir sohbet varsa etrafta gördüğüm üstü başı yırtılmış bir insana &#8220;<em>yazık ula</em>&#8220;, sahibinin gezdirdiği hiperaktif bir köpeğe &#8220;<em>bak şunun şirinliğine hahaha</em>&#8220;, ayak üstü alışveriş yaptığım bakkala &#8220;<em>bunun işi de akşama kadar gelene sarma, gidene dolma, kuru muhabbet</em>&#8221; deyip devam ediyorum. Yani hissettiğim hiçbir şeyde 1 dakikadan fazla durmuyor, etraftaki hiçbir şeyi, o anda asıl olarak hayatla bağım olarak tanımladığım yayının kendisinden fazla önemsemiyor ve tekrar yayının kendisine dönüyordum. Çalan müziğe göre kimi zaman yürürken geçtiğim yollar &#8220;<em>evet ya, dünya böyle akıp giden bi yer, bak ben de aradan süzülüyorum</em>&#8221; dercesine keyifli, kimi zaman &#8220;<em>şu hayata bak, kirlilik, zehir, insanlar anlamsız anlamsız dolaşıyorlar, hepsi zombi, ben de soundtrack&#8217;ımı koymuş keyifle evime gidiyorum, ne mutlu bana</em>&#8221; diyecek kadar memnun edici, kimi zaman da canımı acıtacak kadar karamsar gelebiliyordu. Bir şeyler hissettiğim doğruydu ama hangi hissi ne kadar? Acaba &#8220;<em>yazık</em>&#8221; deyip geçtiğim bir insanı görünce yapmam gereken bu muydu? Sevimli köpeği eğilip sevsem olur muydu? Bakkalın yerine kendimi koymaktansa gülümsemesine karşılık versem, <em>&#8220;nassın amıca?&#8221;</em> diye sorsam daha iyi değil miydi? Şimdi öyle gibi geliyor. İçerisinde insan etkeni olan davranışların tepkileri her zaman planlandıkları gibi olmazlar. &#8220;Yazık&#8221; diye üzüldüğüm insana yemek ısmarlamaya kalksam dolandırıcı çıkabilir, eğilip köpeği sevsem sahibi emekli teyze &#8220;<em>gelirken gördüm taşşaklarını düzelttin, o pis ellerini çek köpeğimden</em>&#8221; diye çıngar çıkarabilir, bakkala nasılsın diye sorsam can sıkıntısından anlatmaya başlayıp kâr marjlarına girebilir ve beni programı dinlemekten alıkoyabilir. Daha birçok şey olabilir, zira bilindiği gibi insanda herşey mümkündür.</p>
<p>Çok şükür tam da o sıralarda kulaklığım bozuldu. Gürültünün tam ortasına tekrardan düştüm. Bu kadar uzun süre ya da en azından yukarıdaki paragraflar kadar kendi içinde yaşarsan, gerçekte varolan, görmediğin, duymadığın, umursamadığın dolayısıyla doğru düzgün hissedemediğin herşey seni dengeni bozacak kadar sarsabiliyormuş. Kulaklıkla ses sonda dolaşırken hiç sallamadığım araba kornaları, motor sesleri, duymadığım, görmezden geldiğim, insanlar, insanlar arası anlaşmazlıklar, yüzler, mimikler, ifadeler o kadar net ve dibimdeydi ki, benim dışımda hayatta-her gün gidip geldiğim yolda bunların yaşandığına alışmam acayip zor oldu.</p>
<p>O sıralarda bünyedeki hissiyatın üstüne Tim Robbins&#8217;in oynadığı <a href="http://www.apple.com/trailers/thinkfilm/noise/" target="_blank">Noise</a> filmini de keşfedince, gürültü tahammülsüzlüğümü ve bizzat kendimde de hissettiğim &#8220;ben! umursamazlığı&#8221;nı şiddet ile dışarıya vursam mı vurmasam mı diye kendimi cıncıklamaya başladım. Bir minibüs şoförüne &#8220;<em>doğru kullan lan arabayı artislik yapma</em>&#8221; diyerek ayar çekmeye kalkışmam da o zamana rastlar. Allahtan adam mantıklı çıktı, alttan aldı, konu uzamadı. Bir süre sonra fark ettim ki etrafa, &#8220;<em>adaletsiz, haysiyetsiz, cins bir hadise vuku bulsa da, direkt dalsam birine ense kökünden</em>&#8221; niyetiyle bakıyorum&#8230; Yani düpedüz kaşınıyorum&#8230;</p>
<p>Evet, ben belki kaşınıyordum, belki dayanamaz; fazladan hisseder olmuştum ama diğer taraftan onlar da hiçbir şeyi umursamıyorlardı ki kardeşim. Okuduğum ve dinlediğim ve izlediğim kadarıyla dünya yok olurken, devir değişirken, dünyada her gün birbirinden acayip olaylar yaşanırken, Türkiye&#8217;deki kaos, diktatorlük, sorunlar, empatisizlik, adaletsizlik, eşitsizlik, dayatmacılık bu kadar rahatsız ediciyken, dünyada ekonomi yeniden şekillenirken, insanlar delicesine intihar ederken, lise çağındaki çocuklar kafa keserken, pompalı silahla okula dalıp arkadaşlarını öldürürken, kıtalar yeniden şekillenirken, bir sürü canlı türü yok olurken ve en kötüsü herbirimiz layık görüldüğümüz; yetinmekle sevinmeye alıştırıldığımız, hakkımız olan şeylerin göstermelik, taviz gibi sunulmasıyla neredeyse mutlu olmaya çalıştığımız halde etraftaki tüm bu insanların neden halen hiçbir şey garip değilmiş gibi davrandıklarını anlayamıyordum. herkes yüzünde/ifadesizliğinde, bir günde ve etrafında insanlarla yaşıyor olmanın yorgunlukla karışık nefretini  taşırken tüm bunları değiştirmek adına bir ekstradan bir mimik bile kullanmayacak kadar hımbıl, duyarsız, ve tahammülsüz görünüyordu gözüme. kimilerinin &#8220;<em>ya bu hummer&#8217;ın yenisi var ya yola sığmıyor</em>&#8221; çimdiklemesi üzerine bir minibüs yolculuğu boyunca konuşmaları, halen &#8220;<em>omo&#8217;nun yeni reklamı güzel olmuş</em>&#8221; üzerinden sohbet işletebilmeleri de bir süre bana kabul edilebilir gelmedi. benim sırf şahsi seçimlerle biçimlendirip içine saklandığım dünyaya yabancı olan tüm bu gündelik sıradan olaylar, yüzler, tavırlar, haller ve insanlar bana yabancıydı. ben, moebius halkasının altyüzünde takılmış, asıl günün gördüğü üst yüzeyde ne olup bittiğinden habersiz ve durduk yere, kendimi tekrar içerisinde bulduğum dışarıya tahammülsüz; kanıksadığım şeylere yabancı herşeyden işkillenen bir yabancı korkusuyla moebius döngüsüne devam edip edemeyeceğim konusunda hiçbir fikrim olmadığı halde dımdızlak ortada kalmıştım.</p>
<p>Bunun üzerine gidip bir kulaklık almaktansa, insanların içinde yine observer moduna dönmeye karar verdim. İzleyecektim. Neler konuşuyorlar, neleri dert ediyorlar, nelerden medet umuyorlar, neyi takip ediyor, ne dinliyorlar&#8230;  Böylece ben de herkes gibi olabilecek, herkes gibi dertleri olan bir insana dönüşebilecek, dolayısıyla herkesin içinde yaşarken rahat bir hayat sürebilecektim. çünkü herkes, o kadar zattirizot mevzulara takılıyordu ki, etrafta bunca dert, keder, acı, gariplik vs. varken bu derece umursamaz ve hımbıl olmayı özler olmuştum. bir ulvi rahatlık gibi geliyordu bana, halen bir reklamı, bir klibi, bir maçı konuşabilen insanların boşvermişliği.. Bir süre bu tiyatroyu oynadım. Ama bildiğim gerçekleri unutamıyor olmamdan dolayı, herkes gibi davranmaya çalıştığım anlar pek de keyifli geçmiyordu. Zira en dutturikten mevzuda, dalgasına sarmak varken bile ben konuyu &#8220;<em>dünyada aslında neler oluyor?&#8221;</em>a bağlayabiliyordum. Hatta aslında şu cümleye kadar da bunu göstermeye çalıştım&#8230;</p>
<p>Şimdi. Elbette ki şu an değil, bir süredir. Burada, şimdide, bu ülkede, etrafımda bunlar oluyor ve bunlar yaşanıyorken yaşadığımı idrak etmiş durumdayım. Biliyorum ki çok keyif alsam da <em>Californication</em>&#8216;ı ya da <em>The Riches</em>&#8216;ı izlemek sonrası edindiğim bilgi, keyif, mutluluk, eğlence, herkes <em>Kapalı Çarşı</em>, <em>Kurtlar Vadisi</em> izlediği için kimselere bir anlam ifade etmiyor. Ben Ezel ve Canım Ailem izlesem berikiler <em>Ihlamurlar Altında Yaprak Dökümünden Aşk-ı Mevzu</em> havasında. konu, ben yabancı dizi izliyorum konusu değil. Ben <em>Californication</em> izliyorsam öbürü <em>Sopranos</em> izliyor, Ben <em>G.I. Joe</em> izlediysem beriki <em>The Hangover</em>&#8216;a takılmış, bir diğeri önden gidip filmleri sinemaya gelmeden, dayanamamış nasıl ettiyse dizileri televizyonda yayımlanmadan önce izlemiş, kimi daha o bölüme gelmemiş, kimi kendini belgesele vermiş. Kimi hürriyet&#8217;ten takip etmiş haberi, öbürü sözlükten çok daha önce öğrenmişmiş, berikisi ise zaten şu an işi yoğun olduğu için onlara ancak gelecek hafta sonu bakabilecekmişmiş. Lan&#8230; Ben ne kadar şimdide olursam olayım, benim zamanım, zamanı kurgulayışım, yaşayışım, bir başkasının zamanıyla eşlenik değil.</p>
<p>Artık eskisi gibi herkes <strong>He-Man</strong> izleyip sokağa koşup He-Man&#8217;den bahsetmiyor; <strong>Kara Şimşek</strong> ya da <strong>Çalıkuşu</strong> izlemiyor, aynı gazeteyi takip etmiyor, haberi aynı kaynaklardan, aynı haliyle (bir haberin metni gün içinde birkaç kez değişebiliyor) okumuyor, aynı filmleri izlemiyor, benzer müzikleri dinlemiyor, bir şeylerden benzer zaman aralıklarında haberdar olmuyor. Her biri kendi zaman evreninde yaşayan bir sürü insan etrafta, bir yerlerden bir yerlere gidiyor, arada olursa arabanın balatasını yaptırmak, lavabonun sızdıran borurusunu değiştirmek, akan çatıyı onartmak gibi şeyler yapmak için şimdiki zamana dönüyorlar. Ha, bir de herkes evine dönüyor. Evinde, aynı zaman algısıyla yaşayabildiği insanın/ların yanına. Birlikte evde, aynı şeyleri takip edip aynı şeylere kafa yorup, aynı şeylerden bahsedebiliyor, aynı şeylere üzülüp/sevinebiliyorlar. Tabii bir de yalnızlar var; sadece kendilerine dönebilenler&#8230; ki, ara sıra rahatlatıcı, çok zaman hüzünlü olabiliyor onların hali.</p>
<p>Neticede zamanın göreceliliği, herkesin &#8220;önce ben&#8221; olmak üzere maksimumda iki kişilik bir zaman kurgusu yaratması sebebiyle neredeyse bir kaosa dönüşüyor ve aynı anda, aynı ilgi/bilgilerle yaşamayan insanlar artık kendi zaman aralıklarına bölünüyorlar. buna artık miyoz ve mayozdan sonra, nasıl bir bölünme adını koyalar bilmem ama gerçek şu ki, hepimiz ayrı bir zaman algısına bölünüyoruz bir süredir. </p>
<p>Dediğim gibi tüm bunları kulaklarım tıkalıyken düşünüyordum. Oysa şimdi, şimdideyim&#8230; Memlekette demokratik açılım yapmışlar, duysam da üzerinde 5 dakika düşünmedim. Her taksici gibi benim de sorulsa söyleyecek fikrim vardı ama ne takip ettim, ne peşine düştüm.</p>
<p>Fakat bu sabah işe gelirken Türkiye&#8217;de yaşayan kürtlerin Türkiye&#8217;nin zencileri olduğunu bizzat gördüm. Türkiye&#8217;nin kurak yerde yaşayan, dışlanan, hor görülen, ikinci sınıf insan olarak sınıflandırılan, sevilirken acıma hissiyle, gelişmemiş bir çocuğu sever gibi sevilen, üstüne conti cila çekmeyi bilmeyen, dünyayı takip etmeyen, tarlalarda boğuşan, beyaz türk toplumbilimcilerimize göre bilinçsizce üreyip duran, batı kültürü, medeniyet görmemiş güzel konuşma ve yazma, toplum içinde nezakêt gibi kavramları idrak etmemiş oldukları düşünüldüğünden ikinci sınıf insan muamelesi yapılan bu vatandaşları Türkiye&#8217;nin zencileriydi.</p>
<p>Kendi dilleri, kendi müzikleri, kendi kültürleri, el işleri, ilişki kurma biçimleri, dertleri, arayışları vardı bu insanların. Ama bu insanların gelip de aramıza katılacağı, dağdan inip soframıza oturacakları, bizimle aynı iş yerinde, aynı haklarla (bunlara hak denirse) çalışacakları gerçeği henüz kimsenin aklında ucundan bile geçmiyordu. Onlar askerlimizi vuran katillerdi, elleri kanlıydı, her kürt pkk&#8217;lı, her kürt gelişmemiş canlı, her kürt açgözlü, içi düşmanlık hissiyle dolu bir yabancıydı. üstelik biz kendimizi &#8220;modern insan&#8221; olarak tanımlarken, onları tüm kibirimizle sanki bambaşka bir zamandan gelen, aramıza karışmalarından korktuğumuz, az gelişmiş insanlar olarak görmekten de imtina etmiyorduk.</p>
<p>demokratik açılım&#8230; yani, kutuplaştırma. Şimdi etrafta görüyorumki insanlar kürt kökenli vatandaşların kendi aralarına karışmaları olasılığından korkuyorlar. Yabancıdan, onun cesaretinden, onun sürüp giden bu saçmasapan düzende bir şeyleri değiştireceğinden, alışık oldukları kim kime dum duma hayatlarına müdahale edilmesinden, medeniyet diye sarıldıkları sosyal kodların onlar tarafından kavranamayacağından, adını saygı koyup benimsetmeye çalıştıkları o yalan ve bencil hoşgörü taklidini dağdan gelen, doğulu insanların anlayamayacak olmalarından ve aç olmaları, görmemiş olmaları vesaireden dolayı kendilerine saygı duymayacaklarından falan&#8230; Dün Devlet Bahçeli -ki onun konuşmasını neye benzeteceğimi siz daha iyi bilirsiniz- hatta Deniz Baykal bile &#8220;<em>Terörizmle mücadele terörizmle müzakereye dönüşmüştür</em>&#8221; diye konuşurlarken hiç utanmadan <em>uzlaşmama</em>yı bir çözüm onarak önerdiler. İnsanların laflarını dinlediği bu liderler topluma doğulu düşmanlığı aşıladıklarının bilincinde olarak ve daha kötüsü bunu hiç mi hiç umursamadan saçma sapan yargılarda bulundular. Sonuçta işte bu insanların kurduğu, anlattığı, varsaydığı düzene alışmış insanlar da dağdan inecek insanlardan, kürtçe&#8217;den, doğulu bir insanın görünüşünden korkacak, onları yabancılayacak ve paraları varsa aşağılayacaklar.</p>
<p>Şimdide bu ülkede bunu gördüm. Canım sıkıldı. Yine de artık silahsız, toprak kavgası yapmadan müzakereyi zorlamalarını umduğum Türkiye&#8217;nin zencilerinden umutluyum. Tüm Türkiye evvela insan olduklarını, hangi şartlarda yaşadıklarını, yaşamaya zorlandıklarını, nasıl bir kültürleri olduğunu, neleri dert ettiklerini gösterebileceklerini umuyorum. Fakat Amerika&#8217;daki zencilerin mücadelesini bilen biri bunun da zor olmayacağını bilir. Amerika&#8217;da kimi beyazlar, sarılar, morlar, düşünenler, üretenler, söyleyenler, toplum önünde konuşabilenler, insanları etkileme gücü olanlar destek olmasa, bütün zenciler insan olduklarını söylemeye çalışan diğer insanlarla bir hareket etmese, artık yapılan o saçmalıkların, deri renginden, doğum yerinden dolayı insan asmanın, yargılamanın, horlamanın artık &#8220;bu zaman&#8221;a ait olmadığını bas bas bağırmasalar, bugün Amerika&#8217;da barıştan bahseden bir siyahi başkan görmemiz mümkün değildi. (<em>tırışkadan tümevarım</em>)</p>
<p>İşin bir de arabesk tarafı var elbette. O da Amerika&#8217;daki fakir zencilerin halen beyaz olan diğerlerine &#8220;<em>sizin yüzünüzden, ne bakıyon pis beyaz, zenciyiz diye aşağılıyon di mi?</em>&#8221; edebiyatı yapmaları. Türkiye&#8217;nin zencileri bu kozu, &#8220;<em>bize bunları yaptınız, bizi böyle yargıladınız, böyle işkence ettiniz</em>&#8221; söylemleri üzerinden uzun süre devam ettireceklerdir. Ettirmeliler de. Herşey, yapılanlar, adaletsizlikler herkes tarafından bilinmeli. Ama yeni nesiller artık ayrımcılık dürtüsüyle, &#8220;<em>biz ve onlar</em>&#8221; diye, &#8220;<em>sen kürtsün o türk, siz başkasınız</em>&#8221; öğütleriyle yetiştirilmemeli. Maalesef kendini medeni sanan İstanbul&#8217;da yaşayan türk&#8217;ler her ne kadar metropol olduğu söylense de, Türkiye&#8217;nin medeni yaşayışının aynası gibi görünse de, türk insanının aristokratlığa düşkünlüğü nedeniyle son derece ırkçı, kendini beğenmiş, ukala bir topluluk. Herkes daha zengin, daha cicili bicili, daha elit olmak istiyor ya da kendini öyle sanıyor. cadde sarışını gibi yapay duran bu elitist tavırlar, bu pragmatik yalakalık yüzünden de, dış görünümünde kibarlık, zenginlik, nezâket bulamadıkları insanları dışlıyor, onlarla dalga geçiyor, insan yerine koymuyorlar.</p>
<p>İsterseniz Tahtakale&#8217;deki kürt esnaflara, oradan alışveriş yapan ve beyaz türk olma hayaliyle yaşayan diğerlerinin  nasıl davrandıklarını bir inceleyin. &#8220;insan nedir?&#8221; diye şaşar kalırsınız. Biliyorum ki bu bir günde çözülecek bir sorun değil. Bir zamanlar kendisini kardeşliğin, sosyalizmin, net ifadesiyle olmasa da tarzıyla sol görüşün temsilcisi olarak lanse etmiş, akıllara ilerici, cesur, ezilenlerin sözcüsü,  olarak yerleşmiş Leman dergisini hatırlamanızı öneririm. 80&#8242;li yıllarda, İstanbul&#8217;un çok göç aldığı zamanlarda dilimize kro, zonta gibi kelimeleri sokan, doğulu insanları yaratık gibi karikatürize eden, onları aşağılayan ve onların hep küfürlü konuştuğu algısını yaratan Leman dergisiydi işte. onlar hep tecavüz ederlerdi falan. Bir yel eserdi savunurlardı bir şeyi ama neyi, neden ve nereye kadar savunacaklarını bilemeyecek kadar duyarsız, ayarsız bir kültürün mimarıydı Leman ki zaten o kültür de, düşmanlıktır.</p>
<p>Şahsen arada bir kafamdan, kendimizi varsaymak için kurduğumuz rafine, korunaklı hücreden, son derece kişiye öz an algısından çıkıp, şimdi&#8217;den uzaklaşıp geçmişe bakmayı seviyorum. Arada topladığım herşeyle, her bilgiyle, geçmişi yeniden anlamak, o andan sonrasını farklı algılamayabilmem ya da en azından saatleri ayarlama enstitüsü&#8217;nün artık yapamadığını yapabilmem açısından faydalı oluyor. fakat biliyorum ki, sen, barda&#8217;daki gençler misali <em>TGG</em> derdine düşmüşken birden bir dış etken gelir, her şeyi darmadağın eder, çük gibi kalırsın hayatın karşısında; olur, hayat oldurmuştur, vazgeçmeye sebep değil.</p>
<p>Herneyse, adet olduğu üzere her yazının giriş gelişme ve sonuç bölümleri olmalı. Yukarıdaki tüm metin için giriş/gelişme/sonuç kaygısı taşımadım. Kimsenin de yazarken bu formel disiplin kaygısını taşımasını istemem.</p>
<p>Son derece kişisel blog deneyinde, önceden de olduğu gibi, şu akıntıyı &#8220;t<em>üm bu yazdıklarımdan ne anladım, şimdi ne yapacağım?</em>&#8221; sorusunu kendime sorarak bitirmek isterim.</p>
<p>Bir süre kulaklık almayacağım. <span style="color: #000080;">(2 hafta sonra edit: <em>Kris&#8217;cim aldığın efsane kulaklık için çok çok teşekkür ederim, evet, planladığın gibi olmaz hiçbir şey :</em></span>)</p>
<p>Çünkü bu sabah minibüse bindiğimde şahane bir Kürtçe şarkı çalıyordu. Minibüsteki tek yolcu bendim, ses rahatsız edici olabilecek düzeyde açıktı, ama 15 saniye sabrederek dinledim ve şarkıyı çok sevdim. Şarkıyı dinlerken &#8220;<em>Acaba şimdi bir emekli subay ya da daha beteri emekli subay eşi minibüse binse ne olur?</em>&#8221; diye düşündüm. Muhtemelen gerginlik olurdu. Birileri binmeden şarkıyı kimin söylediğini öğrenmeliydim. Ama şarkı da güzeldi ve dinleyesim vardı. Şarkının ara solosu girince şoföre sordum:</p>
<p>- Kim bu çalan?<br />
- Rorşahn<br />
- Kim usta?<br />
- Roşayn&#8230;<br />
- Rojarn mı?<br />
- Rojaeyan&#8230;<br />
- Haa. Tamam. Çok güzel şarkı ha!<br />
- Valla yeni albüm çok güzel abi.<br />
- Gitarlar süper olmuş.</p>
<p>Sesi açtı. &#8220;<em>Eyvallah</em>&#8221; dedim. Arkama yaslanıp boş minibüste yola devam edip şarkıyı dinliyordum. Şoför de sanırım şarkıyı dinlemek istiyordu ki, birkaç durakta durmadan geçti. o ara gördüm ki, bir zamanlar minibüslerin içini dolduran orhan/ferdi/müslüm arabeski yerini kürtçe şarkılara bırakmıştı. o zamanlar isteseniz de istemeseniz de, şoför hangi moddaysa, ona uygun bir dj&#8217;lik yapar, en neşeli halinizde, en cabbar arabeskle bayıltırdı yol boyu. seven de, sevmeyen de bunu dinlemeye mecbur kalırdı. şimdi o hükümdarlık ve o müzikler bitti. artık kimseye hitap etmiyor orhan, ferdi vesaire. belki biraz nostaljik tat niyetine arada bir atılıyorlar mideye o kadar. fakat artık, kendi dinlediği müziği duyurmak isteyen, kendi duygusunu, bağıran şarkıcılara eşlik ederek göstermek isteyen ve güne bu şarkılarla katlanmak isteyen hakir görebileceğimiz yeni &#8220;alt-insan&#8221;larımız var. türkiye&#8217;nin zencilerini kürtçe şarkılar dinlerken gördükçe, &#8220;<em>oh be onlar gibi değilim linkin park dinliyorum</em>&#8220;,&#8221;<em>kızım çok şükür yabancı müzik seviyor</em>&#8221; gibi düşüncelerle mastürbasyon yapabiliriz. kendi bomboş suratlarımızı aynada hasetle seyredip, onların yaban duruşlarını, para verdikçe onlara hükmetme gücünü kendimizde buluşumuza aşık olarak horlayabiliriz hem de&#8230;</p>
<p>Şoför ikinci şarkıda durdu ve bir yolcu aldı. Bir teyze&#8230; Daha kıçını koyar koymaz -ki zaten bilirsiniz teyzeler minibüse önce ayaklarıyla değil kıçlarıyla binip, kıçlarını su aramaya yarayan ağaç dalları gibi kullanarak sığdırabilecekleri uygun bir yer aranırlar- &#8220;<em>müziği biraz kısar mısınız?</em>&#8221; dedi. Şoför bana baktı, &#8220;<em>Eee, işte&#8230;&#8221;</em> dercesine bir mimik yaptı ve &#8220;<em>Tabii hanımefendi</em>&#8221; deyip kıstı sesi. İkinci şarkı ilki kadar güzel olmasa da nakaratı acayip sempatik geldi bana. &#8220;<em>MıymıyDıydıyFıydıy Zindane&#8230;</em>&#8221; Şarkıyı söylenin ne dediğini bilmiyordum, o sesleri çıkarmam da bir hayli zordu ama içimden nakarat geldikçe tekrarlamayı denedim. Bir sonraki durakta birkaç kişi birden bindi. Binenlerden biri &#8220;<em>Kıssana şunun sesini biraz&#8230;</em>&#8221; dedi. Şoför biraz daha kıstı. Sonra şoför kırmızı ışıkta durdu ve yandaki minibüse kürtçe seslenerek bir şeyler anlattı. Anladığım kadarıyla şoförün yanında oturan adamın kendi arabasına geçmesini istiyordu. Anlayamadığım birkaç kelimeden sonra diğer minibüsteki adam indi ve bizim minibüste şoförün yanına oturdu. Kürtçe bir şeyler konuştular. Arada &#8220;<em>yolci&#8230;</em>&#8221; ve müzik benzeri bir kelime seçebildim. Sonra şoför sesi biraz açtı. Yanındaki arkadaşı kıstı, o açtı, diğeri kıstı. Şoför olan sesini yükselterek kürtçe bir şeyler söyledi. &#8220;açarım kardeşim sesi kimse karışamaz&#8221; der gibi, yeni binen arkadaş, müziği kıstıran adama sert bir bakış attı, ardından kürtçe bir şeyler söyledi ve sesi kıstı. İnerken &#8220;<em>Köşede ineyim</em>&#8221; dedim her zaman ki gibi, &#8220;<em>Tabii abi</em>&#8221; dedi şoför. &#8220;<em>Haydi kolay gelsin</em>&#8221; diye seslendim, &#8220;<em>Sağol abi iyi günler</em>&#8221; dedi şoför. işe gidene kadar, duyduğum o kürtçe şarkı çaldı kafamda tekrar tekrar. keşke söyleyenin kim olduğunu anlayabilseydim.</p>
<p>Şarkı bu değildi ama saatlerce aradıktan sonra ses ve müzik olarak benzeyen bir tek bunu bulabildim:<br />
<a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/_mp3/Rojda-Le_Buke.mp3">Rojda &#8211; Le Burke</a></p>
<p>tüm bunlardan sonra, bir kısa dalga internet yayınında (blog) bunlardan bahsediyor olmanın ironik açmazında sürüklenirken, beni memnun eden ve aslında şu anda tutan şey ne bu blog&#8217;u yazıyor olmak, ne de herhangi bir teselli. sadece, o gün, o minibüste olmak ve o şarkıyı tam da duymam gereken yerde, çok şükür kulağımda kulaklık yokken dinlemiş olmak. &#8220;oradaydım&#8221; der ve bir rahatlık ya da bir üzüntü hisseder ya insanlar, işte öyle bir şey&#8230;</p>
<p>21.11.09</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm">Yollardan Geçerken Duyulan Bir Zenci Müziği</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/anladim/yollardan-gecerken-duyulan-bir-zenci-muzigi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
<enclosure url="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/_mp3/Rojda-Le_Buke.mp3" length="3780824" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Dün Yeni Bir Oyunda Oynadım&#8230;</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/dun-yeni-bir-oyunda-oynadim.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/dun-yeni-bir-oyunda-oynadim.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 01:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[denediM]]></category>
		<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[oyalandıM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[şaştıM]]></category>
		<category><![CDATA[al]]></category>
		<category><![CDATA[be]]></category>
		<category><![CDATA[bence]]></category>
		<category><![CDATA[bi]]></category>
		<category><![CDATA[buldur]]></category>
		<category><![CDATA[iyi mi]]></category>
		<category><![CDATA[kesin]]></category>
		<category><![CDATA[modern warfare 2 nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[modern warfare açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[ne]]></category>
		<category><![CDATA[olmuş]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[oyna]]></category>
		<category><![CDATA[oynayamıyorsan]]></category>
		<category><![CDATA[süper]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[Call Of Duty: Modern Warfare 2 ile ilgili haberleri gazetelerde görmüşsünüzdür. Hani, Rusya&#8217;da yasaklanan oyun. Tabii oturup oynamasam, şöyle ayarın kralını almasam benim için de daha fazlası olmayacaktı&#8230;
Dün gece Modern Warfare 2&#8242;yi bitirdim. Bayramın ilk günüydü, çok şey beklediğim bir tatil günüydü, umduğumdan çok daha fazlasını bulduğum bir tatil günü oldu.
Call Of Duty yıllardır devam eden ve [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/dun-yeni-bir-oyunda-oynadim.htm">Dün Yeni Bir Oyunda Oynadım&#8230;</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Call Of Duty: <a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/wallpaper-modernwarfare2-1.jpg"  rel="lightbox-485"><img class="alignright size-full wp-image-487" style="margin: 4px 2px; border: black 4px solid;" title="wallpaper-modernwarfare2-1" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/wallpaper-modernwarfare2-1.jpg" alt="wallpaper-modernwarfare2-1" width="299" height="186" /></a>Modern Warfare 2 ile ilgili haberleri gazetelerde görmüşsünüzdür. Hani, Rusya&#8217;da yasaklanan <a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12976228&amp;tarih=2009-11-18" target="_blank">oyun</a>. Tabii oturup oynamasam, şöyle ayarın kralını almasam benim için de daha fazlası olmayacaktı&#8230;</p>
<p>Dün gece Modern Warfare 2&#8242;yi bitirdim. Bayramın ilk günüydü, çok şey beklediğim bir tatil günüydü, umduğumdan çok daha fazlasını bulduğum bir tatil günü oldu.</p>
<p>Call Of Duty yıllardır devam eden ve şimdiye denk hep İkinci Dünya Savaşı&#8217;nı arkaplan olarak kullanmış olan bir savaş <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Call_of_Duty" target="_blank">oyunu serisi</a>.</p>
<p>Call Of Duty başından beri popüler bir oyun oldu. Oyun o kadar özenle yapılıyordu ki ve gerçekçiydi ki, oyunseverler yeni bir Call Of Duty çıktığında oynayabilmek için bilgisayarlarını yeniliyorlar, arkadaşlarının bilgisayarlarını koltuk altında evlerine taşıyor, internet cafe&#8217;lerde sabahlıyorlardı.<span id="more-485"></span>Aslında bu oyunun ne şekil bir ortamı olduğunu daha iyi görmek için, <strong>Call Of Duty 3</strong>&#8216;ü <strong>Wii</strong>&#8216;de oynayan bir insanın mimiklerine bakmak yeterli.</p>
<div>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/o3oa8ctbVYA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/o3oa8ctbVYA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></div>
<div> <br />
Bu seri 4-5 falan diye devam etti. İkinci Dünya Savaşı&#8217;na bir hayli meraklı olduğumdan, İkinci Dünya Savaşı sırasında geçen oyunları da takip etmeye çalışıyorum. Çünkü bir filmden daha bilgilendirici oluyor oyunlar. Silahları, ortamı, savaşın tarihini öğreniyor, mekânlarını tanıyorsun&#8230;</div>
</div>
<p>Oyun yapan insanların da figürandı, tesisattı vesaire dertleri olmadığı için binlerce insan, binlerce araç, sağolsunlar ne var ne yok oyunlara koyuyorlar. Buna rağmen ben 4&#8242;ten sonraki bir Call Of Duty oyununu oynamadım. İşti, güçtü, makine kaldırmıyordu ıvır zıvır kaldı öyle.</p>
<p>Aradan yıllar geçti, <strong>Call Of Duty: Modern Warfare 2</strong> çıktı, çıkacak diye haberler duyuyorum&#8230; Hali hazırda az biraz oyun haberlerini takip etmeye çalıştığımdan, biliyorum ki, bu oyun günümüzde geçecek. Ben de bi heyecanlandım tabii. Videolara falan baktıkça heyecanım daha da arttı. Acayip, uçuk bir şey. Bizim gibi, <a href="http://www.sharewareisland.com/playonlinegames.aspx?id=1481" target="_blank">River Raid</a>, <a href="Super Zaxxon" target="_blank">Super Zaxxon</a>, <a href="http://www.komikler.com/komikoyun/dovus_oyunlari/13:1712/International_Karate">International Karate</a>, hatta, al geriye, Tetris gibi oyunlarla büyüyen insanlar için acayip bir şey böyle bir oyunun yapıldığını görmek.</p>
<p>Tetris&#8217;te (ki halen arada dolmuşta eve dönerken patlatırım bi tur) kutularla boğuşurken, yıllar sonra bi oyun çıkıyor, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın ortasındasın, Wembley&#8217;de Servet&#8217;le -olacak şey değil- İngiltere&#8217;ye rövaşata atıyorsun, sokakta serseri gibi takılıyor, gönlünden geçen arabayı çalıyorsun falan&#8230;  Olan biteni hayranlıkla izlememek, takip etmek, arada kendini bir oyuna kaptırmak mümkün mü be anaksimenes hoca?</p>
<p>Herneyse, ben böyle oyunlara bakınırken; miskin miskin <strong>FM2010 </strong>coşkusuna dalmış, Galatasaray&#8217;ı kapmış, Rijkaard&#8217;a &#8220;<em>o takım öyle oynatılmaz kaptan</em>&#8221; diye ders verircesine galibiyet kovalarken; bir arkadaş sağolsun Modern Warfare 2&#8242;yi getirdi verdi.</p>
<p>Oyunu kurdum ve oynamaya başladım. Zaten oyun başladı, ben tuttum direkt eğitimi aldım (oyun alıştırmalı başlıyor) sonra da Ukrayna mı dersin, Afganistan mı, Rusya&#8217;daki  bir petrol istasyonu mu dersin dünyanın her tarafında özel operasyonlara katılan bir delüğanlı oldum çıktım. Arkadaş oyun bir güzel ki, bırakamıyorsun. Vermişler aksiyonu, vermişler gazı; her şey son derece gerçekçi. Kar motoruyla <em>James Bond</em> misali obalarda fink atmadığım mı kaldı, <em>Cliffhanger</em> misali körolası yüce dağlara tırmanmadığım mı&#8230; öleyazdım; sağolsun ekiptan ghost denilen eleman tam kayalara kafamı vura vura düşecekken bir el uzattı beni kurtardı, Brezilya sokaklarında çatışmalara girdim, ajan eskisi bir tutuklu amcayı hapishanenin birinden kurtardım, artık bazı sahneler oldu ki keyiften &#8220;uuuuuuuuuuuu&#8221;, &#8220;yiiiiiiipppeeeeaah&#8221;, &#8220;haymınaskiymmm&#8221; diye höykürdüğüm bile oldu.</p>
<p>Tabii daha fazla duramadım, zart diye, bitirdim oyunu. Öyle kolay değildi; hard&#8217;da oynadım birkaç gün sürdü kanka. Oynadığım sürede baktım ki, bu oyun değil kardeşim, basbayağı savaşın içindeyim. En ufak hatada ölüyorsun, kafayı çalıştırmazsan patlıyorsun, hızlı olmazsan kurda puşta yem oluyorsun. Laf, söz dinlemezsen direkt niyazisin.</p>
<p>Oyun o kadar ince düşünülmüş ki, verdiğin kararlar oyunun ilerleyişini direkt etkiliyor. Misal oyunun en sonu, yeterince hızlı &#8220;<strong>F</strong>&#8221; tuşuna basmazsan ölür gider, oturur ağlarsın&#8230; gaza gelmemek mümkün değil. Oyunu bitirenler bilir.</p>
<p>Hemen neden bahsettiğimi biraz bildirsin diye tabii ki yine yütübe bağlanıyoruz. Bu videoda gördüğünüz herşey sizin kontrolünüzle oluyor, tırmanma bile sizin farenin tuşlarına senkron bir biçimde basmanıza bağlı:</p>
<div>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="560" height="340" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/rGE6i54j0r8&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="560" height="340" src="http://www.youtube.com/v/rGE6i54j0r8&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></div>
</div>
<p>Oyunda tempo hiç düşmüyor; sonlarına geldiğinizde artık gerçekten bir filmin başrolünde olduğunuzu anlıyorsunuz. Hele o sürat motoru ile kovalama sekansı nedir kardeşim? Keyiften artık dört köşe mi olsam, kök kareye mi dönüşem bilemedim.</p>
<p>Oyunu bitirdikten sonra bile oyunu yapanların sürprizi bitmiyor. Sadece şunu söyleyebilirim ki, yıllardır oyun oynarım, herhalde bitirdiğimde bitiş demosuna en memnun olduğum, en &#8220;<em>harbiden değdi be</em>&#8221; dediğim 3 oyundan biri MW2.</p>
<p>Bunu haybeye söylemiyorum; çığır açacak oyun derler ya tam da o işte&#8230; Zaten oyunun bitiş demosunda da görüyoruz ki, sinema artık yerini oyunlara teslim etmek zorunda zira ne yapsa olacak gibi değil. Evet, çok büyüleyici filmler var, çeşitli duyguları, olayları vs. güzel güzel işliyor anlatıyorlar ama para kazanamıyorlar. Hollywood insanları tekrar sinemaya çekmek için varını yoğunu 3D teknolojilerine harcıyor, habire 3D filmler çıkıyor, yeni 3D teknolojileri ile çekilmiş filmleri duyuyoruz. Ama ne olursa olsun, hiçbir 3D film değil sizi filmin kahramanı, figüranı bile yapmıyor.  Teknik olarak buna yetersiz olmasını geçtim, 200-300 milyon dolar harcıyorlar ve çoğu zaman ortaya <em>2012</em> ayarında, tormak gibi, içinde özel efektten başka bir cücük olmayan mantar filmler ortaya çıkıyor. Bunlar da çoğu zaman harcanan parayı kazanamıyor, kazansa bile bunu DVD, Bluray satışından falan 3-4 yılda anca topluyor.</p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/mwcompare.jpg"  rel="lightbox-485"><img class="alignnone size-full wp-image-489" title="mwcompare" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/mwcompare.jpg" alt="mwcompare" width="369" height="288" /></a></p>
<p>Ya da en iyisi size, şu haline gelene kadar birçok filmde göreceğinizden çok daha fazla insanın emeğinin geçtiği Modern Warfare 2&#8242;nin çıktığı ilk gündeki hasılatını söyleyeyim&#8230; Oyun çıktığı ilk gün ABD ve İngiltere&#8217;de 5 milyondan fazla satıldı. İlk haftasında ulaştığı satış rakamı<strong> 550 milyon dolar</strong>. Yani 1 senede çok rahat 1 milyar dolar kazanacak. Bu para birçok devletin kasasında yok. Peki şimdi, şu an hangi film 550 milyon dolar kazanabilir? Sinema tarihinin Box Office&#8217;i en yüksek filmi 97 yapımı Titanic&#8217;in, kazancı <a href="http://www.imdb.com/boxoffice/alltimegross?region=world-wide" target="_blank">1.8 milyar dolar</a>, ikincisi Lord Of The Rings: The Return Of The King, onun kazancı da 1.2 milyar dolar.</p>
<p>Bir de şöyle düşünün; bir sinema filmini izlemek 15 milyon lira, DVD&#8217;si 15 lira, hadi HD görüntü küsküsünü yersek  Blu-ray&#8217;i 150 milyon lira. Bir kez izleyeceksin bitecek. 800 milyon lira verip sahip olduğun oyun konsolu veya bilgisayarla üstüne 80 lira verip Modern Warfare 2&#8242;yi de alabilirsin tabii. Yaşayacağın en güzel deneyimlerden birini yaşar, aradan zaman geçince bir daha oynar, sonra internet&#8217;te eşle dostla, türlü türlü ülkelerden çeşitli insanlarla maceradan maceraya koşarsın. Seçim senin.</p>
<p>Sadede gelebilecek olursam; oyun endüstrisi büyüyor ve müthiş fikirlerle, müthiş efektlerle, gerçekçiliği doruğa taşıyan şahane oyunlar yapılıyor. Sinemadan çok daha fazla keyif vaat eden şu oyun piyasasının bugünü beni ilerisi için ürkütse ve <a href="http://www.imdb.com/find?s=all&amp;q=Strange+Days+" target="_blank"><strong>Strange Days</strong></a> ya da <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0120907/" target="_blank">Existenz</a></strong> gibi ihtimallerin çok uzak olmadığını düşündürse dahi, Modern Warfare 2&#8242;yi herkese &#8216;<em>şiddetle</em>&#8216;  tavsiye ederim. Emin olun, yaşayacağınız en benzersiz ve eğlenceli deneyimlerden biri.</p>
<p>Hele ki kar motoru, hele ki sürat teknesi kullanırken bir yandan da ateş etme tripleri; son anlar ve final.<br />
&#8220;<em>vallahi jest oldum</em>&#8221; be.</p>
<h6>(<a href="http://www.yarismak.com/tag/modern-warfare-2" target="_blank">CoD-MW2 hakkındaki haberlerin kronolojisi için</a>)</h6>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/dun-yeni-bir-oyunda-oynadim.htm">Dün Yeni Bir Oyunda Oynadım&#8230;</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/dun-yeni-bir-oyunda-oynadim.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Star Wars: In Concert</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/duydum/star-wars-in-concert.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/duydum/star-wars-in-concert.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 08:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[duyduM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[boba fett]]></category>
		<category><![CDATA[star wars]]></category>
		<category><![CDATA[star wars concert]]></category>
		<category><![CDATA[star wars in concert]]></category>
		<category><![CDATA[star wars multimedia]]></category>
		<category><![CDATA[star wars musical]]></category>
		<category><![CDATA[star wars show]]></category>
		<category><![CDATA[star wars symphony]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[
Star Wars in Concert from Marc Balanky on Vimeo.
Star Wars sevenler için benzersiz bir multimedya gösterisi şu günlerde Amerika&#8217;yı sallıyor da sarsıyor. Projenin başındaki isim aynı zamanda şovun anlatıcısı olma görevini üstlenen ve altı filmde de C-3PO&#8217;yu canlandıran Anthony Daniels.

John Williams&#8217;ın geride kalan altı filme ait büyüleyici müziklerini bir senfoni orkestrasının yanı sıra vokaller, görüntü [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/duydum/star-wars-in-concert.htm">Star Wars: In Concert</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="590" height="425" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6992655&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="590" height="425" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6992655&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></center></p>
<p><a href="http://vimeo.com/6992655">Star Wars in Concert</a> from <a href="http://vimeo.com/balanky">Marc Balanky</a> on <a href="http://vimeo.com">Vimeo</a>.</p>
<p>Star Wars sevenler için benzersiz bir multimedya gösterisi şu günlerde Amerika&#8217;yı sallıyor da sarsıyor. Projenin başındaki isim aynı zamanda şovun anlatıcısı olma görevini üstlenen ve altı filmde de C-3PO&#8217;yu canlandıran Anthony Daniels.</p>
<p><span id="more-432"></span><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/10/Star-Wars-in-Concert.jpg"  rel="lightbox-432"><img class="alignright size-full wp-image-433" title="Star Wars in Concert" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/10/Star-Wars-in-Concert.jpg" alt="Star Wars in Concert" width="204" height="299" /></a></p>
<p>John Williams&#8217;ın geride kalan altı filme ait büyüleyici müziklerini bir senfoni orkestrasının yanı sıra vokaller, görüntü efektleri ve dev HD LED ekranda Star Wars filmlerinden arta kalan özel olarak düzenlenmiş footage görüntüleri süslüyor.</p>
<p>1 Ekim 2009&#8242;da California, Anaheim&#8217;daki Honda Center&#8217;da başlayan tur söylene göre birçok ülkeye uğrayacak. Lâkin programa göre dünya turu denen bu tur 13 Aralık&#8217;a kadar Amerika&#8217;dan çıkmayacak. Sonrası ise paso haso umut. Tabii en azından bi DVD falan ile bizden alacaklarını alır, gönlümüzü oyalarlar şüphesiz.</p>
<p>Resmi sitesi ise şuracıkta:<br />
<a href="http://www.starwarsinconcert.com/" target="_blank">http://www.starwarsinconcert.com/</a></p>
<p>cc: y5h2t4pzg9</p>
<div class='wp_likes' id='wp_likes_post-432'><a class='like' href="javascript:wp_likes.like(432);" title='' ><img src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/plugins/wp-likes/images/like.png" alt='' border='0'/>Okşa</a><span class='text'></span>
<div class='unlike'><a href="javascript:wp_likes.unlike(432);">Kakşa</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/duydum/star-wars-in-concert.htm">Star Wars: In Concert</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/duydum/star-wars-in-concert.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>pembe domates ağı</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/pembe-domates-agi.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/pembe-domates-agi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2007 14:58:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[tattıM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/index.php/genel/pembe-domates-agi.htm</guid>
		<description><![CDATA[
Bugün çok alakasız bir şekilde farkettim bu enteresting insanları. Helal olsun dedim, takdir ettim, lan aralarına katılayım, bir domates de ben yetiştireyim diye duygulandım yer yer.


Balkonda domates yetiştirmişler, domatese şiirler yazmışlar, organik salça üretmişler, toplantılar düzenleyip domates partisi yapmışlar. Memlekette orjinal tohum kalmadı diye bağırırken birileri, memleketin ünlü pempe domatesini elele verip tekrar canlandırmışlar. domates [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/pembe-domates-agi.htm">pembe domates ağı</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_rhRhTAdR-2Y/RdsOfPpJ7UI/AAAAAAAAABg/8FbvpRN5IaU/s1600-h/DSC04412.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5033632938454543682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhRhTAdR-2Y/RdsOfPpJ7UI/AAAAAAAAABg/8FbvpRN5IaU/s200/DSC04412.jpg"  border="0" /></a>
<div>Bugün çok alakasız bir şekilde farkettim bu enteresting insanları. Helal olsun dedim, takdir ettim, lan aralarına katılayım, bir domates de ben yetiştireyim diye duygulandım yer yer.</div>
<p>
<div></div>
<div>Balkonda domates yetiştirmişler, domatese şiirler yazmışlar, organik salça üretmişler, toplantılar düzenleyip domates partisi yapmışlar. Memlekette orjinal tohum kalmadı diye bağırırken birileri, memleketin ünlü pempe domatesini elele verip tekrar canlandırmışlar. domates de kardeşim, tuzla böyle, ekmekle nasıl gider biliyor musun? hele organikse, hele organikse be kardeşim?</div>
<div></div>
<p>
<div>insan yediği şeyi organik, biyolojik, platonik, sanal falan diye ayır mı arkadaş? şu halleri anlayamıyorum ama bu organikçi insanlara başarılar diliyorum. yılmadan devam ederler umarım. internet de bazen işe yarıyor lan.</div>
<div></div>
<p>
<div>seni çok özledim, platonik aşkım organik domates.</div>
<div><a href="http://pembedomates.blogspot.com/">http://pembedomates.blogspot.com/</a></div>
</p>
<div class='wp_likes' id='wp_likes_post-86'><a class='like' href="javascript:wp_likes.like(86);" title=''  rel="lightbox-86"><img src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/plugins/wp-likes/images/like.png" alt='' border='0'/>Okşa</a><span class='text'></span>
<div class='unlike'><a href="javascript:wp_likes.unlike(86);">Kakşa</a></div>
</div>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/pembe-domates-agi.htm">pembe domates ağı</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/gordum/pembe-domates-agi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
