hemen töz olmalıyız… | YAZAR TIKANMASI
Bu gönderiyi yazdır

hemen töz olmalıyız…

8 May
2009

başkasıyla varolmadan varolamayan varlıklara, varolmanın aslında onlar olmadan da mümkün olduğunu anlatmak istercesine dillendirilen bu söz içerdiği “hemen”in barındırdığı acelecilik hissinden arınmıştır. bugün başkasız varolmaya başlamanın, başkası kalmadığında kendi kendisiyle varolabilmeyi içselleştirmeye çalışacak olana göre avantajı vardır. bu ürün bildirim avantajını yüklemek ister misiniz?

Rafael_-_Escola_de_Atenas

dekart’a sorduğumda muhtaçsızlığı ancak tanrı’ya bahşediyor sağolsun. oysa “hemen töz olma” mefhumu, hemen‘in bünyeye kattığı adrenalinle birlikte bir heyecan içerir. tanrı eğer tözse, hemen töz olmayı istemek gibi bir olasılığı olmadığından bunun heyecanını da yaşayamaz. spinoza üstadımız da aslında tözü bize çok faydalı olacak şekilde “kendisi için var olan” diye tanımlayıp bırakabilecekken eski hahamlığının etkisiyle “kendiliğinden var olan“ı da eklemeyi unutmuyor.

senden benden büyük bir varlığı aramanın, istemenin; kendini “le petit prince” olarak konumlandırmanın gayret gerektirmeyen zavallılığı, ‘ben‘ hariç öteki parantezindeki bütün olasılıklardan herhangi birinin birlikte varolunabilir olarak kabul edilmesini meşru kılıyor. varoluşunu benmerkezden değil ötekinden anlamlandırmış bir canlı, öznesi yaptığı öteki kim, ne ve nasıl birşey olursa olsun, varoluşunu sınırlandırır. belki öznesizliğe inanmış olsa bile ‘doğulu’ olmasının onun mutlak öznesi oldurulduğu edward said bile bu yüzden “öteki” olmaktan öteye gidemez. said abi, herkesin evrensel bir kavrayışa sahip olduğunu kabul edeceği bir insan olmasına rağmen doğulu ötekidir ve ötekinin görüşlerini söyler. sırf bu yüzden, ötekinin seni bir başka şey, varlık, anlam, yer ve tabii ki kendisi üzerinden anlamlandırarak varetmesi zincirinden kurtulmak için öznesiz, desteksiz ve bizzat kendisiyle bir varoluş ilk icraat olmalıdır. ‘hemen töz olma’nın ‘ben’den başka hiçkimsede aynı anlamı kavratmayacak yüğğtopik kurgusu karşı özdeksel inandırıcılığı okyanusta boğsa da etkin tad almanın, her nefesi hissebilmenin ve anı sırf keyifle idrak etmenin yolu herhangi bir öteki olmadan varolabilmeyi başarmaktan geçer.

bu başarıldıktan sonra, ömrü daha lezzetlendirecek şeyler vardır. en güzellerinden biri de, bir başkasını varoluşunun öznesi yapıp onun bundan keyif alışının doyumsuzluğuyla anı hissetmek tadımca. sonra ikiniz, olmadı üçer beşer, doğaydı, park bahçeydi, danstı herhangi şeyleri özneleştirerek hem kendinizi hem ruhu olmadığı iddia edilen herşeyi mutlu edebilirsiniz. üstadusta kabul ettiğimiz rousseau dayı bile “ruh da vücut da beslemenmelidir, ihtiyaçları vardır diyor. varolan herşeyin bir vücudu olduğunu kabul edebilirsin. baktığın bir ağacın, hatta şu monitörün bile vücudu var ya. peki ruhu var mı? o da var; amma ağacın, monitörün ruhunu nasıl hissedebilirsin? onun ihtiyaçlarını gidererek. yani kendi ihtiyaçlarını giderek. yasyani o ruhu mutlu etmek için uğraştığın her şeyde bizzat kendi mutluğunu yarattığını da idrak ederek. kendin için varol. vur kadehi, varol, varol, varol…

varolmayı onsuz becerebildikten sonra biraz da onun içün varolmak ne de güzeldir be vahdet-i vücudiddin yüreklikatır.

1 kişi dımdıklamış.

Paylaşabil diye:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Tumblr
  • FriendFeed
  • Live
  • PDF
  • Print
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • Add to favorites
  • Posterous

This website uses IntenseDebate comments, but they are not currently loaded because either your browser doesn't support JavaScript, or they didn't load fast enough.

Yorumunuzu yapın: