Filmotrop
.spoiler içerebilir.
Sort list by: title | rating | view date ↓
June, 2010
-
2010-06-15 20:29
Green Zone (2010)
8/10
Anladım ki bu Paul Greengrass sıçsa izlenecek kıvama gelmiş. Hem ortadoğu, Amerika'nın Irak dürzülüğü konularına girmiş, hem de savaş filmi nosyonu içerisine ajan filmi aksiyonu yedirmiş müthiş bir kurgu. İhalenin Bush hükümetine kalması kolay yolu seçmek gibi dursa da bu değerlendirmeyi yapmak için uyarlamasının yapıldığı kitabı bilmek daha doğru.
0.3
Ekibiyle birlikte bakın peşinde koşan başçavuş Miller aksiyona aç, çatışma olsa da kurşun sıksak derdinde bir adamdır. Fakat bunu belli etmemek için sürekli "Bu savaşın bitmesini istiyorum" gibi laflar eder. Bir gün fark eder ki, nükleer silah arama adına ekibine yaptırılan baskınlar full plastik. Adamımız çatışmaya giremediği gibi baskınlarda eline güvercin bokundan başka bir şey geçmez. Buna işkilenen Miler babayiğitlik yapıp tekere çomak sokmaya kalkışır. Kafasına göre operasyon yapar; alfaydı bravoydu derken bir bakarız ki herşey koca bir yalanmış emmoğlu... şahane film. -
2010-06-15 18:47
The Manchurian Candidate (2004)
6/10
6.6 - Filmi ikinci kez izledim ve anladım ki bu Jonathan Demme'nin sakinliği beni uyuz ediyor. Tam uykuluk. Yav arkadaş bir de coş, bir hareket ver filme, müzik kudursun, yok, ağır ağır, kitap yazar gibi film çekiyor adam.
0.3
Çavuş Ben Marko'nun ekibi, Küveyt savaşı sırasında bir saldırıya uğrar. Sonra bakarız ki Küveyt arazisinde çörçil gibi ahkâm kesen çavuş gazi olmuş, çoluğa çocuğa savaş hikayesi anlatıyor. Bir gün adamımızın karşısına eski ekipten bir onbaşı çıkar. 'Usta ben rüya görmeye başladım, akıl baliğ oldum mu" diye sorar. Bu soru çavuşu kıllandırır. Zira o da rüyalanmaktadır. Post travmatik savaş sendorumundan mustarip çavuşumuz onbaşıdan virüsü alınca saldırı olayı üzerine daha çok kafa yormaya başlar. Kafa yordukça, kafa gider ve flaş tivilik olur (bana çip taktılar). Flaş tivilik birisinin Amerika'da kongre seçimlerinde aday olan ve saldırı sırasında kendilerini kurtardığı söylenen Raymond Shaw'ı kafaya takması herkesi işkillendirir. Fakat koyun ot derdinde kasap oy derdindedir. Bir iki beyin yıkama sahnesi görürüz, kız var. Çatlak bilim adamı var. Gittikçe daha deliren karakter var falan fakat orjinalinin yanında kokmuş keşkül gibi kalıyor.
Politik gerilim niyetine izlediğimiz şeyler bizim Türkiye'de izlediğimiz tiyatronun yanında su balesi. Yine de en güzel baleyi yapan Meryl Streep. Odada diğer kongre üyeleriyle konuştuğu bir sahne var ki siyasette oyunculuğun ne kadar önemli olduğunun dersi gibi. Gündüz izlenir. -
2010-06-14 19:23
Blaxploitation göndermeleriyle dolu ama aynı zamanda ciddiyetsiz, üstelik kendini de ciddiye almayan bir film. Değil sözleri mimikleri, konusu, filmde arka planda olan bitenler bile gülmek için sebep. Müthiş, eğlenceli. Süper saçma.
0.3 -
2010-06-13 18:05
Filmin 80'lerde yayınlanan bir dizinin sinema formatında yeniden çevrimi olduğunu bilmiyordum. Kris söyledi. O da diziyi pek severmiş, araya bilgileri sıkıştırdıkça sıkıştırdı, e tabii dolayısıyla bir merak yarattı. Ama filmde merak yaratan tek şey de Kris oldu: "O bu diziyi izlerken biz neredeydik?
0.3
Mel Gibson ya da Dedektif Craven kızının ne yiyip ne içtiğinden haberi olmayan, modern bir babadır. Bir gün kızı bunu görmeye karar verir ve tutar o kadar zamandır görmediği kızına güzel bir sofra kuracağına kızcağı makarnayla geçiştirir. Sonra tabii dedektifin kızı ölür. Dedektifin kızı ölür de dedektif olayın peşini bırakır mı? Mümkün değil. Araştırır, didikler, icon adventure gibi oradan oraya gider, parçaları bir araya getirir ve bakar ki tezgah var. Bu arada paso sokakta gezmesine rağmen bi şube amiri de arayıp 'kardeş işe gelmeyeceksen gel şu izin formunu doldur' demez.
Abimiz olayın derinlerine indikçe kızının bir aktivist olduğu, tabii kaçınılmaz olarak nükleer silah mevzuu gibi konuları keşfeder ve zamanla anlaşılır ki hükümetten bazı isimler de bu işin içindedir. Senatörleri bile karşısına alan baba bizlere içinde bulunduğu durumun zorluğunu göstermek için sık sık Cehennem Silahı 2'den kalma acı çekme ifadeleri ve yeni uyanmış köpek yavrusu şapşallığı takınır. Sonrası işte bildiğin one man revenge. The Taken'den sonra başlayan; kızı uğruna vahşete yönelen, tröstlere kafa tutan baba filmleri furyasından nasiplenmeye çalışsa da mantar bir film. Mel Gibson hep aynı, "yutkun mel, adem elmasına yakın çekim, gözleri kıs, yaşlansın gözler, gözleri şaşı yap, yüksek sesle bağır. tamam. diğer sahneye geçiyoruz." -
2010-06-13 17:44
Unthinkable (2010)
6/10
6.6 Adamın biri yine tutmuş Amerika'ya haddini bildirmeye karar vermiştir. Tabii bi karar kendisini strese soktuğundan saçı başı dağınık, hırpani bir haldedir. 3 tane nükleer bombayı çok canlar yakacak şekilde yerleştirdikten sonra 'allahuekber' der ve biz de hassktir diyerek filme başlarız.
0.3
Filmde samüyel abi bir yandan 'bana zorla adam dövdürmeyin' psikozunda ama bir yandan da ağzından şefilleri akarak şiddet uygulayan bir spesiyal işkenceciyi canlandırıyor. Carrie Anne Moss da demokrat geçinen, kendini insan olduğuna inandırmış bir efbiyay ajanı. Sonrasında paso işkence vay parmak kestin, vay elektriğe niye çarptırdın, çaptırmasam ülke elden gidecekti falan derken film empati referansı arayan izleyiciyi taraflar arasında gezdirmeye çalışıyor. Yıl olmuş 2010 ne bi iğne yapmak var, ne hipnoz mipnoz biskim, halen 'meme ucundan elektrik verelim' kesin konuşur yaklaşımı. zaten o aküyü gördüğümde film benim için bitti. Terörist rolündeki Michael Sheen oyuncak ayısını çalmışlar gibi bir surat ifadesiyle habire "anam canım yandı"-"olsun hazırlıklıydım" getgitleriyle filmi sürüklese de klimaxlarda sikindirik çözümlere başvurulması klişelerin olabilecek en basit şekliyle tatbik edilmeleri dolayısıyla sürekli "hadi ordan" hissiyatı yaratıyor. Konu iyi ama film kısa hikaye gibi, çekimi de muhtemelen bir haftayı geçmemiştir. Aksiyon değil, gaz vermez. İşkence, kurum-birey çatışmaları izlemeyi sevenler için uygun ama üzerinde pek düşünülmemiş bir film. -
2010-06-04 15:06
filmi çok farklı şekilllerde okumak, yorumlamak mümkün, endüstriyel futbola bir karşı çıkış, işçilerin dayanışması, v for vendetta önerisine bir cevap; hep kendi bildiğini yapan, herkesi şaşırtan futbolu zirvede bırakan cantona üzerinden bir çeşit yol gösterenlik vesaire. cantona'yı biraz olsun tanıyorsanız ve futbola biraz ilginiz varsa filmin içine girmek çok kolay. ayrıca oldukça eğlendiren, ken loach'tan beklenmeyecek kadar komik sahneleri var. yer yer romantik komediye kaçsa da, aslında sürekli çocuk kalan erkekleri de biraz tokatlıyor. pörfek.
0.3 -
2010-06-03 14:06
Collateral (2004)
6/10
6.5 - konusu, ambiansı, müzikleri ve los angeles görüntüleriyle hem şehrin kaosunu, hem kalabalık içinde yalnızlığı kıyısından köşesinden hissettirdi film. fakat senaryo detay işçiliğindeki umursamazlık, çözüme ulaşmak ya da hikayeyi ilerletmek adına tutarlılıktan feragat etme tilkiliği bu seviyedeki bir prodüksiyona yakışmamış. bir daha izlemem.
0.3 -
2010-06-01 15:23
From Paris with Love (2010)
6/10
6.5 - Klasik bir Luc Besson senaryosu, suç, fransız polisi, kız, aşk, ihanet falan. ama roller değişiyor, bu defa fransız polisinin uyuşukluğunda öne çıkan, her türlü pisliğe meyilli, hızlı yaşayan bir amerikan ajan. seyir zevki yüksek, eğlenceli, bir başyapıt falan değil zaten öyle bir niyette de değil, tam da vadettiği aksiyonu sunuyor, hatta güldürüyor olmadık anlarda. rezil bir film beklerken beklediğimden iyisini buldum. tam çerezlik.
0.3 -
2010-06-01 14:57
The Incredible Hulk (2008)
6/10
edward norton hulk'u gerizekalı sanıyor ve muhtemelen cgi haline pek bir şey katamadığı için bruce banner karakterini canlandırırken geri zekalı gibi rol yapıyor. bu da beni bayılttı. efekler ve abomination dandikti. liv tyler çok yapay ki zaten bu seri çizgi romanlarda kadın karakterler genelde böyledir. kurgu kopuktu, acayip sıçramalar vardı sahneler arasında. mağara sahnesi iyiydi ama o da peter jackson'ın king kong'unu çok andırdı. eğlencelik coşturan bir sistemde izlenebilir ama benim içimden şöyle bir geldi geçti, bir şey bırakmadı.
0.3 May, 2010
-
2010-05-30 17:49
scorsese ustanın bir filmine laf etmeye kalkışacak kadar delirmedim henüz, anlamak, çözmek haddime değil. sadece izleyiciye gerilimi yaşatan, 1950'li yıllara götüren, elbette ki merak uyandıran bir filmdi. sinemaydı.
0.3 -
2010-05-30 17:44
6.8 - gayet güzel vakti geçirdiğim, güldüğüm, bittikten sonra da son derece memnun olduğum bir film oldu. filmdeki kurmaca sanat eserlerine bir tarihi ve sanatsal yorumlar atfedilmesi, kadrosu, basitliği, sadeliği ve kısa film ayarındaki soygun planı benzeri muziplikleriyle keyif verdi. sanki kadrosundaki mükemmel oyuncular için bir dinlence olmuş gibi göründü ve dinlendirdi de.
0.3 -
2010-05-28 17:20
bu hughes bradırs'ı from hell'de aklımın bir köşesine yazmıştım, viktorya çağı londra'sı pek güzel görünüyordu. çizgi roman temelli olmasından kelli film de izleyiciyi içine çekiyordu. book of eli'da da görsellik müthiş. yalnız hd'nin kudretine, bilgisayarın izzetine sırtı dayayıp asıl konuyu boşlamışlar. filmin aynen kendi içindeki karakterleri gibi yüzlerce kez hem de şahika bir biçimde işlenmiş temalardan yamyamca ve körü körüne beslenmesini geçtim, klimax anlarında konuyu öylesine zorlayarak iteliyorlar ki illallah dedim artık. klişeler üzerinden yaşanan gelişmeler tüm filmin fıkra olabilecek bir mevzudan temellenmiş gibi durmasına sebep oluyor ayrıca. filmin görüntü yönetmenine ve sanat yönetmenine baktım, geçmişlerine bakınca görsel doyuruculuk tek başına bu şahısların değil gibi görünüyor, dolayısıyla hughes kardeşlerin mekân yaratma olayında başarılılar, onu anlıyoruz.
0.3
kısaca; last standing man janrında post apokaliptik bir b filmini sıkılmadan izlerim diyenleri görselliğiyle doyurur. -
2010-05-21 17:58
7.5 - 1970'ler Amerika'sında uyuşturucu kartelleri temalı bir sürü film izledim, blaxploitation'ları da izledim ama harlem'den bir adamın çıkıp italyanları, fransızları cümle alemi kudurttuğunu bilmiyordum. ridley hoca yine yaşlılık hastalığı kesmeye kıyamama illetine yenik düşmüş olsa da aşağı yukarı aynı döneme dair zodiac kadar bayıltmadı. hatta bizi de yakaladı, bırakmadı. denzel'in karakter değişimi şahaneydi. dev sinemacılar arasında moda, hatta bir gövde gösterisi haline gelen polis içindeki kokuşmuşluğa el atma misyonunu da ridley abi böylelikle yerine getirdi. ders gibi film. oh be.
0.3 -
2010-05-06 15:43
The Other Man (2008)
4/10
bu ara hep fiyasko. İtalya ve Cambridge görüntüleri olmasa izleyicinin anında kapatacağı bir film sanki. liam hoca kendini parçalasa da yönetmen pek yavan; film bittiğinde elde buneymimnagoynkula gibi bir şey kalıyor. olsa olsa kısa film olacak konu fazla sündürmeye maruz kalınca höşmerim gibi bişey olmuş, tatlı desen değil, tuzlu desen değil.
0.3 -
2010-05-05 20:12
The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor...
4/10
Hadi gerçekçilik aramadım, hadi animasyonların naylonluğunu geçtim, adventure niyetine beklentiyi sıfıra yaklaştırdım ama bir film en azından kendi içinde tutarlı olur. sahnelerin birbiriyle alakası yok. neredeyse komple stüdyoda çekilmiş film fönlü saçlar himalayalar'da bile bozulmuyor. izlemeye değmez, ben ettim sen etme. ayrıca bu rob cohen'e bi daha film çektirilmemeli.
0.3 -
2010-05-05 02:20
Legion (2010)
4/10
filmin başındaki ve sonundaki söz aslında filmi özetliyor: bullshit. bir filmden beklediğiniz hiçbir şey yoksa, izlenebilir. klişelere absürt yaklaşımlara gülmek için feast serisi, hele ki barda kısılı kalma konusunun dibine vurması açısından kat kat eğlenceli. başlangıçta çizgi romanvari kamera açıları da sonradan yerini tekdüzeliğe bırakıyor. söylenebilecek fazla bir şey yok. feast çok daha iyi.
0.3 -
2010-05-04 15:36
Year One (2009)
4/10
"buddy" komedisi olması açısından badilerle izlemenebilir demek istesem de dilim varmıyor. anakronik birkaç komikliğin ötesinde bir numara yok. ilk başta heyecan verici gelen farklı kültürlere atlama hadisesi de ilk yarım saatten sonra tıkanıyor. jack black'in alışık olduğumuz karakteri canlandırırken yaptığı emprovizasyonlar nadiren güldürüyor. trailer'ı filmden daha eğlenceli. zor bitti.
0.3 -
2010-05-04 12:39
6.6 - filmi izledikten sonra internet'te kısa bir araştırma yaptım. yapılan yorumlar genelde "ben inanmadım, o öyle olmaz, sözümona şöyle böyle" gibisinden şeyler. ama bana kalırsa, manipülatif bir kurguyu gerçek gibi sunma konusunda film başarılı. bunun etik olarak doğru olup olmadığı tartışılır. ama blair witch'ten baykal'ın seks kasetine kadar bir sürü örneği vardır bunun. film zaten kendi içerisinde tamamının kurgu olduğuna dair doneler barındırıyor ve ürkütüyor, geriyor. e daha ne olsun, fena değil, sinema.
0.3 -
2010-05-01 16:36
The Bad Lieutenant: Port of Call - New...
8/10
Scorsese'yi severim ama Departed'e, "kolluk kuvvetlerinin kokuşmuşluğu cesaretle gözler önüne seriyor" deniyorsa Bad Lieutenant çok daha cesaretli. Nicolas Cage belli ki filmdeki sahnelerde harbiden kafayı buluyor ve o coştukça izleyici kendini filme kaptırıyor. hem kara komedi, hem film noir havası; yabancılaştırma efektinin kullanımı ise ders niteliğinde. zaten werner herzog bu filmle basbayağı film yapacaksanız buna benzer şeyler olabilir demiş. tekrar tekrar izlenecek, üzerine yazmanın-okumanın bile insanı doyuraracağı bir sinema eseri. çok sevdim.
0.3 April, 2010
-
2010-04-29 16:56
6.4 - gore kıvamında b filmlerde görmeye alışık olduğumuz bol kanlı vahşetin mainstream sinemadaki yansıması ve kadim zamanlardan bahseden hikayenin günümüze sürüklenmesi filmi izlemek için merak uyandırıyor. aslında binlercesini izlediğimiz klasik bir ninja - intikam öyküsü. işte para varsa efektler ballıysa böyle bir şey çıkıyor ortaya, değilse vhs filmi oluyor. yine de aksiyon dozu iyiydi, sesi bol açıp cips tüketerek keyifle izlenir.
0.3 -
2010-04-21 16:55
Duplicity (2009)
5/10
alışık olmadığımız bir ajan filmi gibi gidiyordu ki, julie roberts - cliwe owen ikilisinin romantizmine dayanamayıp bayıldık.
0.3 -
2010-04-17 14:40
Kaç Para Kaç
7/10
filmin içinden onlarca sahneyi ayıklayıp, bu sahnelerde kendi hayatımızdan ve etrafımızdaki insanların hayatlarından parçalar bulmak mümkün. selim karakterinin yaşadığı değişim, izlerken bizi de değiştiriyor. bulduğu parayla doğru'sunu kaybeden selim'in finaldeki hareketi ise üzerinde uzun uzun konuşabileceğimiz müthiş bir hamle. reha erdem'e, yer yer bütünleştiğimiz ve içimizde ağırlık yapmaya başlayan ana karakterden, bizi bu şekilde kurtardığı için teşekkürü borç bildim. izlenmeli.
0.3 -
2010-04-13 19:37
Nine Dead
4/10
Testere'den nasibini almış, "bi konuşun, bi iletişim kurun" temalı fikir başlangıçta ilgiye değer olsa da sonradan çok fena mantara bağlıyor. zor bitti ama finaliyla pişman etti.
0.3 March, 2010
-
2010-03-29 21:51
Zamanında izleyemeyeceğimi bildiğim için sinema yazarlarının yorumlarına bakarak "türk sinema yazarları bir filmin ikinci bölümünün çekilip çekilemeyeceğini anlayabiliyorlar" yorumunu yapmıştım. ben bırak ikincisinin çekilip çekilemeyeceğini, filmden bile bir şey anlamadım. pazar gecesi sineması. izlerken uyursun, olur biter.
0.3 -
2010-03-14 12:38
The Man from Earth (2007)
8/10
Man from Earth hiç de süslü olmamasına, üstelik neredeyse sadece bir odada geçmesine rağmen hiç sıkmadan akan ve izleyiciyi koltuğuna bağlayan bir film. Biyolojiden antropolijiye, felsefeden tarihe, teolojiden arkeolojiye, mitlere, goethe'ye, pasteur'a, van gogh'a kadar birçok konunun ustaca harmanlandığı filmin hem kültürel derinliği hem kurgusu hayran olunacak nitelikte. John Oldman karakterinin dinleyicileri arasındaki akademisyen tayfanın "bilmenin" cesaretiyle hayalgüçlerini ve olasılıkları sınırlandırmaları oysa henüz öğrenci olan genç kızın hikayeye açlıkla kendini kaptırışı manidar. yapısı itibariyle bir filmden çok bir tiyatro oyunu gibi dursa da sinemanın gereklerini layıkıyla yerine getiren, düşündüren, acaba sorusuyla boğuşmaya vesile olan, ders niteliğindeki bu filmi iyi ki izledim. hatta acaba ne zaman tekrar izleyeceğim.
0.3 -
2010-03-13 19:45
Kathryn abla hani Strange Days'i çekmemiş olsan, K-19'da ucundan beni yakalamamış olsan bu filmi bu beklentiyle izler miydim acaba onu bi sor kendine.
0.3
Neyse, oscar törenini izlemesem yine bir sürü kıyıdan köşeden anlam yükleyecektim amma artık yaptığın konuşmayı heyecanına veremiyorum 60 yaşına geldin. ha dersin ki "eski kocamın karşısında zafer kazandım ondan heyecanlandım" o zaman hoşgörürüm. fakat bu hurt locker'ı sırf bomba adrenalini uğruna çocuğundan, güzelim kate'den vazgeçebilen bir karakterin "ne bok yediğimi bilmiyorum" anlamına gelen "bilmiyorum" sözü ile bitirmek oldu mu? bu gevşek karakterin vücuduna bomba bağlanmış ırak'lıya üzülüşüne inanacağımızı mı sandın? olmadı, aybettin. -
2010-03-08 21:56
Up In The Air (2009) (720p)
7/10
film şahane başladı. hemen yaftayı yapıştırdım: "aha, modern insanın zamanla yarışı" diye koltukta doğruldum. aidiyetti, empatisizlikti, endüstriyel hissizleşme falan derken top10'lardan yer beğeniyordum ki bi baktım romantik komedi olmuş film. ben de suratı yavşatmış nişasta kaplamalı beyaz leblebi yiyorum. "kadının kapısına giden çaresiz erkek" klasiğini "bir kere seviştik diye..." tokatıyla sersemletmeye kalkışmayı evlenmekten korkan erkekle de bağlayınca altı üstü rol değiştirmeli bir 'pretty men' kıvamı yakaladı iyice. sonra tekrar hissiyatsız endüstriyel toplum mevzusuna dönmeye kalkıştıysa da daha fazla yiyemedim. bir seyirlikti oldu bitti.
0.3 February, 2010
-
2010-02-14 23:51
böyle coşturmaya elverişli bir konu, bu kadar dandikçe, bu kadar düşünmeden film yapılabilir. kardeşim terminatör 3'ü vermişler sana. yeni bi sinema miti yaratma şansın var ama "bitiriyeyim de gideyim" senin için daha önemli. hah işte, olsa olsa bu olur. salla.
0.3 -
2010-02-13 00:01
Gitmek: Benim Marlon ve Brandom (2008)
6/10
özgün bir yorumum yok, yönetmeni tanımam, ideolojisini bilmem, konjonktöründen haberim yok memleketin. çeşitli duyguların rol aldığı bir filmdi. takdir.
0.3 -
2010-02-07 15:27
Forrest Gump (1994) (1080p)
8/10
her şapşala iyi gelecek bir şapşal öyküsünü, dirayet mülkün temelidir'den hareketle biraz da şapşal esprilerle anlatan bu yavan romantik sinemasal efsane harbiden söylendiği kadar varmış. gülerken, üzülürken, eğlenirken, hayal kurarken falan, fırt diye geçip gidiyo lan hayat, sen başka görüyorsun hayatını ve dışındaki herkes için de başka. ve bi acayip şapşaloz herkes.
0.3 -
2010-02-01 21:08
The International (2009) (720p)
6/10
6.7 renkler güzel, çekimler güzel, konu şahane, herkesin harcı olmayan konulara girmişsin de tykwer usta, filmin başındaki olayın unutulup gitmesini her şey unutulup gidiyor'a bağlayıp hoşgörsem bile, sondaki aceleye getirmişliği kabul edemedim. filmdeki en güzel söz "senin adalet sandığın şey bir illüzyondan ibaret" olarak aklımda kaldı.
0.3 -
2010-02-01 10:53
The Taking Of Pelham 123 (2009) (1080p)
5/10
5 orjinalini izlemedim, onun için aslı nasıldır bilmiyorum ama bu filmde bi numara yok. travolta'ynan denzıl resitali uğruna, beklentisiz izlenebilir. sonra da film biter, "haa" dersin, gider sıçarsın. "soyguncu new york belediye başkanını göt etti". peh, o filmde olur lan ancak.
0.3 January, 2010
-
2010-01-29 15:12
The Invention Of Lying (2009) (720p)
6/10
6.7 filmin çıkış noktası hayranlık yaratacak kadar zekice, yine zekice yaratılmış bazı durumlar ve espriler var, misal tablet bölümü lezizdi, ama sona doğru o romantik komediye hızlı dalış filmin yaşattığı tüm ambiansı yıktı desem yeridir. bu ingiliz senaryosu, ingiliz oyuncularla, ingilizler tarafından çekilse daha iyi olurdu belki. zira filme bulaşan her türlü holiwud dokusu filmi çürüten bir etki yapmış. yine de 'iyi ki izledim' dediğim filmlerden biri.
0.3 -
2010-01-28 02:22
Righteous Kill (2008) (DVD)
5/10
6.4 "Al Pacino - De niro bir arada" kaskasını gayrı ihtiyari yiyoruz tabii. resital niyetine. fakat bu iki adamın birlikte oynadığı her film polisiye olmak zorunda mı acaba? film yüzeyden adalet konusuna değip sonra da tüm beklentisini "katil kim?" sorusuna indiriyor. karşılıklı satranç oynatsan daha fazla gerilim yaratacak bu ikiliyi böyle harcamak bi edepsizlik adeta. gerek yok.
0.3 -
2010-01-20 16:06
Akira (1988) (720p)
7/10
7.6
0.3
Hayranlık yaratan animasyonun yanı sıra, bir baktım ki, Tokyo diye izlediğimiz dünyanın ta kendisi, çok da uzak olmayan geleceği... Bir diğer taraftan bu aralar pek rastlayamadığım bilimin karanlık yüzü fikrini tekrar akla getirmesi açısından hayli etkileyici oldu. -
2010-01-20 11:23
Ip Man (2008) (DVD)
6/10
6,6 daha iyi.
0.3
Yip Man isimli, Bruce Lee'nin de hocası olan wing-tsun ustası bir ulu kişiliğin Japonya Çin'e saldırdığı sıradaki macerasını ve ulusal bir kahramana dönüşmesini anlatıyor. Film aşırı taraflı ve habire Çin milliyetçiliği pompalanıyor. lâkin çin'in zamanında onca zenginlikten pirinçle yaşamaya mecbur olacak derecede fakirleşmesi. karbon ve pirinç'teki su bağlantısı. şu an dünyada pirinç hızla tükenirken ve en çok pirinç çin'deyken gelecekte tarih karma'ya uyuyorsa eğer tüm dünyayı pirince mahkûm edebilir mi diye endişelendirdi.
Karatesi kunfusu kvırak ve Ip Man karakteri kalburüstü.
iyi oldu. -
2010-01-20 00:52
gençler ncc-1701 yapmış.
0.3
fena da olmamış. heyecana kapıldığım anlar oldu. kirk rolündeki parlak oğlanı ve spock niyetine seçilen zachary'i tutmadım. mccoy tam uymuş. scotty'de güzel oturdu.
iyi bir bilimkurgu değil ama iyi bir action-adventure. karakterlerin konumlandırılmasına bakınca standart bir abrams dizisi gibi aslında, tabii daha fazla para harcanmışı. başlangıç için yeterli.
chekov. -
2010-01-19 15:33
X-Men Origins: Wolverine (2009) (720p)
6/10
6.6
0.3
Aşırı boşluklarla dolu hikayesine rağmen fena bir film değil. Aksiyon sahneleri iyi, yer yer gaz.
En önemli özelliği aslında çizgi roman okumamış ve okumayacak kişilere, artık çizgi romandan sonra sinemada da başlı başına bir karakter olan Wolverine'in geçmişini (maalesef son derecede klişeleştirerek ve romantikleştirerek) anlatması. Eh bir yandan da Sabretooth'u, Deadpool'u, Gambit'i sinemaya sokması.
Wolverine bu değil, Logan'ın yalnızlığından filmde eser yok, misal filmi Alex Proyas yönetse belki izlemeye doyamazdık ama ne yapacaksın işte holiwud; varsın olsun, iyi ki yaptılar da izledim. -
2010-01-18 15:09
Bangkok Dangerous (2008) (720p)
4/10
kiralık katiller de sever,
0.3
bangkok sokaklarında.
sil gitsin. -
2010-01-17 23:14
7.7
0.3
bir film insanın bu kadar canını acıtır, bu kadar mı yalnızlaştırır? varlık, insan-hayvan ve körlük bu kadar vurucu anlatılabilir mi sinemada?
beni değiştiren filmlerden biri oldu. -
2010-01-16 04:22
Synedoche, New York (2008) (720p)
8/10
Bu Charlie Kaufman'daki beyinse bizdeki leblebi. koca hayatlarımızı bırakıp, "bizi terk ettikleri" için mikro fotoğraflarda ipucu arayacak hale geldiğimiz, yanan evimizde "olsun mutluyuz" diye kendimizi kandırırken, sahip olduğumuz herşeyi, hatta "erkek" ve "kadın"lığımızı bile kaybettiğimizi fark etmeden, halen kafamız başka yerlerdeyken tükenen bir hayatımız var. "ben kimim" demek için birebir.
0.3 -
2010-01-16 04:08
Cloverfield (2008) (720p)
7/10
7.3
0.3
o kadar zamandır fps oynamış olmama rağmen bende bile giriş seviyesinde motion sickness yarattı.
blair witch'in de öncesine dayanan FPS fikrinin sinemadaki bol bütçeli bir örneği olduğundan, bu trik çok da takdire şayan değil. ama bir yaratık filmi olarak, son yıllardaki yormaktan filmlere göre çok daha keyifli, gerçekçi. çekimi yapan bol film izlemiş geek de, sonu da dahil olmak üzere güzel bir karakter. -
2010-01-15 22:34
7 renkler, dekorlar, mekânlar, dönemin yansıtılması şahane. her hareketin bir sonucu vardır diyen filmlerden biri olsa ve sanki biraz fazla uzun kaçsa da, son derece merakla izlenebiliyor. ambulans seslerini duyarken, televizyonda-gazetelerde ölümleri okurken "ha ölen ben/tanıdığım birisi değil" diye hiç bir şey hissetmeden hayatımıza devam edebilecek kadar duyarsızız aslında, birisi öldüğünde artı 'kazanım'larımız' olacaksa bunu bile görmezden gelebiliriz. bazı topluluklar vardır, bize para verirler ve böylece birilerinin ölmesini umursamayız. acıklı.
0.3 -
2010-01-15 09:32
Cross processing lanetine maruz kalmış bir kasabada oğlan kızı ısssıracak mı, ısırdı mı ya, ıssıramadı mı, öbürü mü ıssıracak... mevzuu.
0.3
bu ne mnıskimla. -
2010-01-14 19:44
Babylon A.D. (2008) (DVD)
4/10
- Delikanlı şu kız çok önemli bi kurtar, götür burdan.
0.3
- Skertirim ama.
- Yeterince adam öldürürsen tamam.
la haine'yi yapan bi adam nasıl böyle bi film yapıyor anlamadım. yedin insanları holivud. -
2010-01-10 22:54
Moon (2009) (720p)
7/10
7.7 klon da olsa insan insandır. çok acıklı, sam rockwell su gibi akıyor, clint mansell zaten fena mest'ekâr, izledikten sonra bi yalnızlık çöktü üstüme sorma gitsin.
0.3 -
2010-01-09 13:15
The Pink Panther 2 (2009) (DVD)
5/10
papa ziyareti ve restorandaki dans sekanslarında bayağı güldüm. kato'yu anmalı çocuklu karate bölümü gereksiz ve zorlamaydı. totalde, eh, yine; "niye doğru düzgün bi film izlemiyorum ki ben?"
0.3 -
2010-01-08 22:43
District 9 (2009) (1080p)
7/10
7.5
0.3
filme hayran oldum. yabancı korkusunun üzerine bu şekilde giderken, mekânı özellikle johannesburg olarak seçmek, memleketine dönemeyen zavallı yaratıklara insanların işkence etmesi ve toplama kampı güzel fikirler.
ama bir yaratık filminde de, bi insan yaratığa dönüşmesin kardeşim, bir filmde de, öteki türün kıçına tekme basma aksiyonu olmasın. ne gerek var? böyle güzel bir konuya böyle romantik yaklaştığında kendi filmine ayıp ediyorsun evvela. -
2010-01-08 22:21
Shrink (2009) (720p)
6/10
6.7 "hayatımıza çeki düzen verelim, biraz duyarlı olalım arkadaşlar" diyen fazla rastlantısal, fazla umutsever bir film. bir de yine kesişen hayatlar mevzu var ki gına geldi. onun ötesinde oyunculuklar -evvela kevin spacey- gayet doyurucu, ciddi kelâmlar var, bayağı ağır akan bir film, ders verme potansiyeli taşıyor. sona doğru beni kaybetse de izlemiş olmaktan memnunum.
0.3 -
2010-01-08 19:36
Drag Me To Hell (2009) 720p
7/10
çekirdek çitlerken akla gelmiş gibi duran son derece basit bir konudan hareketle b-film kıvamında bir holiwud prodüksiyonu. raimi, "bende halen aynı numaralar var" diyor ve bu filmi biraz nefes almak için çekmiş gibi duruyor. ani şoklarla koltuktan sıçratabilen, iğrendiren ve absürt espri anlayışla hayli güldüren keyiflik bir film. cicili bicili banka çalışanlarının önyargısına sokulan çingene çomağı da şahane harbiden.
0.3 -
2010-01-08 14:02
Funny People Unrated (2009) (720p)
7/10
7.1
0.3
sonlara doğru, özellikle kızın evinden sonra yavşasa ve tamamen 2. sınıf bir romantik komediye dönüşse de ilk 90 dakika bayağı zekice, çarpıcıydı. adam sandler'ın doruk noktası olmasına ramak kalmış. -
2010-01-08 03:17
Definitely, Maybe (2008) (DVD)
7/10
romantik komedi diye izledim, basbayağı tarzı olan eğlenceli bir film çıktı lan bu. hatta izlenirken düşündürdü falan. the hangover'dan çok daha iyi.
0.3 -
2010-01-07 23:24
Punisher: War Zone (2008) (720p)
bu defa vahşeti gore'a yaklaşsa ve tatin edici olsa da, tatmin ediciliktan uzak yan karakterleri, plastik diyalogları, klasik öyküsüyle bir pazar öğlen filmi olmaktan öteye gidememiş. zaten punisher'ın ailesiyle flashback'ini gördükten sonra filmden düştüm, uyumuşum. yazık olmuş punisher'a.
0.3 -
2010-01-07 11:08
nikılıs'ın mel bakışları, spielberg'vari çocuk sevgisi olmasa belki daha güzel bir film olurdu. araştırma sekanslarında bayıltsa da, bazı sahneleri -özellikle uçak kazası- etkileyici. "11 eylül'de ne oldu" diye internet'te araştırma amerikalı yapan bilim adamı aymazlığına diyecek lafım yok. cage'in karakterinin imana gelmesini de hoşgörmek lâzım, mecbur 'denize düşen...' mevzuu. film iyi, ben izlerken çok sıkıldım.
0.3 -
2010-01-03 20:22
Body Of Lies (2008) (720p)
6/10
6.4.
0.3
ortadoğu'da kimin eli kimin cebinde temalı politik aksiyon. bir film olarak izlemeye değer, heyecanlanılabilir hatta. ne gerek varsa, aşk bile var filmin içinde. fakat alegorik olarak düşünmeye değmez. izle geç. -
2010-01-03 14:05
G.I. Joe: The Rise of Cobra
6/10
bir sinematik değer olarak 5 bir aksiyon filmi olarak 7. eğlenceli, bol patlamalı, dövüş, savaş, kavga, teknoloji, efekt. daha ne olsun. film sıkmadan izleniyor. hali hazırda teknolojik gerçek olduğunu düşünebileceğimiz nanothermite nüansı da dikkate değer.
0.3 -
2010-01-03 13:52
Død snø (2009) (DVD)
6/10
6.3
0.3
norveç'te gömülü kalmış, nazi zombiler. gore soslu, eh braindead izlemiş gençlerden, eğlencelik. kalabalıkta tekrarı olabilir. bayağı güldüm. -
2010-01-03 11:37
21 (2008) (DVD)
5/10
5.9
0.3
arkadaş true story demişsin ama, öyle bi etki bırakmıyor film. zeki adam var, şaşırtmaca var, karizma kesen kevin spacey var. filmde herhangi bir duygu hissettim mi onu bile hatırlamıyorum. -
2010-01-03 11:11
Burn After Reading (2008) (DVD)
7/10
7.4.
0.3
bir gün her yönetmenin brad pitt'li bir filmi olacak.
BAR, kendini yenileme hayalinin peşine düşmüş, cia dâhil, her karakterinin gerzek olduğu, absürt bir film. son yılların modası "hayatların kesişmesi" hadisesi ile de bu gerzeklik mefhumu üzerinden taşağını geçiyor. yine izlerim. -
2010-01-02 23:37
bryan singer süper kahraman filmi yönetmekten normal filmin nasıl olduğunu unutmuş. o takma göz olayı ne abi öyle. bırah, vay efendim suikast olmamış, e film de olmamış?
0.3 -
2010-01-02 01:27
hiçbir fikrim yokken, tıkladım izledim. hayranı oldum.
atmosfer beni bir sardı sorma. distopik var, aliyen var, açma-germe var, ağır usul anlatıyor, sarıyor, bilim kurguyor.
sonra bi baktım bayağı düşük bütçeli bi film, yönetmen de daha 74'lü, bi umutlandım sorma. valla iyi ki izledim be.oh.
0.3 -
2010-01-01 11:37
Choke (2008) (DVD)
6/10
6.8.
0.3
Kitabın kendisi ve ismi kadar boğaza takılıp, boğulma hissi yaratmayan ama yine de görünen hiçbir şeyin, gerçek olmadığını az çok anlatabilen, görsel anlatımda yetersiz, paso kitaptan alıntılara yaslanan, sam rockwell olmasa, daha da tahammül edilemez olacak bir film olmuş.
david carradine niye masturbasyon yaparken öldü ki pat diye? November, 2009
-
2009-11-10 20:32
What Just Happened
7/10
de niro'nun gayet güzel canlandırdığı bir prodüktörün gözünden, holiwud'da bir film nasıl yapılıyor, nasıl tipler film yapıyor, bir filmin sonu nasıl belirleniyor, mesajı kim veriyor gibi hususları sorgulayan, kanımca yaşayan efsane barry levinson'un nadide bir filmi. bruce wills'in rolü ayrı bir güzel ve film eğlenceli olarak da yorumlanabilir. bence eğlenceliden çok üzücü olsa da, son iki senedir izlediğim akılda kalan birkaç filmden biri oldu.
0.3
List generated by WP Movie Ratings.


Son Yorumlar