tam da başladım, yazıyorum derken…
Harf oyunlu espri üzerinden ekmek yemiş biri olarak harf oyunlu esprilerin miyadını doldurduğunu fark ettiğimde karşımdaki insanlar “ne işim var burada” dercesine ufka bakıyorlardı. Çocukken birilerinin çok güldüğü Adnan Ersan esprilerinin ben ve yaşıtdaşlarım için pek de komik olmadığını farketmem ve harf oyunlu espriler arasında bir bağ var. Zira bir zamanlar komik olan Adnan Ersan esprileri zamanla espri olmaktan çıkmış; karşılaşılmak bile istenmeyen içi boş laflara dönüşmüşlerdi. Birisi böyle bir espri yaparsa ufka baktığım da oluyordu. Harf oyunlu esprilerin iyi – kötü popülarite sağlaması ve bunların manşet formuna dönüşmesi arada sırada yakalanan manşetlerin İnternet’e taşınmasıyla başlar. Efsane Star Gazetesi harf oyunlu manşetleri sıkça kullanan ilk gazetedir. Fakat şu gün artık harf oyunlu manşet “espri” olarak algılanmıyor. İnsanda sadece “ne işim var burada” hissi yaratıyor. Habertürk ise çeşitli medyaların daha önce denediği, yaptığı bir sürü şeyi, cilalı sayfalarda tekrar yapıyor. Bu resimleri buraya koymak aslında denedikleri şeyde başarıya ulaştıklarının göstergesi gibi. Ama aslında kanımca -ölçek umursamadan- tutmuş formüller üzerinden karındeşmeye çalışma çiğliğinin en açık ifadesi.
Sadece benim için bile şu paragrafın belki yarın, belki yarından da yakın, miyadının dolma ihtimali var. Yarın bakıp, “böyle düşünmek, böyle ifade etmek eskide kalmış” diyebilim. Yani ne kadar kaçarsak kaçalım, ne kadar ufka bakarsak bakalım kendimizi tekrar aynı paradoksun artık bayağılaşmış bir hali içinde bulmamız an meselesi.
Son Yorumlar