tam da başladım, yazıyorum derken…
bunlar bizim teyzelerimizdir. sizin teyzelerinizdir. bu teyzeler kimi zaman arkadaş, kimi zaman yoldaş, kimi zaman komşu olurlar veya bir otobüste, yolda, kermeste tesadüfen karşılaşmış olabilirler.
genel olarak başörtülü ve başı açık teyze konuşmalarında, özellikle bu tesadüfi bir karşılaşma veyahut bir kısa konuşma meselesiyse, başı açık olanın daha yüksek perdeden konuştuğuna şahit olurum.
başı kapalı olan daha sakin bir konuşma tonu yakalamıştır; ama başı açık teyzenin sesini 150 metreden duymak mümkündür. başı açık teyze ateşli bir biçimde, kapalı teyzenin halini hatrını sorar: “kâmil ev aldı mı, hah iyi iyi, bebek iyi mi, annesi çalışıyor sen bakacaksın biraz tabii… ollldu, olur olur tabii. sen de çok üstüne gitme bak, selam söyle hadi hadi canım…” gibi bir sohbete tanık oluruz. başı açık teyze, başı kapalıyı az gelişmiş olarak gören bir ses tonuyla konuşur. karşısındaki kadını biraz sağır ya da kulağı kapalı olduğu için duyamıyor olarak tahayyül ederken öğüt verir gibi, çocukla konuşur gibi, “hah iyi” falan gibi ne ukalalıksa, kendi kafasına göre iyi olayan bir şeyi onaylama mertebesinden konuşur.
biz bunu en güzel fatma girik’ten biliriz. televizyonda program yaptığı zamanlarda artistimiz, bir sürü ortam görmüş geçirmiş, sol görüşlü başı açık teyzemiz fatma girik, türkiye koşulları gereği genellikle fakir olanın yaradana sığınması doğasıyla hep başı kapalı kadınların bir olayına takılır, ama ezilen, haklı olan kadını, fakirliğinden, başına bir bela gelmiş olmasından dolayı öyle azarlardı ki, insanlığımızdan utanırdık. kendisine “sen de niye inanıyorsun bu adama, kafan çalışmıyor mu senin” gibi sözleri edebilme cüretini veren çok görmüş, çok bilmişliği, insani açıdan bakıldığında önyargının, kendini daha üstte konumlandırmanın dik âlâsıydı.
trafik kazalarında falan da olur bu. dükkanın önünde sık trafik kazası olduğu için nicel gözlem yapma fırsatım da oldu; gördüm ki, başı açık bir teyze araba kullanırken, tesadüfen başı kapalı bir teyze yoldan karşıya geçmek isterse ve bi karışıklık olursa, başı açık teyze, yüzde yüz emin başı kapalının suçlu olduğundan. sokak ortasında kadına öyle bir bağırıyor ki görsen unsuruk olursun. ama başı açık – başı açık eşleşmesinde ya karşılıklı bağırışmaya, ya da hoşgörüye şahit oluyoruz.
bugün her dini tartışmanın son ve sonsuz boğumu olan başörtüsü konusunun bir uzantısı olan, başı açık olanın başı kapalıyı hâkir görmesi hususunda birlikteydik. herkes ister başını kapatır, ister açar tabii haddimize değil. bana dokunan bir insanın diğer bir insana yüksek perdeden konuşmasının, onu aşağı görerek, “başını örtüyor biraz salak herhalde” gibi düşünerek ukalalık yapmasının rahatsız ediciliği.
aslında taa kökten gelen olay böyle. düğünlerde ama özellikle kına gecelerinde kadının kafasına bir tül perde örterler. yeni alınmış televizyon gibi, bir süs eşyası gibi falan. o garibim de kafayı önüne eğer bekler. sesini keser. örtüyü örtüp haddini bildirirler. bir şey isteyemez, karşı çıkamaz, örtüyü örttüklerinde olay bitene kadar bekler. bu mevzu da çoğu hanede aynen devam eder, başta örtülen örtü ömür bitene kadar kaldırılmaz bir daha. anca evde karı koca kalınca belki. çoğu zaman o da yok. o yüzden bu gelenekle sindirilmiş başı kapalı çoğu teyzemiz, açıklık yerde o kına gecesinde başı örtülü hali gibi görür kendini. susar, sesini keser, yapması gerekeni yapar. hem haddine düşmediği için, hem de ötekiler, yani o kına gecesinde etrafında şaman dansı yapanlar, bu kadar rahat oldukları için onları kıskanır, kızar onlara. dışarıya bu yüzden kızgındır ama maddi duruma göre, kimi ses etmez, kimi başörtülü teyze de “kına gecesindeki gelin benim” diye düşünerek ortamda halen ilginin kendisinde olmasını ister, olmamasına bozulur.
eski nesiller böyle. eski nesilde başı kapalı olan genelde kendi kapatmadığı, kapattırıldığı için hep sakin, mabut, sessiz. başı açık olan, başını da açabildiği için kendi kuşağının ötesinde görüyor kendisini, daha sesli, ukâla. bazen başı kapalı teyzeler görüyorum, hiç kendini ezdirmiyor ya da böyle ukalalık yapılmasına izin vermiyor. helal olsun diyorum. bazı başı açık kadınlar da görüyorum, çok da düzgün, ölçülü, medeni bir ilişkisi var başı kapalı teyzeyle, “helal olsun, insan be insan işte” diye seviyorum. sonra ben kim oluyorum da insanları değerlendiriyorum diye canımı sıkıp, gidip kendi üzerimde düşünüyorum. tozbezinden başörtüsü yapıp bir başörtülü teyze oluyorum, saçları şampuanla kabartıp başı açık teyze oluyorum, ikisini de anlamaya çalışıyorum, kendimle konuşup, kendime yüksek perdeden sesleniyorum. o zaman çok kızıyorum kendim kendime haddimi bildiriyorum.
önyargılı olmanın var olduğumuz günden beri hakiki yapıtaşlarımızın biri olduğu bu ülkede, eski nesillerdeki “garip”likleri veya hoşlukları görebildiğim için mutluyum. yeni nesile bakıyorum, öyle birbirlerine “yüksek perde” mevzuu yapıyorlar mı diye, genelde yapmıyorlar. apolitik olduğu için yerden yere vurulan gençlik yaşam alanının daralmasının ve hep aynı şeylerin yaşanmasının ve tabii ki de internet’in etkisiyle hızla politikleşirken artık yüksek perde yapmasa da, mümkün olduğu kadar ötekini yanına, arasına da almıyor gibi.
dine inanma ve ona göre kalıba girme özgürlüğüne saygı duymayan bir özgürlük savunucusu olmak bir paradoks. ama dine inananların da en azından birbirlerini tanıyabilmeleri için birbirlerine çok benzer kalıplara girmeleri de bir garip. lan bu başörtüsü konusuna girince harbiden çıkılamıyormuş. lafın özü, kimse kimseye ukalalık yapmasın keşke.
başı kapalı bir teyze görmek istiyorum sokakta; dik yürüsün, dik dursun, gerektiğinde sesi gür çıksın. saçlarını göstermeyecekse de, kafasına kraliçe amidala kafası şeklinde bir şeyler takmış olsun, megafonla “hah, o da iyi hepsi iyi, aferim” diye bağırsın, bir yandan da sigarasını içsin, nebliym işte raca elbisesi gibi bir mintanla dolaşsın falan. haydaa… annem lan bu.
3 yorink! Konu: başörtülü teyzeye yüksek perdeden konuşan başı açık teyze
Google-TCW
Eylül 9th, 2009 at 06:12
Hi from google Google-TCW
aritimo
Ekim 7th, 2009 at 02:58
güzel yazmışsın yeni yok mu
nelly
Temmuz 25th, 2010 at 13:02
bence de.özgürlük tek taraflı düşünülemez,
kimse kişisel tercihlerinden dolayı aşşağılanamaz,ezilemez.