tam da başladım, yazıyorum derken…
beni en son gördükleri yer,
bir başkasının hatırasıymış.
kendimin peşinden giderken rastladığım
iki eski dost anlattı.
onlar anlatınca hatırladım,
bir ara herşeye gülüp geçtiğimi,
muhtemelen gülüp geçmiştim o ana da,
dingin bir sohbet hatırladım,
yarım yamalak birkaç yüz,
iri göz bebekleri ve votka şişeleri,
bir koltuk hatırladım eski püskü, damalı
sonra o koltuğu, sırf evde oturacak bir ‘koltuk’ olsun diye,
ıhlamur’un başından sonuna sırtımda taşıdığımı hatırladım.
çok büyük iş başarmışım gibi koltuğu eve bırakır bırakmaz,
beşiktaş iskeledeki,
en delikanlısını, en hanımefendisini
kıç çatalını sergilemek zorunda bırakan
dandik taburelerden birine tüneyip,
kendime bir çay ısmarlamıştım.
ama yok, bana anlattıkları o hatıra, bende yok,
belli ki yaşadım,
bayağı gülüp eğlendiğimizi de söylüyorlar;
paso katıksız racon dolaşan sami abi,
mersin’deki aşkını;
onu kendi öz abisiyle öpüşürken gördükten sonra,
bir daha hiçbir kadınla parasını vermeden yatmadığını anlatmış.
bende yok.
gece kokoreç yemeye dışarı çıkmışız,
arabayı sarıyer’de sahile çekmiş,
ikişer bira indirmişiz, tekne alırız falan diye hayal kurmuşuz,
sonra polis gelmiş, kimlik sormuş, ’sktirin gidin’ demiş,
dario moreno’nun “her akşam sarhoş” şarkısını söyleyerek
eve dönmüşüz
şimdi görsen apaçi deyip geçeceğin bir çeteden farkımız yokmuş,
aslında
iyi ki de yokmuş ama
bende yok.
herhalde o gün de,
yine bir güne daha katlanabileyim diye,
-tabii biraz da kendim sandığım şeyi bulmak için-
votkaya dadanmıştım.
beni en son gördükleri yer
Flash TV olmuş,
ne varsa izleyip gülüyormuşuz,
“bak ulan, bu da mı Flash TV’ye düştü”
diye taşşak geçiyor,
gördüğümüz kim varsa televizyonda
fena halde absürt olduğu için
gülerken kendimizden geçiyor
gece vakti Flash TV’deki o saçma sapan olaylara şahit olmanın
ne büyük şans olduğunu konuşuyormuşuz.
sonra ben “ağzım dilim küllük gibi oldu hamınakoym” deyip uyumuşum.
hatırladım.
daha doğrusu hatırlıyormuş gibi yaptım:
“haaa, şu spiker, obama’ya akıl veren”
bir iki içi boş gülüş mimiği,
sanki o günü hepten hatırlamışım
baştan sona yaşamışım gibi “hey gidi” pozları,
vedalaştık, ayrıldık.
ama bugün bile öyle bir hatıram yok.
birazdan, az önce anlattıkları şeyleri de unutacağım,
çünkü belli ki,
bir başkasının hatırasıymışım.
kendimi en son nerde görmüştüm?
anadolu’dan avrupa’ya ilk kez geçtiğimde bir arabadaydım
sanırım taksim’de bir türkü barda halay çekiyordum,
bir martini şişesinin dibiydi herhalde
tindersticks konserinde dans ediyorduk,
asansörde beni öpmüştün ya sen,
sen “julia”yı okuyordun uzanmış,
ben “suç ve ceza”ya fena dalmıştım,
telefon çaldı,
arayan bizim eski mahalleden cevdet,
hemen girdi konuya,
“abi görüşelim, çok özledim” falan,
“yav” dedim “cevdet, tam da kendimi ararken sana rastlamak
ne güzel mükâfat,”
sesi biraz değişmiş olsa da aynı yavşak tonda
“salla ulan salla” dedi, “senin elinden gelen bi tek budur”
dedim:
“yarın uğra, pes’te döşeyeyim,
arsenal’ı seçersin, kalebodur”.
Cyrettin Yüreklikatır
“şimdi”
2 yorink! Konu: nunc
etkisiz eleman
Aralık 31st, 2009 at 16:00
sağlıklı huzurlu bereketli bol zamanlı yıllr dilerim ağabey :)
Cyrettin Yüreklikatır
Ocak 8th, 2010 at 13:54
çok teşekkürler, mutlu, huzurlu seneler sana da, gönlünce olsun her şey.