tam da başladım, yazıyorum derken…
ceviz gerçekten çok ilginç bir maddedir. aslen “ceviz”, juglans cinsinden tek tüysü yaprakları karşılıklı dizilmiş ve aromatik kokulu ağaç türlerinin ortak adıdır(wiki). ama bu ağaçların meyvesine de ceviz deriz ve bu meyveyi kırıp içindekini bir güzel yeriz.
her ne kadar cinsel anlamlara çekilse de aslında ceviz kırmak müthiş hassasiyet gerektiren bir iştir. zaten muhtemelen hem şeklen, hem de içindeki yemişe ulaşmanın zorluğu açısından bu metaforik ceviz kırmak bağlantısı kurulmuştur.
sanıyorum ki (yıllardır arıyor olsam da) mükemmel ceviz kırmayı sağlayan bir aparat vardır. ceviz öyle bir meyvedir ki, kabuğunu çok doğru kıramadığında içindeki yemişi de heder edersin. mükemmel ceviz içi, tek ama hadi o zor diye, iki parça halinde, üstü çapaksız, kenarları kırılmamış ve ezilmemiş şekilde olmalıdır. eğer ceviz kırma aletin yoksa, yapman gereken çekiç veya ağır bir başka aletle vurarak cevizin kabuğunu kırmak ve yemişe ulaşmaktır (pense de olur).
burada önemli olan cevizin kabuğunu kırarken, içerideki yemişe zarar vermemek için gücünü dengeli kullanmak, dahası kontrol etmektir. eğer çekiçle kırıyorsan yerçekimi kuvveti (g) ile mücadele edecek ve çekiç darbesini öyle indireceksin ki, sadece o incecik kabuğu kıracak, içindekine zarar vermeyecek, yemişi de ezmeyeceksin. pense ile kırıyorsan, yine penseyi öyle dikkatli ve ölçülü sıkmalısın ki, cevizi bir anda un-ufak etmemelisin.
şimdi gelelim kadın – erkek meselesine… erkek hayvanı, başında beri güçlü, kuvvetli diye bilinir. neanderthal hayvan acayip kudretlidir anladığımız kadarıyla. neanderthal kadını da az iri yapılı
değildir hani… avlanmanın ve sürekli avlanmanın, savaşmanın gereği olarak erkek, güç, kuvvet, kendine karşı koyan kuvvetle mücadele etme noktasında bir hayli gelişmiştir. kendi araç gereçlerini yaparken kontrol etmeyi öğrendiği güç zamanla sosyal yaşamın başlamasıyla daha fazla bir kontrol çabası gerektirmiştir. bir erkek, ama baştaki savaşçı erkekten bahsediyorum, çivi çakarken, artık yanlışlığı anlaşılmış olsa da, çocuğunu döverken, arabayı iterken, halter kaldırırken, futbol oynayınca topa vururken, portakalı sıkarken ve neticesinde ceviz kırarken gücünü kontrol etmek ve dengeli kullanmak zorundadır. aksi takdirde birisine vurdu mu onu öldürebilir veya kendisine zarar verebilir. topa vurduğunda topu stadın dışına gönderebilir (wagenhauss) ya da cılız bir vuruş yapabilir.
sosyal yaşamın gelişimiyle erkek fiziksel gücünü daha çok kontrol etmek, dengeli, idareli kullanmak zorunda kalmış, hatta evrimsel sebeplerle gücünü zayıflatmıştır.
kadına gelecek olursak, kadın savaşçılığı erkeğin üstlenmesinden dolayı fiziksel güç kontrolünü çok daha erken bırakmış, yerçekimi ile boğuşmaktansa, üretim, yetirme, gücü besleme ve paylaştırma gibi mevzuulara sarmıştır sanırım. kadın olmadığım için bilemem. yanlış anlaşılmasın, kadının fiziksel gücüne sözüm yok, güçlüdür, kuvvetlidir, o da bir kontrol mücadelesi verir ama güçle ilgili olarak yaşadığı evrim çok daha farklıdır.
çekiçle mükemmel bir şekilde ceviz kırmayı denediğinizde, gücü kontrol etmeniz gerektiğini hissedersiniz. erkek için, bu ince hassas güç dengesi ve kontrolü oldukça zorlayıcıdır. kadın içinse, ceviz kabuğunu mükemmel bir biçimde kırmak ve yekpare yemişe ulaşmak çok daha zordur. işin garibi, kadın buna içerlese de mükemmel ceviz içini ortaya çıkarmaya uğraşacak zamanı yoktur. bu yüzden, bir kadının, nesne olarak “erkeğe ait” tanımlanışı su götürmez olan çekiçle ceviz kırışını izlemek müthiş keyiflidir. cevizleri parçalar, dağıtır, yüzbin ufak parça çıkarır ortaya. en güzeli, “ya hepsi ufak ufak oldu” diye sinirlenmesidir. hemen yardım etmek isterim. isterim çünkü, hamdolsun hayvani yapıma, fiziksel kudretime rağmen, sosyal yaşamım gereği güçle mücadele edeceğim bir ortam yok. dağa tırmanmıyorum, viking’ler gibi savaşmıyorum, arada futbol oynuyordum, artık o da yasak. bir güç var bende ama bu gücü kontrol etme oyununu, “çimende gezerken, çimenleri çok fazla ezmeden çimenlerde yürümeye çalışmak”tan başka bir şekilde oynamıyorum desem yeridir. arada sırada minibüste tutunma yerlerini tutarken gücümü kontrol etmeye çalışıyorum, etmesem abansam, minibüsü de yolcuları da deviririm alimallah. o yüzden en güzeli, gücünü kontrol etme oyunu oynamana imkân veren bir ortam bulunca, bunun keyfini çıkarmak. o da işte, kaçınılmaz bir şekilde, bir kadını ceviz kırarken gördüğümde “bırak ben kırayım, lütfen… sen daha tat alacağın başka bir şey yap” demek şeklinde tezahür ediyor.
bırakabilirim. “kırsın cevizini de, mücadele etsin bakalım güçle” diye böbürlenebilirim; ama işte, çok daha kolay yolları olmasına rağmen çekiçle ceviz kırmaya çalıştığında, kadın acayip stres doluyor ve bu gerginlik, bu stres, bu negatif enerji, ortamın tadını kaçırıyor. erkeksen, kadını bunlarla uğraştırmayacaksın. cevizi kıracaksın, suyu mutfağa taşıyacaksın, sıkışan kavanozu açacaksın, temizlik yapılırken televizyonu kaldıracak, sevgilinin yanağını sıktığında çok fazla sıkmış olma ihtimaline karşı ardından bir de öpeceksin.
kadın başından beri kendisini bir insan olarak kabul etsin diye güçle, güçlüyle savaşıyor. fiziksel güçle mücadeleyi başından beri veriyor ve artık bunu başka bir şekilde yapıyor. otorite olan güçle, kendisine hep ve hatta en sıkıştığında da “tokat” atarak cevap veren güçle savaşıyor. ve savaşırken diyor ki; “evet fiziksel olarak güçlüsün. evet, gücü kontrol ediyorsun ve bu senin için önemli. ama beni kontrol etme, beni dengeli bir vuruşla kırılacak bir ceviz sanma, beni `powerball `gibi avucunun altında kontrol etmeye çalışma… ben başka bir türüm, seninle birlikte keyif de alıyorum, ama bu güç oyununu benimle oynama…”
evet, biliyoruz ki, “kadınlar güçlü erkekleri isterler, severler” falan diye bir mefhum var. bu kadının kadınlık-erkeklikle ilgili bir meselesi yoksa, tembelse, güçsüz olduğuna inanmışsa, korunmak ihtiyacı varsa, fiziksel güce önem veriyorsa ve kendinde olmayan fiziksel gücü, ‘bak yanımda ne biçim güçlü bir herif var’ diye göğsünü gererek dışarıya göstermek onun tatminiyse, onu da öyle kabul etmek lâzım. n’apalım kardeşim, kimi de, erkek hayvanı güçlüdür diyor, hiç mücadele etmiyor bununla. hayat kısa zaten, bir tane erkeğe kadın-erkek tür farklarını öğreteceksin de, geri kalan ne olacak? öyle tabii.
ama burada kaçınılmaz olarak ortada duran şey; kadının güçle ilgili bir sorununun olması. ceviz kıran kadının gücünü kontrol edemeyişi ve kocasına sinirlenen kadının erkeği dövemediği için tencere tava fırlatması aynı şey. kadınlar zaten güçle boğuşmadıklarında çok daha güzeller; ama boğuştuklarında -ki bu aslında bir kadın için gerçekten zor- stresli, yorgun, tatsız ve isteksizler. öyle de hayat daha tatsız. bu yüzden, bir kadının güce ihtiyacı olduğunda, onun güçten faydalanmasına izin vermek lâzım. hava atmadan tabii. güçlüysen, kadın düşünce kucağına alıp taşımak lâzım. güçlüysen, senin güçlü olduğunu söyleyen herşeyle, güçlü olmanın mutluluk olmadığını bildiğinden mücadele etmen lâzım. güçlüysen cevizi senin kırman ama onun bu cevizi yemesinden, keyif alman lâzım hocaali.
- aşkım, bizim cevizler nerdeydi, bi çekiç, biraz ceviz versen de bi kendime gelsem yav. bi güç geldi. gerginlik yaratmadan onu bi kontrol altına alayım. üstüne sen de cevizlerle krem şokolat yaparsın. ha?
1 yorumcuk! Konu: çekiçle ceviz kıran kadının kontrolsüz güç stresi
Cyrettin Yüreklikatır
Temmuz 1st, 2009 at 12:02
burada, kadın ve erkeğin cevizle olan güç mücadelesinden bahsederken askeriyede durumun nasıl olduğundan da bahsetmek gerekli sanırım. zira, kadın ceviz kırmakla strese girerken, erkek burada g kuvvetiyle mücadele ederken, askerdeki bir komutanın durumu çok daha enteresandır.
bir komutan ceviz yemek istediğinde, herşey mükemmel olmalıdır. tabak, sunum, vesaire vesaire ve tabii ki ceviz. gerçi muz istediğinde de öyle. ben askerdeyken arkadaşın biri muz yemek isteyen bir generale, tabakta soyulmuş muz götürmesi hakaret olarak algılandığı için görevinden olmuştu. mükemmel muz sunumu nasıldır, halen düşünürüm o yüzden. fakat mükemmel ceviz sunumunu gördüm.
komutan o kadar değerli bir insandır ki, herşeyin en mükemmeline layıktır. o yüzden canı ceviz isterse, gariban, zavallı askerler, alırlar tornavidayı, tıkır, tıkır, tıkrıt, trıkt cevizi oyarak içerisindeki yemişi mükemmel bir bir biçimde çıkarmaya çalışırlar. bir zenaatkârlık yaparlar ve ömürlerinden ömür gider yani.
kadınlar askere gitmedikleri için ve askerde çekiçle kırılan ceviz ayıplı sayıldığı için, kadınlar askerde ceviz kırmanın sebep olduğu duyguları bilmezler. iyiki de bilmezler.