tam da başladım, yazıyorum derken…
Dünyayı sarsan yeni fırtına domuz gribi. Yeni bir 11 Eylül, yeni bir ekonomik kriz olsa; emo şekilli bir abi amerika başkanlığına aday gösterilse, yeni bir sars daha çıksa, hepsi şu anda dünyayı saran asıl sorun olan dezenformasyon marifetiyle bu derece tartışılacaktı ve kimileri için endişe yaratacaktı.
Artık bilginin kaynağının internet olması, gerçeğin bilinebilirliğini ortadan kaldırıyor. Daha doğrusu, sadece bir gerçek yok bundan böyle. Domuz gribi bir kitlesel biyoterör ürünü, bir deney, insanların mutantlaştıracak olan o garip virüs, kıyamet habercisi, çağın vebası, çılgın bir bilim adamının ufak bir hatası veya bir grip virüsü olabilir. Hepsi olabilir fakat aslında ne olduğunu biz katiyyen bilemeyiz. Bilemeyiz çünkü, bilim adamları bunun sebebini, nedenini nasılını açıklayana kadar, hepimiz dezenformasyon sonucu kendimizce domuz gribi hakkında farklı sonuçlara varmış olacağız.
Bugün ben bir televizyoncu olsam, domuz gribini istediğim kadar korkunçlaştırabilir ya da ehlileştirebilirim, ulusal medyada röportajları yayımlanan bir gazeteci olsam, bu konuda uzmanmışçasına tasarladığım hayali profesörle yaptığım hayali röportajı, internet’ten bulduğum fotoğraflarla süsleyip gazeteye gönderebilirim ve istediğim etkide bir röportaj ortaya çıkarabilirim.
Bugün sen bunu okurken, domuz gribi hakkında sana bilgi verecek olan birçok insan, başka internet sitelerinde domuz gribi ile ilgili bir şeyler kovalıyor. Hangisi doğru, hangisi gerçekten konuya dair gerçek bilgileri derliyor bilemezsin. Artık gazeteciler hiçbir şey araştırmadıkları gibi, aramalarına cevap veren ilk insana uzman olsun ya da olmasın, konuyu sorup haber yapıyorlar. Domuz gribi için aşıyı üreten firmaları arayan, oraya giden, bilgilerle, dokümanlarla, video kayıtlarıyla dönen yok; internetten bu konuda edindiği yarım yamalak bilgiyle, internetten ismini bulduğu uzmanlara soru sorup haber yapan gazeteciler artık bizi bilgilendirenler.
Sıradan bir vatandaş olarak benim, domuz gribiyle veya benzer başka bir durumla ilgili bilgileri alabileceğim kaynaklar belli: Gazete, televizyon, İnternet ve sosyal çevrem. Tüm bunlardan da alacağım bilgi elbette ki sıradan insana ulaştırılabilecek bilgiler. Yani domuz gribi ile ilgili halkın bilmemesi gereken bir şey varsa, bu bir gizli bilgiyse, bir kitle imha silahıysa mesela bu virüs, bunu bana birilerinin söyleyeceğini hiç sanmam. Bu yüzden aslında, internetlerden konuyla ilgili bilgiler okuyup manyağa dönüşmek yersiz.
Doğruluğunu asla doğrulayamayacağım internet bilgileriyle domuz gribi hakkında ahkâm kesmeye kalkışayım…
Grip denen hastalık hali hazırda zaten yılda binlerce kişinin ölümüne sebep oluyor. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Serhat Ünal, dünya genelinde mevsimsel gribin her yıl yaklaşık 20-40 milyon kişiyi etkilediğini, 250-300 bin kişininse mevsimsel gripten dolayı yaşamını yitirdiğini söylüyor. Yani domuz gribi, kuş gribi, fantom gribi falan çok da önemli değil, önemli olan gribin zaten öldürücü bir hastalık olabildiği.
Türk Tabibler Birliği’nden Prof. Dr. Murat Akova ve Doç. Dr. Alpay Azap geçenlerde bir basın toplantısı düzenleyerek domuz gribi ile ilgili sorulara cevap verdiler. Söylediklerine göre domuz gribinin klinik belirtileri mevsimsel gripten gripten farklı değil ve mevsimsel gripten daha ağır seyretmiyor. Fakat virüs hızlı yayılıyor. Bu derece etkili olmasının sebebi, toplumun büyük kesiminin daha önce bu ya da benzeri virüsle daha evvel karşılaşmamış olması. Yani vücudun bu virüse nasıl tavır alacağını bilmemesi.
Uzmanların söylediğine göre Pandemik H1N1′in öldürme hızı binde 3-5 arasında. Bu normal influenzadan, yani bildiğin gripten çok daha düşük. Fakat belli yaş gruplarında ölüm oranı daha fazla; o da bağışıklık sistemi zayıf olanlar. Kim onlar, kendilerine iyi bakmayanlar, iyi bakılmayanlar, aşıları yapılmamış çocuklar.
Mesela deniyor ki, H1N1 virüsü 65 yaş üstü insanlara pek bulaşmıyor. Sebebi 1918′deki büyük grip salgını. 1950′li yıllara kadar varlığını koruyan o virüse, 65 yaş üstü insanlar genetik olarak bir bağışıklık geliştirmişler. Ha, şahıs son derece steril bir hayat sürmüştür, grip onu anında bitirir, bu da aslında doğanın gereği.
Biliyoruz ki H1N1 daha da güçlenecek; Maykıl’a bulaşıp onda mutasyon geçirecek, ordan Ahmet’e, Ahmet’te başka özellikler kazanacak Ayşe’ye yerleşecek. Bu durumda virüsün H1N1 olduğu bilinse de, genomunda ne taşıdığı bilinemeyeceğinden kimde hangi H1N1 varyantı var bilmek pek mümkün değil. Bu durumda tek çare var, temizlik ve kendine iyi bakmak. Bildiğin grip tedavisi aslında.
Mevsimsel grip genellikle gribin zatürreye dönüşmesi, solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olması, akciğer-karaciğerinde halihazırda sorun olan insanların organlarının bu hastalığa dayanaması, bilinçsiz ilaç kullanımı gibi nedenlerle bağışıklık sistemi zayıflamış olan insanlarda ölüm nedeni oluyor. Bir diğer sebep ise bilinçsizlik.
Peki, bu bilinç nasıl kazanılacak? Aslında grip karşısında nasıl davranmamız gerektiği bilincine sahibiz. Sanmıyorum ki şimdiye dek grip olmayan bir insan varolsun. Grip oldun muydu yatak istirahati elzem, ateş düşürücü ilaç, bol sıvı, düzgün beslenme, temizlik şart. Baktın hiç iyileşme yok, direkt doktora yollanacaksın. Bir de salgın varsa ki, mevsimsel grip aslında salgın demektir, toplu ortamlara fazla takılmamak, aksırıktan tıksırıktan huylanmak, herkesi sarılıp öpmemek en önemli önlemler. Bu önlemler yıllardır nasılsa, aslında Domuz Gribi için de aynı. Ha, bir de grip aşısı var. Zamanı gelince grip aşısını olur ve olası grip virüslerine karşı bünyeni hazırlarsın ya da ben koç gibiyim, grip olursam daha önce yendim yine yenerim, hem 3 gün de kafa izni alır evde yatarım, dersin o senin bileceğin şey.
Evet, bu noktada ben de herkes gibi oldukça temiz niyetle bir bilgi kirliliği yaratmış oldum.
Bugün grip olan ya da yakınları grip olan herkesin ölümüne dehşete kapılmasına hatta paranoya yapmalarına sebep verecek olan benim yazdıklarım da dâhil tüm internet bilgilerini bir yana bırakalım. Ekim ayı sonuna kadar grip aşısı olunması gerekiyordu. Olmadık. Domuz Gribi için aşı olunması gerekiyor ama önce çocuklar ve hacılar. Bize sıra gelene kadar aşı olacak daha çok insan var. H1N1 virüsünün şu an alçak seviyede seyrettiği, asıl Aralık, Ocak gibi coşacağı söyleniyor. O zamana aşı olmuş olur muyuz bilinmez. Hele ki, etrafta “aşı”nın içeriğiyle ilgili bu kadar paranoyakça bilgi dolaşırken.
Bu tip olayların coşkusuna kendimi kaptırmadan evvel, Türkiye’de yaşadığımı öncelikli bilgi kabul ederim. Zira burada olaylar başka ülkelerde geliştiği gibi gelişmez. Virüs başka ülkelerde yayıldığı gibi yayılmaz, aşı başka ülkelerde olduğu gibi yapılmaz. Başka bir ülkede Sağlık Bakanı “tabii başbakanımız ve cumhurbaşkanımız da aşı olacak” diye açıklama yapmışken, başbakan “Bana ne kardeşim ben aşı olmiycam, olmiycam işte olmiycam” demez. Hatta belki aşı olmuştur da millet ayaklanmasın “başkana aşı var bize niye yok” demeyelim diye tiyatro oynuyordur. Bilemeyiz. Türkiye’de biz neyin ne olduğunu bilemeyiz.
Düşünürüz, izleriz, okuruz, dinleriz ama işin aslını, neyin neden yapıldığını, neyin neden anlatıldığını, nihai amacı bilemez ve böyle giderse kendimizi delirtiriz.
Bugün sabah bir arkadaşla konuşurken domuz gribi hususunda, insanlar ölürken, 30 yaşında gencecik insanlar yitip giderken bu kadar duyarsız olmama kızdı. Olayın ciddiyetini kavramamı istiyordu; ölenlere saygı duymamı… Hatta “senin tanıdığın biri ölse de böyle konuşacak mısın?” falan deyip beni üzmeye bile çalıştı. Benim aklımı başıma getirmiş olmanın rahatlığıyla gününe devam etmesinin onun için daha iyi olduğunu düşündüğümden “Kusura bakma, biraz abarttım” deyip mevzuyu sonlandırdım. Ama o anda ve halen, tersanede ölen insanlarla domuz gribinden ölen insanlar, trafik kazasında ölenlerle yağmur suyunda boğulanlar arasında hangisinin acısı daha fazla kıyaslayamıyorum. Hangi ölüm daha duyarlı olmayı gerektiyor. Elbette ki her ölüm. Fakat asıl sorun, bu derece osuruktan ölümün yaşandığı bir memlekette sadece o günün gündeminde olan bir olay/vaka yüzünden ölenlerin diğer ölümlerden daha önemli bir ölüm olduğunun düşünülmesinin beklentisi. Birileri istiyor diye bu ölüm daha fena, öbür ölüm üçüncü sayfa nitelemesi yanlış ve böyle olmamalı. Hayır, bir de geçen sene bugün, gripten kaç kişi öldüğünü söylesene bana bi.
Evlerden ırak geçen gün grip oldum. Hem de “Türkiye’deki grip hastalarının %98′i domuz gribi” açıklamasını okuduktan hemen sonra. Tabii gayri ihtiyari hemen internetleri kurcaladım, 1918 gribini hatmettikten sonra, Fransa’da domuz gribine tavır nasıl, Avusturya’da neler oluyor, İsveç’te halk aşılanıyor mu, Amerika’da kaç kişi öldü falan diye her türlü bilgiyi yuttum. Heyheylendim, memlekete kızdım, bilim adamlarına sövdüm, eşin dostun kafasını sktim bir güzel, falan derken fena bir titreme başladı, “Hemen hasteneye yetişeyim” diye düşündüm ve sonra dedim ki, doktor acaba ne kadar biliyor domuz gribini? Muhtemelen bana normal grip tedavisi uygulayıp gönderecek. (Bu da dezenformasnyondur, hastanelerde burun/boğaz kültürü vs ile H1N1 testi yapıyorlar) Eve gittim kendi kendime grip tedavisi yaptım. Yattım, terledim, yıkandım, bitki çayları falan. Sabah bir kalktım, evet lan bayağı toparlamışım. Sonraki gün, oo bayağı iyiyim. Grip geçti gitti. Muhtemelen yine gelecek zira etrafımdaki herkes grip çok şükür. Tekrar geldiğinde ne yapacağım? Sanırım o gün herkes gibi benim de ölme ihtimalim var. Fakat eminim ki, “acaba domuz gribi miyim?” endişesiyle parmaklarını kemiren, kafasındaki kurtla dinlenmesini bile rahat rahat geçiremeyen birine göre, “bu beni iyi eder” diye düşünerek yaptığım herşeyle ben daha iyi durumdayım. Ama şu andan itibaren hergün ölebilirim. Aynen şu andan önceki her anda olduğu gibi. Tanıdığım, sevdiğim birileri de pat diye gidebilir ki o gün zaten ben de öldüm demektir. Belki de sırf burası Türkiye diye grip aşısı kuyruğunda izdiham sırasında öleceğiz birçoğumuz.
Ama zaten hepimiz öleceğiz lan.
Şu kalan zamanın keyfini sürmek varken, bu telaşlı hal, bu dehşetli gözler de neyin nesi? Daha önce seni hiç öldürmediler mi?
EK-1: Domuz Gribi Karşılaştırma Tablosu
EK-2: Harbiden Domuz Gribi Karşılaştırma Tablosu (NTVMNBC)
1 yorumcuk! Konu: Ölümcül Deney: H1N1…. ülen!
etkisiz eleman
Kasım 18th, 2009 at 18:46
selam olsun ağabey hanidir şu domuz gribi dışında bişi okuyamıyorum, ısrarla ve keyfle bakınıyorum ;bekliyorum ağabey..:)