﻿﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAZAR TIKANMASI &#187; gece</title>
	<atom:link href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/tag/gece/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yazartikanmasi.com</link>
	<description>tam da başladım, yazıyorum derken...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2010 14:11:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Keşf-iKeyif</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 23:16:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[dinlediM]]></category>
		<category><![CDATA[sevdiM]]></category>
		<category><![CDATA[öğrendiM]]></category>
		<category><![CDATA[anltamam]]></category>
		<category><![CDATA[aurgasm]]></category>
		<category><![CDATA[be]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[oh]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sitesi]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[vakti]]></category>
		<category><![CDATA[valla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=632</guid>
		<description><![CDATA[oturmuş internette dolaşırken, kris&#8217;in taze stumbleupon avatar&#8217;ıyla kendimizden geçtik çok şükür. şeyda bi de baktı ki kris güzel bi site bulmuş, cümle cemaatle paylaşmış bize hiç göndermemiş. (yazdım bunu bi kenara-tam da bu kenara)
site bi güzel çıktı kardeşim, ooo, harbiden adıyla müsemma: aurgasm.
aurgasm.us, daha bugün haberimiz olmasına rağmen, bayağı ciddi takipçisi olan, caz, elektro, soul [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm">Keşf-iKeyif</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>oturmuş internette dolaşırken, kris&#8217;in taze stumbleupon avatar&#8217;ıyla kendimizden geçtik çok şükür. şeyda bi de baktı ki kris güzel bi site bulmuş, cümle cemaatle paylaşmış bize hiç göndermemiş. (yazdım bunu bi kenara-tam da bu kenara)</p>
<p>site bi güzel çıktı kardeşim, ooo, harbiden adıyla müsemma: aurgasm.</p>
<p>aurgasm.us, daha bugün haberimiz olmasına rağmen, bayağı ciddi takipçisi olan, caz, elektro, soul vesayire gibi tarzda müzik yapan ama çok da bilinmeyen grupların tanıtıldığı, paylaşıldığı bir blog. kazdıkça neler çıkıyor bir bilsen. türkiye&#8217;den de bayağı takipçisi varmış üstelik. öyle de bir playlist aparatı var ki sitenin, mesaiyi erit gitsin.</p>
<p>hemen bi de parça bağlayalım arkasına; valla şahane klip. (nerden biliyorum lan ben bu vj havalarını)</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="600" height="338" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2926432&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="600" height="338" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=2926432&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>swing-jazz/balkan/swedish hiphop tarzlarında müzik yapan grubun sayfası da şurda:<br />
<a href="swing-jazz // balkan // swedish hiphop" target="_blank">http://aurgasm.us/2009/04/movits/</a></p>
<p>bunu beğenenlere yanında bir de tribal <a href="http://aurgasm.us/2008/06/sporto-kantes/" target="_blank">Sporto Kantes</a> veriyoruz.<br />
artık gerisi seç, beğen, şenlen.<br />
hadi, yarasın.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm">Keşf-iKeyif</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/ogrendim/kesf-ikeyif.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapay Tatlandırıcı</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/yapay-tatlandirici.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/yapay-tatlandirici.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 00:32:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[denediM]]></category>
		<category><![CDATA[gördüM]]></category>
		<category><![CDATA[izlediM]]></category>
		<category><![CDATA[oyalandıM]]></category>
		<category><![CDATA[derken]]></category>
		<category><![CDATA[falan]]></category>
		<category><![CDATA[fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[groucho marx]]></category>
		<category><![CDATA[hadi]]></category>
		<category><![CDATA[kalk]]></category>
		<category><![CDATA[kalkabiliyorsan]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[üç]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=518</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;herkes kendi mutluluğunda aşınır&#8221; &#8211; met- üst.
Woody Allen&#8217;ın Annie Hall&#8216;u şöyle başlar: &#8220;Eski bir fıkra vardır. İki yaşlı kadın Catskill&#8217;de bir dağ otelindedirler. Biri, &#8216;Buranın yemekleri çok kötü&#8217; der. Diğeri de &#8216;Biliyorum ayrıca porsiyonları da küçük&#8217; der. Ben de hayat hakkında böyle düşünüyorum. Yalnızlık, sefalet, çile ve mutsuzluk dolu ve de çok çabuk geçiyor.&#8221;
Annie Hall, [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/yapay-tatlandirici.htm">Yapay Tatlandırıcı</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">&#8220;<em>herkes kendi mutluluğunda aşınır</em>&#8221; &#8211; met- üst.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/12/groucho.JPG"><img class="alignright size-full wp-image-522" title="groucho" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/12/groucho.JPG" alt="groucho" width="250" height="245" /></a>Woody Allen&#8217;ın <strong><a href="http://www.imdb.com/title/tt0075686/" target="_blank">Annie Hall</a></strong>&#8216;u şöyle başlar: &#8220;<em>Eski bir fıkra vardır. İki yaşlı kadın Catskill&#8217;de bir dağ otelindedirler. Biri, &#8216;Buranın yemekleri çok kötü&#8217; der. Diğeri de &#8216;Biliyorum ayrıca porsiyonları da küçük&#8217; der. Ben de hayat hakkında böyle düşünüyorum. Yalnızlık, sefalet, çile ve mutsuzluk dolu ve de çok çabuk geçiyor.&#8221;</em></p>
<p>Annie Hall, bambaşka bir kültüre ve bambaşka hayallere sahip bir kadına aşık olan her erkek, özellikle de Türgerkeği için umutsuz bir filmdir. Her ne kadar Annie ve Alyv hallerinden memnun ve mutlu görünseler de bu bizim kabul edebileceğimiz türde bir mutluluk değildir. Zira sonunda herkes kendi hayatını yaşar.</p>
<p>Biz, bağımlılık ve bağlılık kabilesinden geliriz. &#8220;<em>Herkes bizim istediğimiz gibi yaşasın</em>&#8221; düşüncesinin tam da orta yerinden&#8230; Ailelerimiz bize herşeyden önce kendilerine ihtiyaç duymamız gerektiğini öğretirler. Ne olursa olsun, ailene bağlı kal, ailen sana doğruyu öğretmiştir, seni en çok onlar sevmiştir ve arada bir de olsa ailenle olmak zorundasın. Çünkü bu senin şifandır, ilacındır. Eğer onların istediği gibi yaşarsan seni daha çok severler. Sen de senin gibi yaşayan, senin gibi yemek yiyen, senin gibi gülen, güzel bir akşamdan beklentinin aşağı yukarı benzer olduğu ailene bağlı olmamanın aksini düşünemezsin; çünkü neye dönüşürsen dönüş, kim olursan ol, onlar seni -sık sık birilerine/birşeylere benze diye dürtseler de- olduğun gibi kabul ederler.<br />
<span id="more-518"></span></p>
<p>Annie Hall da belki bu yüzden umutsuz bir filmdir. Herkes kendi mutluluğuna gider ve arada sırada görüşüp, birlikte eğlenceli vakit geçirirler. Bu ne bizim ailemiz, ne düşlediğimiz gelecek ne de sevgililerimiz için kabul edemeyeceğimiz bir olasılıktır. Bahsettiğim gibi biz, etrafımızdaki insanların bizi olduğumuz gibi kabul ettikleri gerçeğine inanır, onlar için ideal hayat kurguları yapar ve buna çok sıkı sarılırız. Hal böyleyken, dönüp onlara bizim hakkımızda ne düşündüklerini, bizim yanımızda nasıl hissettiklerini, aslında olmak istedikleri yerleri, kendi hayallerini sormayız bile.</p>
<p>Ailelerimiz, yanlarında iyi hissettiğimizden o kadar eminlerdir ki, bunu -en azından yüzümüze karşı- hiç sorgulamazlar. Biz, onların bizden memnun olduğundan o kadar eminizdir ki -olmadığımız zamanlarda aileden kopar gider ve arada ziyaret ettiğimizde aynı durumun geçerli olduğunu varsayarız- onlarla bu konuları hiç konuşmayız. Sevgilimizin, eşimizin madem bizimle birliktelerse, bizi olduğumuz gibi kabul etmek için can attıklarını düşünürüz. Zamanla rahatlar, rahatlar, &#8220;neysek o&#8221;ymuşuz gibi davranmaya başlarız.</p>
<p>Çoğu zaman kendimize bile katlanılmaz geldiğimiz olur. Misal bana oluyor. Kendime dışarıdan baktığım bazı anlardan; bir kadın bu adamı neden sever, bir anne bu çocuğu halen neden arayıp sorar, bir kardeş bu abiye neden halen abi diye seslenir çözemediğim zamanlardan bahsediyorum. Katlanılmaz olduğum anları arayıp bulduğum ve bu hallerimle güreşmeye niyet ettiğim içsel yolculuklardır bunlar. Sonucunda derim ki, ben bile bazen bu halime veya herhangi bir halime katlanamıyorsam, benden bir başkasının bende katlanılmaz haller görmesi/bulması çok daha kolaydır. Bu gibi düşüncelerden sonra kendime olan bağlılığım ve bağımlılığım azalıyor. Bu durumlarda metropol insanının en büyük işkencesi olan ve adına empati denen o garip hissiyatla; kendime kendi gözümle değil, onların gözüyle bakmayı denerim. Ve böyle yaptığımda, etrafımdaki insanların benimle daha mutlu, daha huzurlu olduklarını gözlerim. Tabii ki bu da kendimi rahatlatma çabalarımdan biri olabilir.</p>
<p>Annie Hall&#8217;a dönecek olursak, kişilerin; birlikte yaşamak adına, aşık olmak, sevgili olmak, baba-anne olabilmek, abi-kardeş ya da dost olabilmek için, düzgün bir ilişki kurabilmek ve birbirlerine yaşama sevinci verebilmek için bu kadar çaba sarfettikleri kişilerin, &#8220;<em>ne yapalım durum böyle</em>&#8221; diyerek kendi hayatlarına devam etmelerine seyirci kalmak üzücüdür. Kalan olmak, kendi dertlerinin içinde yalnız bırakılmak veya onların kendileri için uygun gördükleri  &#8217;gelecek&#8217; hayatlarına doğru gidişlerini izlemek fenadır. Giden bizsek, mutlaka haklı bir sebebimiz vardır gerçi ama giden, Annie&#8217;yse, sevgiliyse, onsuz olamayacağımızı düşündüğümüz biriyse, uğrunda kendimizce bir şeylerden vazgeçtiğimiz, değiştiğimiz, kabullendiğimiz, en romantik, en sefil, en neşeli, en cesur hallerimizi paylaştığımız, uğrunda yaşadığımız ya da yaşamadığımız biriyse, bunu kabul etmek çok zordur. Annie Hall&#8217;ın sonundaki umutsuzluk da budur aslında.</p>
<p>Fakat burada, nevrotik bir varoluşun, umutsuzluğa olan yatkınlığını da gözden kaçırmamak gerekli. Bu aslında tam da<a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/12/photopodborka_097.jpg"  rel="lightbox-518"><img class="alignright size-full wp-image-519" style="margin: 4px; border: black 4px solid;" title="ne görmek istersen" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/12/photopodborka_097.jpg" alt="ne görmek istersen" width="267" height="219" /></a> kendimizden başlayarak, etrafımızdaki herkesi ve herşeyi etkiler. Hayatta ne olursa olsun, başka hayatlardan öğrendiğimiz ve süzdüğümüz umutsuzluk portreleri bizim geleceğimiz değildir. Olmak zorunda değildir. Bütün ihtimaller evvelden elenmiş, bütün hayatlar yaşanmış; birbirine benzeyen çoğu iki olasılıklı durumlarda bile olabilecekler sadece o olasılıklarla sınırlı değildir. Bizler karar verir, uygular, değiştiririz. Planlar yaparız, birşeyleri kendimizce yaşamaya değer görürüz, planlarımız tutmasa bile, yaşamaya değer gördüğümüz osuruktan mutlulukları yaşayamasak bile henüz hiçbir şey bitmiş değildir ve hiçbir şey, bizim önceden sandığımız gibi olmak zorunda değildir. Yani Alyv ve Annie&#8217;nin sonu, bu şekilde olmak zorunda değildir.</p>
<p>Hayat, kendisinden ne beklediğin ve ne elde ettiğinle not veremeyeceğin kadar zengindir. İhtimalleri göremiyor, bilemiyor, hayal bile edemiyor olman, bunların bu hayatta gerçekleştirilemeyeceği anlamına da gelmez. Doğru, baştaki, belki sadece Woody Allen&#8217;ın aklında yer etmiş o fıkrada olduğu gibi hayat üzücüdür. Bir sürü keyfi olsa bile maalesef porsiyonları küçüktür; öyle küçüktür ki, çile çekerek, mutsuz, yalnızlıkla geçirdiğin koca hayatta yaşadığın keyifli bir gün, totale baktığında sadece bir takvim yaprağıdır. Hatta hayat artık, birden bire, şok gibi, evvelce 23 saatte katetebildiğin bir yolu, uçakla bir saatle gidebilmek gibi hızla, sen ne olduğunu bile anlamadan geçip gitmekte olduğundan o takvim yaprağının esamisi bile okunmaz.</p>
<p>Şunu bilirim ki, kendini mutlu gördüğün, mutlu olduğunu kabul ettiğin, etrafındaki insanların bundan dolayı mutlu olduğu ve bunu yüzlerinde, gözlerinde, japon çizgi filmi karakterlerinin göz bebeklerinde olduğu gibi gözbebeklerinde hissettiğin; birisinin o duyguyu başka türlü ifade etmek istemeyeceği için sana sarıldığı, seninle-yanında olmaktan mutlu olduğunu söylemek ihtiyacı duyduğu sadece bir gün, takvimden koparılmış ve nerede olduğu bilinmeyen o yaprak, sen tarihini hatırlamasan da, hayatın boyunca karşılacağın herşeye bedeldir.</p>
<p>Çoğumuz daha güzel hayatlar isteriz. Geriye dönüp baktığımızda gurur duyacağımız cinsten. Sıradan bir hayatımız olsun istemeyiz, annemizinki gibi, babamızınki gibi, kendini heder etmekte usta bir sevgilininki gibi&#8230;, kapısının üstünde karınca duası asılı ve ömrü kimsenin marifet saymayacağı işlerde karınca gibi çalışarak geçmiş bir ihtiyar olmak istemeyiz hiçbirimiz. sıradanlığı kabul edemeyiz. oysa, farkında bile olmasak da hayatımız sıradan hayatlardan biridir ve lâkin yaşadığımız her an benzersiz bir deneyimdir. sırf bu yüzden her muhtemel ihtimal eğer içinde insanca kalabiliyorsan, yaşamaya değer.</p>
<p>bir fıkra da ben anlatayım. e, artık yaşlanıyoruz tabii, zamanın espri anlayışından geri kalınca fıkrayla geçiştireceksin&#8230;</p>
<p>bir gün, charlie chaplin nasrettin hoca ile karşılaşmış. &#8220;<em>hoca</em>&#8221; demiş, &#8220;<em>modern zamanlar diye bir film çektim izledin mi? modern insanın çarklar arasında kayboluşunu anlatıyor.</em>&#8221;  hoca hiç oralı olmadan bindiği dalı kesmeye devam ederken, &#8220;<em>o senin zamanının derdi</em>&#8221; demiş, &#8220;<em>olur mu candoz?</em>&#8221; diye atılmış charlie chaplin, &#8220;<em>ikimiz de toplumsal mizah yapıyoruz&#8230;</em>&#8221; pis pis sırıtmış nasrettin hoca, &#8220;y<em>av çarli dasshükter git allahını seversen, seni şu bıyıkla gören birinin yaptığını ciddiye alacağını mı sanıyorsun?</em>&#8220; </p>
<p>dal kesilmiş, hoca yere düşmüş. Charlie Chaplin, &#8220;<em>hitler&#8217;in aynı bıyığına ses etmiyorsun, bizimkine laga luga&#8230; bak cezanı buldun, düştün, ben de seninle taşşak geçeyim mi?</em>&#8221; diye söylenmiş, hoca nasrettin belini tutarak, &#8220;<em>bre düdük</em>&#8221; demiş, &#8220;<em>görmüyor musun bizzat bindiğim dalı kestim, ben kendimle taşağın alasını geçiyorum zaten!</em>&#8220;.</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/yapay-tatlandirici.htm">Yapay Tatlandırıcı</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/denedim/yapay-tatlandirici.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümcül Deney: H1N1&#8230;. ülen!</title>
		<link>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/suzdum/h1n1-olumcul-deney.htm</link>
		<comments>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/suzdum/h1n1-olumcul-deney.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 16:29:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cyrettin Yüreklikatır</dc:creator>
				<category><![CDATA[oyalandıM]]></category>
		<category><![CDATA[süzdüM]]></category>
		<category><![CDATA[tiksindiM]]></category>
		<category><![CDATA[akar]]></category>
		<category><![CDATA[aklım]]></category>
		<category><![CDATA[bak]]></category>
		<category><![CDATA[be]]></category>
		<category><![CDATA[beni]]></category>
		<category><![CDATA[biraz terle]]></category>
		<category><![CDATA[bulur]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[dü]]></category>
		<category><![CDATA[düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğim]]></category>
		<category><![CDATA[ı]]></category>
		<category><![CDATA[iç]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bak]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bak kendine]]></category>
		<category><![CDATA[kendiğe]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[me]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[ni]]></category>
		<category><![CDATA[olsa]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[sende]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[şün]]></category>
		<category><![CDATA[yarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yatağını]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yazartikanmasi.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Dünyayı sarsan yeni fırtına domuz gribi. Yeni bir 11 Eylül, yeni bir ekonomik kriz olsa; emo şekilli bir abi amerika başkanlığına aday gösterilse, yeni bir sars daha çıksa, hepsi şu anda dünyayı saran asıl sorun olan dezenformasyon marifetiyle bu derece tartışılacaktı ve kimileri için endişe yaratacaktı.
Artık bilginin kaynağının internet olması, gerçeğin bilinebilirliğini ortadan kaldırıyor. Daha [...]<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/suzdum/h1n1-olumcul-deney.htm">Ölümcül Deney: H1N1&#8230;. ülen!</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/yazartikanmasi-virusupdaytey.jpg"  rel="lightbox-467"><img class="alignright size-full wp-image-470" style="border: 4px solid black; margin: 4px;" title="yazartikanmasi-virusupdaytey" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/yazartikanmasi-virusupdaytey.jpg" alt="yazartikanmasi-virusupdaytey" width="325" height="247" /></a>Dünyayı sarsan yeni fırtına domuz gribi. Yeni bir 11 Eylül, yeni bir ekonomik kriz olsa; emo şekilli bir abi amerika başkanlığına aday gösterilse, yeni bir sars daha çıksa, hepsi şu anda dünyayı saran asıl sorun olan dezenformasyon marifetiyle bu derece tartışılacaktı ve kimileri için endişe yaratacaktı.</p>
<p>Artık bilginin kaynağının internet olması, gerçeğin bilinebilirliğini ortadan kaldırıyor. Daha doğrusu, sadece bir gerçek yok bundan böyle. Domuz gribi bir kitlesel biyoterör ürünü, bir deney, insanların mutantlaştıracak olan o garip virüs, kıyamet habercisi, çağın vebası, çılgın bir bilim adamının ufak bir hatası veya bir grip virüsü olabilir. Hepsi olabilir fakat aslında ne olduğunu biz katiyyen bilemeyiz. Bilemeyiz çünkü, bilim adamları bunun sebebini, nedenini nasılını açıklayana kadar, hepimiz dezenformasyon sonucu kendimizce domuz gribi hakkında farklı sonuçlara varmış olacağız.</p>
<p>Bugün ben bir televizyoncu olsam, domuz gribini istediğim kadar korkunçlaştırabilir ya da ehlileştirebilirim, ulusal medyada röportajları yayımlanan bir gazeteci olsam, bu konuda uzmanmışçasına tasarladığım hayali profesörle yaptığım hayali röportajı, internet&#8217;ten bulduğum fotoğraflarla süsleyip gazeteye gönderebilirim ve istediğim etkide bir röportaj ortaya çıkarabilirim.</p>
<p><span id="more-467"></span>Bugün sen bunu okurken, domuz gribi hakkında sana bilgi verecek olan birçok insan, başka internet sitelerinde domuz gribi ile ilgili bir şeyler kovalıyor. Hangisi doğru, hangisi gerçekten konuya dair gerçek bilgileri derliyor bilemezsin. Artık gazeteciler hiçbir şey araştırmadıkları gibi, aramalarına cevap veren ilk insana uzman olsun ya da olmasın, konuyu sorup haber yapıyorlar. Domuz gribi için aşıyı üreten firmaları arayan, oraya giden, bilgilerle, dokümanlarla, video kayıtlarıyla dönen yok; internetten bu konuda edindiği yarım yamalak bilgiyle, internetten ismini bulduğu uzmanlara soru sorup haber yapan gazeteciler artık bizi bilgilendirenler.</p>
<p>Sıradan bir vatandaş olarak benim, domuz gribiyle veya benzer başka bir durumla ilgili bilgileri alabileceğim kaynaklar belli: Gazete, televizyon, İnternet ve sosyal çevrem. Tüm bunlardan da alacağım bilgi elbette ki sıradan insana ulaştırılabilecek bilgiler. Yani domuz gribi ile ilgili halkın bilmemesi gereken bir şey varsa, bu bir gizli bilgiyse, bir kitle imha silahıysa mesela bu virüs, bunu bana birilerinin söyleyeceğini hiç sanmam. Bu yüzden aslında, internetlerden konuyla ilgili bilgiler okuyup manyağa dönüşmek yersiz.</p>
<p>Doğruluğunu asla doğrulayamayacağım internet bilgileriyle domuz gribi hakkında ahkâm kesmeye kalkışayım&#8230;</p>
<p>Grip denen hastalık hali hazırda zaten yılda binlerce kişinin ölümüne sebep oluyor. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Genel Sekreteri<strong> Prof. Dr. Serhat Ünal</strong>, dünya genelinde <strong>mevsimsel gribin her yıl yaklaşık 20-40 milyon kişiyi etkilediğini, 250-300 bin kişininse mevsimsel gripten dolayı yaşamını yitirdiğini</strong> söylüyor. Yani domuz gribi, kuş gribi, fantom gribi falan çok da önemli değil, önemli olan gribin zaten öldürücü bir hastalık olabildiği.</p>
<p>Türk Tabibler Birliği&#8217;nden <strong>Prof. Dr. Murat Akova</strong> ve <strong>Doç. Dr. Alpay Azap</strong> geçenlerde bir basın toplantısı düzenleyerek domuz gribi ile ilgili sorulara cevap verdiler. Söylediklerine göre domuz gribinin klinik belirtileri mevsimsel gripten gripten farklı değil ve mevsimsel gripten daha ağır seyretmiyor. Fakat virüs hızlı yayılıyor. Bu derece etkili olmasının sebebi, toplumun büyük kesiminin daha önce bu ya da benzeri virüsle daha evvel karşılaşmamış olması. Yani vücudun bu virüse nasıl tavır alacağını bilmemesi.</p>
<p>Uzmanların söylediğine göre Pandemik H1N1&#8242;in öldürme hızı binde 3-5 arasında. Bu normal influenzadan, yani bildiğin gripten çok daha düşük. Fakat belli yaş gruplarında ölüm oranı daha fazla; o da bağışıklık sistemi zayıf olanlar. Kim onlar, kendilerine iyi bakmayanlar, iyi bakılmayanlar, aşıları yapılmamış çocuklar.</p>
<p>Mesela deniyor ki, H1N1 virüsü 65 yaş üstü insanlara pek bulaşmıyor. Sebebi 1918&#8242;deki büyük grip salgını. 1950&#8242;li yıllara kadar varlığını koruyan o virüse, 65 yaş üstü insanlar genetik olarak bir bağışıklık geliştirmişler. Ha, şahıs son derece steril bir hayat sürmüştür, grip onu anında bitirir, bu da aslında doğanın gereği.</p>
<p>Biliyoruz ki H1N1 daha da güçlenecek; Maykıl&#8217;a bulaşıp onda mutasyon geçirecek, ordan Ahmet&#8217;e, Ahmet&#8217;te başka özellikler kazanacak Ayşe&#8217;ye yerleşecek. Bu durumda virüsün H1N1 olduğu bilinse de, genomunda ne taşıdığı bilinemeyeceğinden kimde hangi H1N1 varyantı var bilmek pek mümkün değil. Bu durumda tek çare var, temizlik ve kendine iyi bakmak. Bildiğin grip tedavisi aslında.</p>
<p>Mevsimsel grip genellikle gribin zatürreye dönüşmesi, solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olması, akciğer-karaciğerinde halihazırda sorun olan insanların organlarının bu hastalığa dayanaması, bilinçsiz ilaç kullanımı gibi nedenlerle bağışıklık sistemi zayıflamış olan insanlarda ölüm nedeni oluyor.  Bir diğer sebep ise bilinçsizlik.</p>
<p>Peki, bu bilinç nasıl kazanılacak? Aslında grip karşısında nasıl davranmamız gerektiği bilincine sahibiz. Sanmıyorum ki şimdiye dek grip olmayan bir insan varolsun. Grip oldun muydu yatak istirahati elzem, ateş düşürücü ilaç, bol sıvı, düzgün beslenme, temizlik şart. Baktın hiç iyileşme yok, direkt doktora yollanacaksın. Bir de salgın varsa ki, mevsimsel grip aslında salgın demektir, toplu ortamlara fazla takılmamak, aksırıktan tıksırıktan huylanmak, herkesi sarılıp öpmemek en önemli önlemler. Bu önlemler yıllardır nasılsa, aslında Domuz Gribi için de aynı. Ha, bir de grip aşısı var. Zamanı gelince grip aşısını olur ve olası grip virüslerine karşı bünyeni hazırlarsın ya da <em>ben koç gibiyim, grip olursam daha önce yendim yine yenerim, hem 3 gün de kafa izni alır evde yatarım</em>, dersin o senin bileceğin şey.</p>
<p>Evet, bu noktada ben de herkes gibi oldukça temiz niyetle bir bilgi kirliliği yaratmış oldum.</p>
<p>Bugün grip olan ya da yakınları grip olan herkesin ölümüne dehşete kapılmasına hatta paranoya yapmalarına sebep verecek olan benim yazdıklarım da dâhil tüm internet bilgilerini bir yana bırakalım. Ekim ayı sonuna kadar grip aşısı olunması gerekiyordu. Olmadık. Domuz Gribi için aşı olunması gerekiyor ama önce çocuklar ve hacılar. Bize sıra gelene kadar aşı olacak daha çok insan var. H1N1 virüsünün şu an alçak seviyede seyrettiği, asıl Aralık, Ocak gibi coşacağı söyleniyor. O zamana aşı olmuş olur muyuz bilinmez. Hele ki, etrafta &#8220;aşı&#8221;nın içeriğiyle ilgili bu kadar paranoyakça bilgi dolaşırken.</p>
<p>Bu tip olayların coşkusuna kendimi kaptırmadan evvel, Türkiye&#8217;de yaşadığımı öncelikli bilgi kabul ederim. Zira burada olaylar başka ülkelerde geliştiği gibi gelişmez. Virüs başka ülkelerde yayıldığı gibi yayılmaz, aşı başka ülkelerde olduğu gibi yapılmaz. Başka bir ülkede Sağlık Bakanı &#8220;<em>tabii başbakanımız ve cumhurbaşkanımız da aşı olacak</em>&#8221; diye açıklama yapmışken, başbakan &#8220;<em>Bana ne kardeşim ben aşı olmiycam, olmiycam işte olmiycam&#8221; </em>demez. Hatta belki aşı olmuştur da millet ayaklanmasın &#8220;başkana aşı var bize niye yok&#8221; demeyelim diye tiyatro oynuyordur. Bilemeyiz. Türkiye&#8217;de biz neyin ne olduğunu bilemeyiz.</p>
<p>Düşünürüz, izleriz, okuruz, dinleriz ama işin aslını, neyin neden yapıldığını, neyin neden anlatıldığını, nihai amacı bilemez ve böyle giderse kendimizi delirtiriz.</p>
<p>Bugün sabah bir arkadaşla konuşurken domuz gribi hususunda, insanlar ölürken, 30 yaşında gencecik insanlar yitip giderken bu kadar duyarsız olmama kızdı. Olayın ciddiyetini kavramamı istiyordu; ölenlere saygı duymamı&#8230; Hatta &#8220;<em>senin tanıdığın biri ölse de böyle konuşacak mısın?</em>&#8221; falan deyip beni üzmeye bile çalıştı. Benim aklımı başıma getirmiş olmanın rahatlığıyla gününe devam etmesinin onun için daha iyi olduğunu düşündüğümden &#8220;<em>Kusura bakma, biraz abarttım</em>&#8221; deyip mevzuyu sonlandırdım. Ama o anda ve halen, tersanede ölen insanlarla domuz gribinden ölen insanlar, trafik kazasında ölenlerle yağmur suyunda boğulanlar arasında hangisinin acısı daha fazla kıyaslayamıyorum. Hangi ölüm daha duyarlı olmayı gerektiyor. Elbette ki her ölüm. Fakat asıl sorun, bu derece osuruktan ölümün yaşandığı bir memlekette sadece o günün gündeminde olan bir olay/vaka yüzünden ölenlerin diğer ölümlerden daha önemli bir ölüm olduğunun düşünülmesinin beklentisi. Birileri istiyor diye bu ölüm daha fena, öbür ölüm üçüncü sayfa nitelemesi yanlış  ve böyle olmamalı. Hayır, bir de geçen sene bugün, gripten kaç kişi öldüğünü söylesene bana bi.</p>
<p>Evlerden ırak geçen gün grip oldum. Hem de &#8220;<em>Türkiye&#8217;deki grip hastalarının %98&#8242;i domuz gribi</em>&#8221; açıklamasını okuduktan hemen sonra. Tabii gayri ihtiyari hemen internetleri kurcaladım, 1918 gribini hatmettikten sonra, Fransa&#8217;da domuz gribine tavır nasıl, Avusturya&#8217;da neler oluyor, İsveç&#8217;te halk aşılanıyor mu, Amerika&#8217;da kaç kişi öldü falan diye her türlü bilgiyi yuttum. Heyheylendim, memlekete kızdım, bilim adamlarına sövdüm, eşin dostun kafasını sktim bir güzel, falan derken fena bir titreme başladı, &#8220;<em>Hemen hasteneye yetişeyim</em>&#8221; diye düşündüm ve sonra dedim ki, doktor acaba ne kadar biliyor domuz gribini? Muhtemelen bana normal grip tedavisi uygulayıp gönderecek. (<em>Bu da dezenformasnyondur, hastanelerde burun/boğaz kültürü vs ile H1N1 testi yapıyorlar</em>) Eve gittim kendi kendime grip tedavisi yaptım. Yattım, terledim, yıkandım, bitki çayları falan. Sabah bir kalktım, evet lan bayağı toparlamışım. Sonraki gün, oo bayağı iyiyim. Grip geçti gitti. Muhtemelen yine gelecek zira etrafımdaki herkes grip çok şükür. Tekrar geldiğinde ne yapacağım? Sanırım o gün herkes gibi benim de ölme ihtimalim var. Fakat eminim ki, &#8220;<em>acaba domuz gribi miyim?</em>&#8221; endişesiyle parmaklarını kemiren, kafasındaki kurtla dinlenmesini bile rahat rahat geçiremeyen birine göre, &#8220;bu beni iyi eder&#8221; diye düşünerek yaptığım herşeyle ben daha iyi durumdayım. Ama şu andan itibaren hergün ölebilirim. Aynen şu andan önceki her anda olduğu gibi. Tanıdığım, sevdiğim birileri de pat diye gidebilir ki o gün zaten ben de öldüm demektir. Belki de sırf burası Türkiye diye grip aşısı kuyruğunda izdiham sırasında öleceğiz birçoğumuz.</p>
<p>Ama zaten hepimiz öleceğiz lan.</p>
<p>Şu kalan zamanın keyfini sürmek varken, bu telaşlı hal, bu dehşetli gözler de neyin nesi? Daha önce seni hiç öldürmediler mi?</p>
<p>EK-1: Domuz Gribi Karşılaştırma Tablosu</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/gripmiyimneyim.png"  rel="lightbox-467"><img class="aligncenter size-full wp-image-468" title="gripmiyimneyim" src="http://www.yazartikanmasi.com/wp-content/uploads/2009/11/gripmiyimneyim.png" alt="gripmiyimneyim" width="556" height="689" /></a></p>
<p>EK-2: <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25017593" target="_blank">Harbiden Domuz Gribi Karşılaştırma Tablosu</a> (NTVMNBC)</p>
<p><a href="http://www.yazartikanmasi.com">YAZAR TIKANMASI by Cyrettin Yureklikatir</a><br/><br/><a href="http://www.yazartikanmasi.com/index.php/suzdum/h1n1-olumcul-deney.htm">Ölümcül Deney: H1N1&#8230;. ülen!</a></p>
        <p><center>&copy; %FIRST Yüreklikatır - visit the <a href="http://www.yazartikanmasi.com">author</a> for more great content.</center></p>      ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yazartikanmasi.com/index.php/suzdum/h1n1-olumcul-deney.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
